Müftülere nikah yetkisinin muhtelif halleri: Farklı kesimlerden kadınlar nasıl tartışıyor?


17 Ağustos 2017 05:04

Müftülere nikah yetkisi tartışmasına ‘maalesef’ devam etmek durumundayım. Çünkü, bu meselenin hem gündeme getirilmesinin hem de nasıl bir karşılık bulacağının tartışılması bu ülkede aynı zamanda ‘inşa edilmiş’ toplumsallığın ne olduğunu, nasıl olduğunu konuşmayı da beraberinde getiriyor.  

Buyrun bazı tartışma notlarına;

-Özellikle dindar kadın kesimleri arasında “Dini yaşarkenki haklarımızın yasal güvence altına alınması önemli, yarın bir gün Erdoğan’a bir şey olursa, elimizde yasal haklarımız kalsın” fikri yaygınlaştırılıyor. Bu da, tartışma imkanı vermeyen “yasal düzenlemeleri sorgusuzca sahiplenme” eğilimi yaratıyor. Az sayıda olsa da kadınlar bu tartışmayı politik bir tartışma olarak da sürdürüyorlar; örneğin “Bize ‘E zaten dini nikahı sorunsuzca kıyabiliyorsunuz, mesele nedir’ demeyin. Bu; Kürtler yıllardır hak talep ettiğinde ‘Konuşmak yasak değil ya!’ demeye benzer” ifadeler kullanılabiliyor.

-Tartışmayı Kemalist bir laiklik altyapısıyla ve ‘şeriat geliyor’ ekseninde tartışan kadınların kimi argümanları da fazlasıyla ötekileştirici ve kutuplaşmayı artırıcı olabiliyor. Aslında bu argümanlar da tıpkı diğer argümanlar gibi medyada AKP sözcülerinin ‘Şöyle diyorlar, böyle diyorlar’ diye yaygınlaştırdığı ve karşı çıkışları karikatürleştirdiği argümanlar.

Tartışma “biz-onlar” diye gidince, “onlar” diye ifadelendirdikleri kadınları aşağılama, onlarla bir araya gelmeyi, tartışmayı reddetme hali ortaya çıkıyor. ‘Ne halleri varsa görsünler, sanki beni mi etkileyecek’ yönlü tartışılınca tüm kadınları etkileyecek bir mesele olduğunun anlaşılması da zorlaşıyor.

-Yoksul kadınların büyük kısmı aslında muhafazakar düşünce/yaşam biçimine kazanılmış. Kadınlara yalnızca sloganvari sözlerle ‘haklarımız gasbediliyor, kadını erkeğe köle haline getiriyor, eşitlikten uzaklaştırıyor’ cümleleriyle gidildiğinde, zaten kocasıyla eşit olmadığını düşünen, kurduğu ilişkide eşitlikten çok ‘Kocanın sorumluluğu, kadının sorumluluğu, bu sorumlulukların fıtraten farklı oluşu’ üzerinden adalet arayan kadınla ilişki kurmak da, konunun ne olduğunu tartışmak da olanaklı olmuyor. 

-Bütün bu tartışmalarda; sadece müftülere nikah yetkisini değil, farklı alanlarda uygulanan politikaların kadınlara ve çocuklara yaşattığı somut mağduriyetler üzerinden tartışıldığında durum değişiyor. Bu politikaların en somut tartışılabildiği alan ise ‘eğitim’, hani neredeyse zayıf halka işlevi görüyor. Eğitimde son 6 yıllık fatura, özellikle yoksul kadınların çocuklarının kendi yaşadıkları hayattan başka bir hayat yaşamasına duydukları özlem değişmezken bunun olanaklarının bu eğitim sistemiyle ellerinden alındığını daha açık göstermiş. Eğitimde dindarlaşma hamlelerini “Ne var canım, ne güzel işte, çocuklar dinini bilsin” diyerek olumlu karşılayanlar arasında büyük oranda bu eğitim sisteminin çocukların geleceğini inşa etmediği, zenginin ve yoksulun çocuğu arasında uçurumlar yarattığı, eşitsizliğin derinleştiği yönünde tartışmalar var.

AKP, bir yandan her derdin çözümü için “dindarlaşmayı” bir derman olarak sunuyor. Toplumsal hayatta, aile yaşamında yaşanan sorunların nedenini ‘dini, manevi değerlerden uzaklaşma’ olarak ifade ediyor. “Dindarlaşmayla her sorunun çözülebileceğine” ilişkin önerinin hedefinin esas olarak yoksullara olduğu açık. Örneğin; eğitimde öne çıkarılan dindarlaşma, aslında zenginin çocuğunun eğitimi için değil. Örneğin; AKP’ye başörtüsü serbestisi getirdiği ve başörtülü kadınlara eğitimde ve çalışma hayatında olanaklar açtığı için sahip çıkan yoksul kadınların kız çocuklarını okula bile gönderemediğini, kamuda başörtüsüyle çalışma hakkından bu sınıfsallık nedeniyle yararlanamadıklarını biliyoruz.

Bütün bunlar gösteriyor ki “Hakları güvence altına alıyoruz, kadınların haklarını gözetiyoruz” söylemleri karşısında AKP gerçekten hakları mı genişletti, yoksa yeni mağduriyetler mi yarattı tartışmasını yapmak önemli.

Karşıtlığı yeniden üretmeyecek, meseleyi tartışırken bugünkü toplum yapısının pek çok alandaki politikayla bilinçli bir biçimde şekillendirildiğini somut örneklerle anlatacak, eğitimde, sağlıkta, sosyal alanda yaşananlarla bağlarını kuracak bir dil her iki kesimden kadının ortaklaşması ve birlikte tartışıp, ‘Bu, hepimizi etkileyen bir mesele’ diyebilecekleri bir hale getirilmesi önem kazanıyor.

Tartışabilir olmak çok önemli.

www.evrensel.net