Sezon başlıyor


25 Ağustos 2017 04:15

Artık her şeyin bir sezonu var. Bu bağlamda sanat sezonu da başlıyor. Galeriler şenlenecek ülkeye sanat festivalleri yayılacak. Kısaca halkımız sanata doyacak(!)  Bunun için hiçbir masraftan kaçınmayan Koç Holding ana sponsorluğunda İKSV’nin organizasyonuyla yine tüm kamusal alanlar ve mecralarda reklamından sergilerine her şey halkımızın iyiliği güzelliği için seferber olmuş şekilde. 

Hadi duyurularını da yapalım: 15. İstanbul Bienali, “İyi Bir Komşu” temasıyla 16 Eylül-12 Kasım 2017 tarihleri arasında ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Daha teferruatlı bilgiyi web sitelerinden alırsınız artık. 

Eğer bu bienal hızınızı kesmezse merak etmeyin arkası var. Dedik ya sezon başlıyor. 14-17 Eylül 2017 tarihleri arasında 12. edisyonu gerçekleştirilecek olan Contemporary, Art Beat gibi sanat kültür ve eğlence festivalleri de sizleri bekliyor(!)

Bu festivallerle, fuarlarla ilgili geçmişte çok yazmıştım. Ana sponsorları Koç Holding, Akbank, Ülker ve başkaca sermaye gruplarının katkıları olmasa inanın halkımız mağdur olacak. Sergileri gezip, filmleri izleyip banka ve bisküvi reklamlarını tadıp kültürlendikten sonra da eleştiri yazılarımı sizlerle paylaşacağım. 

Sizlerden öncelikle “Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü?” diye düşünmenizi istiyorum. (Malum bu kültür etkinlikleri bayram sonrası başlıyor.) 

Neden tam da şimdi şu sorular sorulur? 

İyi bir komşu asla şikayet etmeyen birisi midir? İyi bir komşu cinsiyetsiz midir? İyi bir komşu Facebook’ta arkadaşınız mıdır? İyi bir komşu mülkünü korumak için silah bulunduran kişi midir? İyi bir komşu arabasının arkasında ‘Sınırları Kapatın’ yazan birisi midir? İyi bir komşu sizinle aynı gazeteyi mi okur? Tüm bunlar 15. İstanbul Bienali’nin “İyi Bir Komşu” başlığının akla getirdiği sorular...

Cumhuriyet’ten Ceren Çıplak haberinde şunları yazıyor; “Bienalin küratörleri, sanatçı ikilisi Michael Elmgreen ve Ingar Dragset, iyi bir komşu ve ev kavramlarını farklı açılardan ele alacak. İkilinin, bienali, kendi ideolojilerini sanatçılara empoze etmeden farklı sanat eserlerini, bir araya gelerek birbirine komşu olacağı büyük bir mahalle gibi kurguladıklarını da söyleyebiliriz. Daha çok, “Beraber yaşamak dediğimiz şey nedir?” sorusuna odaklanan bienal, ev, komşu, aidiyet, “kök salmışlık”, farklı yaşam tarzları, değişen ilişki biçimleri, değişen demografi üzerine düşünmeye teşvik edecek. Bienal, siyasi sıkıntılar karşısında olduğumuzu da vurgulayarak diğer kimlikler meselesine de değinecek. Küratörler Dragset ve Elmgreen “Dünyada krizler, şoklar yaşanıyor. Bunu geniş bir perspektifle sorgulama zamanı. Bir nebze olsun uzlaşma, ortak bir nokta bulabilme çabası. Hayatımıza mikro düzeyde evde başlayan birtakım temel soruları sormakla başlıyoruz. Beraber yaşadığımız ortam, mahalle dediğimiz şey, birlikte var olmayı başardığımız mekanların olduğu bir yer. Bu sergi, özel alanlarla ilişkilenen farklı yaşam tarzlarını ve içinde yaşayanlar olarak bizlerin evdeki alanları en iyi şekilde kullanma ve kişiselleştirme biçimlerimizi araştıracak. Böylece evin nasıl da farklı kimliklere dair ipuçları barındırabileceğini ve tarih boyunca kendini ifade etmenin bir aracı olarak nasıl işlev gördüğünü inceleyecek” diyor.
OHAL’de KHK’lerle işinden, evinden, yaşam alanlarından uzaklaştırılanlar, adaletin atletle geçiştirildiği bir ülkede sizce bu soruların sahiciliği nedir? Grevlerin yasaklandığı, asgari ücretin yerlerde sürüklendiği, memurların, emeklilerin hali ortadayken bu sorular neyin nesi? 

Özgürlük, demokrasi ve barış kavramlarının anlamlarının değiştiği, medyanın tek sese biat ettiği, sansürün otomatikleştiği bir ülkede bu soruların anlamı nedir? 

İnsan haklarının olmadığı yerde komşuluk sorgulanıyormuş. Kim sorguluyormuş? Tüm bu sorunları yaratan siyasi iktidar ve onu iktidarda tutan sermaye grupları. Kolay gelsin ne diyelim… 

www.evrensel.net