Dolar neden zayıflıyor?


15 Eylül 2017 04:15

Son aylarda doların diğer para birimleri karşısında sert bir şekilde değer yitirdiğini görüyoruz. Bu görüntü bir yandan yakın zamana kadar dolardaki tırmanışı kaygıyla izleyen hükümetin elini rahatlatırken diğer taraftan da gerilemenin devamı halinde ihracatı vuracağı endişesi yaratıyor, merkez bankasının devreye girmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Amerikan Merkez Bankası Fed tarafından yayımlanan fiyat ayarlı dolar endeksi (Price adjusted broad dollar index) Amerikan dolarının ticari partnerlerinin para birimleri karşısındaki değerini gösteriyor. Endeks 2000’lerin başında 110 seviyesinin üzerine kadar tırmanmıştı. 2002 yılından itibaren uygulamaya konan genişlemeci politikayla faizler gerilerken, dolar endeksi de aşamalı olarak 2008 yılının başlarında 84 seviyesine kadar indi. 2008 krizinin patlak vermesiyle birlikte ilk aşamada değer kazanan dolar endeksi 2009 yılının ilk aylarında 97 seviyesine yükseldi. Bu tarihten itibaren devreye sokulan krize müdahale politikaları ve miktarsal genişleme dolar endeksinin 2011 yılında 80 ile tarihsel olarak en düşük seviyeyi görmesini sağladı. 

Fed’in miktarsal genişlemeye son vermesi ve faiz artırımı sinyalleri ile dolar tekrar güç kazanmaya başladı. Trump’ın seçilmesi ve sonrasında vadettiği ekonomi politikalarının sıkı bir parasal duruşu gerektireceği beklentisiyle dolar endeksi 2016 yılının aralık ayında 104’e yükseldi. 2017 yılının ilk yalarından itibaren ise gevşemeye başlayarak 96 seviyesine geriledi. Benzer şekilde 1.05’lere gerileyen avro/dolar paritesi de geçtiğimiz günlerde 1.20’lerin üstüne tırmandı. TL karşısında ise dolar 3.40’ın altına kadar sarktı. 

Doların değer kaybı ardındaki nedenlere dönersek ABD odaklı gelişmeler ön plana çıkıyor. Doların yönünü değiştiren ilk etken Trump’ın  sözleri oldu. Trump’ın güçlü doların Amerikan ekonomisi açısından tehdit oluşturduğu şeklindeki açıklaması üzerine dolar yönünü aşağı çevirdi. Sonrasında ise Beyaz Saray cephesinde yaşanan çalkantılar, Trump’a dönük soruşturmalar ve dönem dönem artan bir şekilde dile getirilen azledilme beklentisi doları zayıflattı. Son olarak ünlü bahis sitesi Ladbrokes’da açılan bahisler Trump’ın başkanlık süresinin sonunu görememe olasılığını yüzde 48’lerde gösteriyordu. Piyasalar bu ortamda Trump yönetiminin vergi indirimleri ve altyapı yatırımlarını içeren vaatlerini gerçekleştirmesinin politikaları fazlasıyla zorlaştığını görüyor ve Fed’in mevcut tabloda faiz artırımında frene basacağını fiyatlıyor. 
Geçmişte Amerikan ekonomisinde yaşanan sorunlar diğer ülkelerdeki örneklerinin aksine doların güçlenmesine yol açardı. Bunun en belirgin örneklerinden birini ABD’nin kredi notunun düşürülmesinin ardından görmüştük. Bu anomalinin temel sebebi ise doların güvenli liman olarak görülmesi ve (Kaynağı ABD dahi olsa) küresel ekonomide artan risklerin sermayenin dolara dönmesine yol açmasıydı. Bugün tablonun değişmeye başladığını görüyoruz. ABD yönetimin karşılaştığı günden güne artan belirsizlikler diğer para birimlerine dönük talebi arttırıyor. Yakın zamana değin anahtar para birimi olarak geleceği tartışılan avro yeniden güç kazanıyor.

Avro Bölgesi’ne baktığımızda bu gelişmelerin bazı ülkeleri diğerlerinden daha fazla tedirgin ettiğini söylemek mümkün. Bölge genelindeki büyüme hızı ikinci çeyrekte yüzde 0.6’ya, bir önceki yıla oranla ise yüzde 2.1’e ulaştı. Yapılan projeksiyonlar avrodaki yükselişin sürmesi halinde büyümeyi yüzde 0.4 dolayında aşağı çekebileceğini öngörüyor. Güçlü dolardan şikayetçi olan ülkelerin başında ise Avro Bölgesi dışına ihracatı toplam içinde önemli pay tutan İtalya ve Fransa geliyor. İhracatının sadece dörtte birini dolar ile gerçekleştiren Almanya ise geçmişte olduğu gibi rahat. Almanya cephesinden kurun halen uzun dönem denge seviyesi olan 1.25’in altında olduğu yönünde açıklamalar geliyor. İhracatının üçte ikisini AB’ye gerçekleştiren İspanya ise nispeten rahat görünmekle birlikte son dönemde AB dışına gerçekleşen ihracattaki artış hızının yüzde 5’i bulduğu düşünüldüğünde güçlü para biriminden tedirgin olmakta haklı sebepleri var.

Sonuç olarak, Trump ihracatı canlandırmak için zayıf dolar istiyor. Birbiri ardına patlayan skandallar ve Beyaz Saray’da yaşanan kaos bu işi kolaylaştırıyor. Ama bu gidişatın sürmesi o kadar kolay değil. Krizin yaralarını henüz sarmakta olan Avrupa ekonomisi oldukça kırılgan. Temel göstergeler ABD ile karşılaştırıldığında oldukça zayıf.  Bu nedenle dolardaki güç kaybının sürmesi avro cephesinden de müdahaleyi beraberinde getirecektir. 

www.evrensel.net