Çocuklar ve akıllı cihazlar


09 Eylül 2017 04:50

Bu hafta dolaşımda epeyce kalan vakalardan biri, kablosuz ağ şifresini “Sinan Yağmur’un Hüzün Yanığı kitabında Turna’nın gelin gittiği ilçenin adı” olarak çocuklara verip çocuklarını kitap okumaya “teşvik” eden ebeveyndi. Söz konusu uygulama ilk değil. Daha önce de bir İtalyan ebeveynin çocuklarına yazdığı benzer içerikli bir not dolaşıma girmişti. Bu tip bir uygulama çocukları kitap okumaya mı teşvik eder yoksa çocuk kitap okumayı kablosuz ağ şifresine erişmek için yapılması gereken bir angarya olarak mı görür? 

Bizim kuşakta bilgisayarla erken tanışma ilkokul çağlarıydı. Yeni kuşakların çocukları daha 1 yaşından itibaren tablet/telefon ve her türden akıllı cihaz ve bilgisayarla haşır neşir olmaya başlıyor. Bizim kuşak için nispeten yapay kalan akıllı telefon ve tabletler çocukların elinde vücutlarının bir uzantısıymışçasına bir doğallıkla kullanılıyor. Bir yanıyla korkutucu olsa da onların kuşağının normali bu. 

Baştaki kitabın içine saklı şifre hikayemize dönelim. Küçükken çok okuyan bir insan olmama rağmen ebeveynlerim böyle yapsa muhtemelen kitabın içinden şifre bulma işini en az zaman kaybettirecek en kestirme yoldan yapardım. Benzeri bir durum ödevler için de geçerli. “Ödevler bitmeden bilgisayar yok” ise o ödevler büyük olasılıkla baştan savma, ebeveyni idare edecek kadar yapılır. 

O veya bu gerekçeyle çocuğunuzun “sanal” aleme dalmasını istemiyor olabilirsiniz. Belki haklısınızdır ancak sanal sınırını dijital dünyaya çizmeniz ile ilgili tartışmayı yapmak gerek. Çocuk oyunlarının çoğu ciddi ölçekte sanal öğeler barındırır. Çocuğunuza anlattığınız masalların ve ona  okuduğunuz/okuttuğunuz kitapların gerçeklikle ne kadar bağı olduğunu ya da ne kadar sanal olduğunu hiç sorguladınız mı? Bilgisayarlar, tabletler, akıllı telefonlar ve benzerleri sadece mesajın iletilme şeklinin yeni belki de size yabancı gelen bir ortama taşınma şekli. İster sözlü edebiyat olsun ister yazılı; ister sinema olsun isterse tiyatro her biri kendi avantaj ve dezavantajlarına sahip iletim ortamları. Her bir iletim ortamında taşınan mesajın da iyisi var kötüsü var. Sanıyorum ki hiçbiriniz çocuğuna Hitler’in Kavgam’ını okumuyordur. “Sanalda” kötü eserlere erişimin yaygın ve kolay olduğu savunulabilir ancak bir miktar ebeveyn denetimi ve biraz da “sanala” dair bilgi ile çocuğunuzun “sanalın” avantajlarından sonuna kadar ve doğru şekilde yararlanmasını sağlamanız çok zor değil. Emin olun ki “sanalda” her yaşa uygun içerik bulunabiliyor. Yeter ki nereye nasıl bakacağınızı bilin.

www.evrensel.net