Onlar Cumhuriyetçileri dünya da onları yargılıyor!


13 Eylül 2017 04:15

Cumhuriyet gazetesinin yönetici, yazar ve çizerleri ile avukatlarının yargılandığı davanın ikinci duruşması önceki gün yapıldı. Tutuklu Cumhuriyetçilerin tahliye talepleri, “Tanık dinlemelerinin tamamlanmadığı” gerekçesiyle reddedildi.

Duruşma günü Silivri Cezaevinin önünde ve duruşma salonunda yaşananlar; Türkiye’yi tek adam rejimine sürükleyenlerin gazeteciliği yargılamak için hukuku, aklı, adalet  fikrini zorladığı ama gerçeği söylemede ısrar eden gazetecilerin, gerçek gazeteciliği savunmaya devam etme kararlılığının fotoğrafını oluşturdu. 

Dışarıda, mahkemeyi izlemeye gelenlerin önemli bir bölümü duruşma salonuna alınamazken gazetecilerin basın açıklaması da yasaklandı. Bu yüzden gazetecilerin basın açıklaması HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu tarafından okundu.

MAHKEME GAZETECİLİĞİ SUÇLAYACAK ‘KANIT’ PEŞİNDE!  

Duruşma salonu ise; tanıkların dinlendiği ve tutuklu Cumhuriyetçilerin suçlayanları suçladığı konuşmalara sahne oldu. Mahkeme Heyetinin tanıklar üstünden iddianamedeki spekülatif suçlamalara dayanak araması boşa düşerken, bu davada amacın, Cumhuriyet’i ve onun şahsında gerçekleri yazan gazeteciliğin suçlanması olduğu bir kez daha açıkça ortaya çıktı. 

Ancak, Mahkeme Heyeti, gazetecileri cezaevinde tutacak bir kanıt elde edemediği için olacak, duruşmaya gelmeyen üç tanığın dinlenmediğini gerekçe göstererek, Cumhuriyet çalışanlarının tutukluluğunun devamına karar verdi. 

Doğrusu duruşmada gelinen yer, artık “Sözle söylenebilecek şeylerin bittiği” yerdir. Çünkü; Cumhuriyet’in yönetici, yazar ve çizerleri ile avukatları hakkında “FETÖ’ye yardım ettikleri” gerekçesiyle açılan bu davanın hiç bir gerçek dayanağı olmadığı açıkça ortaya çıkmıştır. Savcının bu konudaki iddialarından hiçbirinin gerçek olmadığı ortaya çıkmıştır.

Nitekim duruşmada yargıçların tanıklara yönelttiği sorular, ‘FETÖ’yle bağlantıdan çok, Cumhuriyet’in gazeteciliği ile ilgilidir.

Gerek Türkiye gerekse dünya kamuoyu da bu davayı, bir ‘FETÖ’ yargılaması olarak değil; Cumhuriyet’in ve Türkiye’de gerçek gazetecilikte ısrar eden, “yandaş olmayı” reddeden basının susturulmasının, sindirilmesinin davası olarak izlemektedir. 

ADALETSİZ YARGILAMALARIN ARKASINDA AYNI ZİHNİYET VAR 

Cumhuriyetçilerin davasına, “tek parti tek adam rejimi” doğrultusunda atılan adımlar ve 15 Temmuz sonrasının bu doğrultuda ‘bir lütuf” olarak değerlendirilmesiyle bağlantılı girişimlerle birlikte bakıldığında;

-Gazeteci Milletvekili Enis Berberoğlu’ya “MİT TIR’ları” davasından 25 yıl hapis cezası verilerek tutuklanması (Berberoğlu’ya önce müebbet hapis cezası verildi, ceza 25 yıla hapse çevrildi)

-CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun TBMM çatısı altında yaptığı basın açıklamasıyla gündeme getirdiği SİHA’ların sivilleri vurduğu iddiaları konusunda, Ankara Cumhuriyet Savcılığının soruşturma başlatması,

-Bugün tutuklu 160’tan fazla ve mahkemelerde yargılaması süren yüzlerce gazetecinin yargılanmasının arkasındaki zihniyetin, Cumhuriyet davasının da arkasındaki zihniyet olduğu hiçbir tartışmaya meydan vermeyecek kadar açıktır.

Yukarıda sözü edilen davalar Anayasa’nın ve yasaların açık hükümleri çiğnenerek sürdürülmektedir. Ve bu davaların arkasında “yürütme”nin açıkça yönlendirmesi vardır. Nitekim, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tanrıkulu’ya soruşturma açan savcılığı kutlaması, yürütme ve yargının nasıl iç içe geçtiğinin açık kanıtını sunmuştur.

ASIL YARGILAMA HALKLARIN VİCDANINDA YAPILIYOR

Cumhuriyet çalışanlarının yargılandığı dava etrafındaki gelişmeler göstermektedir ki; içeridekileri ve dışarıdakileriyle gazeteciler, basın özgürlüğünü ve gerçekleri yazan gazeteciliği savunmaya devam edecek.

İçeridekileri ve dışarıdakileriyle demokrasiyi, özgürlükleri savunanlar, basın özgürlüğünün öneminin farkında olarak, gerçek gazeteciliği ve gerçeğin peşindeki gazetecileri savunmaya devam edecekler.

Bütün bu nedenlerden dolayıdır ki, Cumhuriyetçilerin davası, dünya ve Türkiye kamuoyunda yakından izleniyor. Bu davadaki Cumhuriyetçiler, Silivri’de kurulan bir mahkemede yargılanıyorlar; ama davadaki adaletsizlik, hukuksuzluklar ve bu bunların arkasındaki yasakçı, antidemokratik, faşizan zihniyet dünya ve Türkiye kamuoyunda yargılanıyor.

Asıl kalıcı olan hüküm de bu, halkların vicdanlarındaki yargılamadan çıkacak hükümdür!  Bu yargılamada kimlerin cezalandırılacağı, kimlerin beraat edeceği de bugünden belli olmuştur! 

www.evrensel.net