Sondan birinci


07 Eylül 2017 04:50

Eski bir Çin şiiri derki,

Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek, 
On yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik, 
Yüz yıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir.

Biz hangisini yapıyoruz? 
Hiç birini.

Bir yıl sonrası için tohum ekiyor muyuz?

Eski ve yeni erkek tarım bakanlarının “erkeksen” seviyesinde süren atışmalarına bakın. İstanbul’a yerleşmiş toprak ağalarının tohum ekmeden, tahıl üretmeden dönüm başı mazot ve toprak desteği almak için sahte fatura verdiklerini itiraf ediyorlar.  Bu bakanların yönetiminde ülke tarımı, Ukrayna’dan buğday, Bulgaristan’dan saman, Arjantin’den sığır ithal etti. Bir yıl sonrasını sadece seçim kazanmak için düşünüyorlar.

Peki on yıl sonrası? 

Otoban kenarlarına dikilen süs ağaçlarını saymazsak ciddi bir ağaçlandırma çalışması var mı? Yeni üretilen orman duydunuz mu? Bırakın yeni ormanı, eski orman kalmadı. 20 yıl önceki Türkiye haritası ile bu günü karşılaştırın. Marmara Bölgesi’nde kuzey ormanı kalmadı. Küçücük ODTÜ ormanına, İstanbul’un son yeşili Gezi Parkı ağaçlarına bile göz diktiler. “Orman içi yaşam” sloganlı konut reklamları mide bulandırıyor. Tek tük kanser hücresi gibi yapılan binalar zamanla ormanları yok ediyor.

Peki yüz yıl sonrası için durum nasıl? İyi mi?

Nereden baktığınıza bağlı. 500 yıl öncesinin, yaşarken “Padişahım çok yaşa”, ölünce “Kral öldü, yaşasın yeni kral” sloganına meraklı ve yatkın bir nesil yetiştirmekse hedefiniz gidişat iyi. El alem Samanyolu galaksisinde yeni kara delikler bulup, milyon yıl sonra göçebileceği gezegen peşindeyken “Dünya düzdür, NASA’nın fotoğrafları çakmadır” diye kendini avutan bir nesil hedefliyorsanız doğru yoldasınız. Dört hanımdan biri olmayı içine sindiren, kocasına mutlak itaat eden, bayram tatillerinde kara yollarında topluca intihar eden, toplu intiharların sorumluluğunu üzerine almayan, “Yan baktın” diye birbirini bıçaklayan, ulaşamadığı değerlere kindar bir nesil yetiştirmek istiyorsanız tam da yapmanız gerekeni yapıyorsunuz. Kurnazlığı zeka sanan, kendi yaparken iyi, başkası yaparsa kötü bencilliğiyle yaşayan, bırakın IQ testini KPSS sınavına bile girmeden ülkeyi yöneten siyasetçiler istiyorsanız iyi gidiyorsunuz. Muktedir karşısında eğilen (Hadi diyelim fotoğrafta oynama var), avuçlarını arkaya çevirip, saklayan hukukçular istiyorsanız tam isabetli bir nesil yetiştiriyorsunuz ve hatta meyvelerini almaya başladınız bile. Sınırlarında, gümrük kapılarında itilip kakıldığı bir dünyada itelendiğini bile algılayamayan, arkasından küfredip yüzüne “Bitte” diyen bir gelecek istiyorsanız bundan iyisi can sağlığı. Orta, yüksek öğretimde dünyada sondan birinci olmak, kafası çalışan, her şeye rağmen kendini yetiştirmiş, üreten gençlerinin Avrupa’da, ABD’de, Kanada’da, Avustralya’da yaşamak için takla attığı, yetenek ve bilginin değil, itaat ve biatin yükselen değer olduğu bir 2100 istiyorsanız, yeni müfredata “Yetmez ama,evet”. 

www.evrensel.net