Barışa savaş cephesi


01 Eylül 2017 05:00

1 Eylül 1939’da Hitler Almanya’sının Polonya’ya saldırmasının üzerinden tam 78 yıl geçti. İnsanlığın bir kez daha benzer büyük savaşlar, kıyımlar ve acılar yaşamaması dileğiyle 1 Eylül’ün “Dünya Barış Günü” ilan edilmesine rağmen savaşların sonu bir türlü gelmiyor. Tersine Macaristanlı Barış Araştırmacısı Istvan Kende’nin tuttuğu listeye göre, günümüzde halen 15 savaş devam ediyor. 

Yedi kıtanın sadece ikisinde (Avustralya ve Antarktika) savaş yok. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki savaşlarda ölenlerin grafiğine baktığımızda ’70’li ve 80’li yıllarda yükseliş, 2000’li yıllarda önemli oranda düşüş görülüyor. Ne var ki 2010’dan itibaren ölenlerin, daha doğrusu öldürülenlerin sayısı yeniden ’70’li-80’li yıllar düzeyinde ulaşıyor.

Değişik tahminlere göre, sadece 2014’te 164 bin ila 220 bin arasında insan savaşlarda hayatını kaybetti. Bu son 25 yılın en yüksek rakamı.

Siyasi gelişmeler ve bunlara bağlı olarak emperyalist devletler arasındaki  paylaşım mücadelesine baktığımızda, savaşlar ve savaşlarda ölenlerin sayısında azalma yerine artma olduğu, en önemlisi de ülkeler düzeyindeki görece küçük savaş ve çatışmaların yerine büyük bölgesel savaşlar ihtimalinin arttığı görülüyor.

Bunu en iyi dünya genelindeki silah satışındaki “patlamadan” anlamak mümkün.

Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) açıkladığı rakamlara göre, dünya genelinde 2012-2016 yılları arasındaki silah satışı yeniden Soğuk Savaş’ın bittiği 1990’daki seviyeye ulaşmış.

En çok silah satan ülkeler elbette en fazla paylaşım mücadelesi verenler: ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Almanya...

Bu sıralama aynı zamanda hangi ülkelerin ve onların silah tekellerinin dünyayı kan çanağına çevirmek için canla başla çalıştığını gösteriyor.

Yine SIPRI’nin verilerine göre, 2015’te dünya genelinde 100 büyük silah tekeli toplam 370.7 milyar dolar (350 milyar avro) değerinde silah sattı (zeit.de). 

Savaşlar artıkça silah tekellerinin iştahı kabarıyor. Bu nedenle daha fazla savaş ve çatışma çıkarmak için dört bir koldan harekete geçmiş durumdalar.

Silah satan ve üreten her ülkenin ve tekelin dünya genelindeki savaşlardan ve ölümlerden sorumluluğu büyük. Ancak hükümetler sorumluluklarını azaltmak için her fırsatta silah satışlarına yeni mazeretler bulmaya çalışıyorlar.

Örneğin, daha önce silah satış sıralamasında dördüncü olan, ancak Fransa’nın Cezayir ve Katar’a yaptığı yüksek miktarda satışı nedeniyle, 2016’da beşinci olan Almanya, yarıştan geriye düşmemek için yoğun bir çaba içerisinde.

Bugüne kadar daha çok panzer, savaş gemisi ve küçük silah satışıyla meşgul olan Alman tekelleri işi “silah fabrika ihracatı”na kadar vardırmaya başladı. Bu çerçevede Alman silah tekeli Rheinmetall, Kuzey Afrika’nın en çok silahlanan ülkesi Cezayir’e bir silah fabrikası kurdu. Hem de dönemin “sosyal demokrat” Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel’in onayıyla. Böylece tekel ülke içinde tepki çeken panzerleri artık Cezayir’de üretecek ve oradan dünya pazarına sunacak.

Rheinmetall’in benzer şekilde BMC ile birlikte Türkiye’de silah fabrikası kurma girişimi de bu stratejinin parçası. Hem tepkileri yatıştırma hem de maliyeti düşürme amacıyla silah üretimini savaşın olduğu ülkeler ya da bölgelere kaydırmak önümüzdeki dönem en çok başvurulacak yöntemlerin başında olacak gibi görünüyor.

Bu nedenle yarın Düsseldorf’ta Rheinmetall’in Türkiye’de fabrika kurma girişimine karşı yapılacak eylem önemli.

İki büyük dünya savaşının tetikçisi olarak Alman sermayesinin 78 yıllık tarihten çıkardığı bir ders yok. Sürekli silahlanma ve silahlandırma politikası izleniyor.

Bu nedenle bugün dünyanın dört bir yanında Almanya’nın sattığı silahlarla insanlar katlediliyor. Resmi kayıtlara göre Almanya’nın yurt dışına sattığı silahların yarısını “küçük silahlar” oluşturuyor. Bu nedenle, “Freiburg Silahlanma Bilgilendirme Dairesinin tespitlerine göre her 14 dakikada bir, bir insan Alman silah tekeli Heckler & Koch’un ürettiği küçük silahlarla öldürülüyor.” (stoppt-waffenexporte.de)

Federal Hükümet şimdi bu gerçeğe karşı ülke içinde yükselen tepkileri yatıştırmak için, satılan silahların nerede ve kimlerin elinde olduğunu tespit edeceğini vadediyor. Bu temelde ilk olarak Hindistan’a satılan silahların akıbeti araştırıldı ve “güvenli ellerde” denildi.

Dünyanın yeniden paylaşımı için emperyalist devletler arasındaki rekabet ve silah tekellerinin baş döndüren kârları barışa karşı bir savaş cephesinin işbaşında olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle, savaş karşıtlarının barış için harekete geçmesi bugün her zamankinden daha büyük bir önem kazanmış bulunuyor.

www.evrensel.net