Silahsızlanma olanaklı mı?


08 Eylül 2017 05:58

“Soğuk Savaş” uzun yıllar önce bitti, ama emperyalist dünyanın kendi ideolojik çıkarlarına göre sürdürdüğü kodlamalar hâlâ etkisini sürdürüyor. Buna göre resmi adı KDHC (Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti) olan ülke Kuzey Kore’dir. Bu ülkenin son nükleer denemesi, Pasifik bölgesinde tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu. ABD sert ve saldırgan açıklamalar eşliğinde Japonya ve Güney Kore’nin daha fazla silahlanması için bu ülkelere ilişkin tüm sınırlamaları ortadan kaldırdığını ilan etti.

Nükleer silahlar ve bunların yaygınlaşması kuşkusuz tüm insanlık için büyük bir tehdittir. ABD ve ona yakın devletlerin bu bölge için ileri sürdükleri tezlerden birisi “Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması” tezidir. Bu yolla ulaşılmak istenen hedef açıktır: Nükleer silahlardan yoksun bırakılmış bir KDHC, ABD ve bölgedeki müttefiklerinin her türlü saldırısına açık hale gelecektir. ABD uluslararası kurallara göre halen KDHC ile savaş halindedir. Yani bir tarafta her türlü nükleer silaha sahip bir ABD, diğer yanda bu silahlardan arındırılmış ve kendini emperyalist dış müdahalecilerin insafına terk etmiş bir KDHC!

Uluslararası politikayı, nükleer silahlanma sorunlarını takip eden aklı başında her kişi, eğer nükleer silahlardan kurtulmak söz konusu ise, bunun dünyanın şu ya da bu bölgesi ile sınırlı kalmaması gerektiğini, genel olarak tüm dünya çapında uygulanması gerektiğini haklı olarak ileri sürecektir. Bugün nükleer silahlara sahip olmayan pek çok devletin yöneticisi bile bu düşünceyi dile getirebilmektedir. Kuşkusuz insanlık için tehlike teşkil eden tek silah nükleer silahlar değildir. Biyolojik silahlar, tahrip gücü her geçen gün artan diğer silahlarda insanlık için tehlikeli boyutlara ulaşmışlardır.

Bugün hiç söz konusu edilmemekle birlikte şu soru yeniden sorulmalı ve dosdoğru yanıtlanmalıdır: Dünyada tüm silahları ve devletleri kapsayan genel ve tam bir silahsızlanma olanaklı mıdır? Bu sorunun yanıtı tereddütsüz hayır bu olanaklı değildir! Nedeni ise açıktır: emperyalizmin egemen olduğu bir dünyada yaşıyoruz ve emperyalist büyük ülkeler dünyayı güçleri oranında paylaşıyorlar, pazarlara ve ham madde kaynaklarına egemen olmak, rakiplerini boyun eğdirmek için her türlü yol ve yöntemi kullanıyorlar. Kapitalizm koşullarında savaşlar önlenemez ve bu savaşlar da silahlarla yapılıyor. Bu nedenle kara, deniz, hava, yer altı, denizlerin altı, gökyüzü imha ve saldırı silahlarıyla donatılmış durumda. Unutulmamalı ki iki dünya savaşı da -ikincisinde sosyalist Sovyetler Birliği’nin varlığına rağmen- kapitalist emperyalist ülkelerin kendi arasında başladı!

Geçmişte “iki kutuplu dünya” zamanlarında nükleer silah depolarının üzerinde oturmanın verdiği dehşetle, nükleer silahları kısmen azaltmayı amaçlayan  sözde “detant” -yumuşama- politikaları gündeme gelmiş, sonradan çöpe atılsalar da SALT 1 ve SALT 2 görüşmeleri ve bazı anlaşmalar yapılmıştı. İkinci Dünya Savaşı sonunda Japonya’ya atılan atom bombasından sonra atom silahı kullanılmamış olsa da, o günden bu güne yapılan bölgesel savaşlarda üç beş atom bombasının yaratacağı tahribatın çok daha fazlası yaşanmıştır. Örneğin Afganistan, Libya, Suriye örnekleri gözümüzün önünde yaşandı ve yaşanıyor.

Bugün ise ABD bazı büyük müttefiklerini üstü örtülü olarak atom silahları ve başka türden silahlarla donanmaya teşvik etmektedir. Kısacası kapitalist emperyalist sistemin çelişkilerinin aldığı boyut silahlanmanın da hızını ve boyutunu belirlemekte ama silahlanma gerçeğini değiştirmemektedir. Kuşkusuz insanlık silahsız ve savaşsız bir dünya kurmayı başaracaktır. Ama o zaman da bu dünya kapitalist sistemin tarihin çöp sepetine atıldığı ve ondan kaynaklanan tüm kötülüklerin son bulduğu, sömürüsüz ve sınıfsız bir dünya olacaktır. 

www.evrensel.net