Budalalar ve Rönesans


11 Ağustos 2017 05:00

Ne yazık ki ve kültürel bir mensubu olarak çok üzülerek ifade etmek durumundayım ki, hemen tüm İslam alemi derin bir akıl ve bilim krizi ile yüz yüze bulunuyor. Yaşanmış deneyimlerden de pek bir ders almamış bulunuyoruz, alınanlardan da vazgeçiyoruz. 

Orta Çağ’da, özellikle de 800-1100 arasında akıl ve bilim Arap ve Yahudiler üzerinden sürebilmişti. 1000 yıl sonra durum çok farklı, buna paralel olarak Batı ile Doğu arasındaki üstünlük ilişkisi de ters yüz olmuş durumda.

Batı Rönesansı’nı her bir topluluğun aynen izlemesi elbette mümkün değil ama en azından bazı dersler çıkarılabilir. Sözü uzatmadan bugün Michelet’in “Rönesans” adlı eserinden (Çev. K. Berker, MEB, 1996) birkaç pasaj aktarmakla yetineceğim:

“Felsefeyi, hukuku yasak etmek, onları büsbütün kamçılamak demekti. Fakat felsefeyi, kanuni, dar bir çerçeveye sokarak onu yerinde saydırmaya mahkum etmek, fikir yürütmeye az ölçüde ve muayyen bir noktaya kadar müsaade etmek, muhakemeye ancak diğer muhakemeleri baltalamak için göz yummak, alınacak tedbirlerin en akıllıcası olurdu. İşte sağduyu denilen bu tehlikeli hastalığın aşısı bulunmuştu.

Abailard, fikirlerin birer varlık olmadığını, külliyet adı verilen fikirlerin gerçek olmayıp fikrin tasavvurlarından ibaret olduğunu ileri sürmeye kalkıştığı zaman, bütün skolastik mensupları nefretlerini açığa vurdular. Akıl ve mantığa karşı muntazam bir ayaklanma başladı. (…) Muhakeme yasak edilmiş ama seziş kabiliyetine el uzatılmıştı. 

Katırın doğurmadığı gibi bu okul da kısır kaldı. (…) Saint-Thomas en garip şeylerde, mesela meleklerin psikolojisi üzerindeki araştırmalarında biraz makul kalmaya çalışıyor. Duns Scot, pervasızca ejderler üzerine binerek alabildiğine gidiyor. Hayal hakikatte, kelimelerde eşyaya tekabül ederse her kelime terkibi, şeyler ve gerçeklerden terekküp eder.

Mihaniki bir surette düşünmek, düşünmeden düşünmek, ne deha eseri, ne vukuf, değil mi? Budalalar hayret ve hayranlık içinde kaldılar.

Bütün bu şeyler haddizatında güzel, fakat terbiye ve akıl itiyatları için daha güzel, zekayı bozmak, kambur, topal, bir gözü kör etmeye yarar bir jimnastik olması bakımından, bunun benzeri asla bulunamaz. Tek öğretimden, birbiriyle uzaklaştırılmasına imkan olmayan kusurların kaynaştırılmış olması gibi bir mucize bile meydana gelmiştir. Bu öğretim, mana ve değer itibariyle idi. 

Comificien’ler son derece önemli olan meseleleri kurcalarlardı. Mesela: (…) Buridan’ın eşeğini bilirsiniz, iki eşit amil, iki eşit meyil, iki ölçek yulaf arasında Brunau (eşek) ne yapacaktır? Okul onun hareketsiz kalacağını ve bu sebeple açlıktan öleceğini temin ediyordu. 

Sistemler geçici olabilir. Fakat budalalık ölümsüzdür. Rabelais, yüksek bir formül ile “Boşlukta vızıldamak suretiyle hayalin ikinci kasıt ve niyetlerini yutup yutamayacağı” sualinin rahipler meclisinde on iki veya on beş hafta kökünden müzakere edilmiş bir mesele olduğu… okulun bilgiç budalalığını ve dehasını hulasa ediyor.

Pascal olsaydı, sofuca: “Hayvanlaşınız” demekten başka bir şey yapamazdı.

Bir kahraman meydana çıktı, bu Roger Bacon’dur (1214-1294). “Hristiyan olabilmek için mukaddes kitabı okuyabilmek lazımdır” diyerek İbraniceyi, Rumca ve Arapçayı öğrendi. (…) “Opus Majus” “Sihirbazlık hiçbir şey değildir” diyordu. “Kilise iyi, hoş diyor; fakat ne için?” O: “Zira insan aklı tabiatı kullanarak her şeyi yapabilir” sözünü ilave ediyordu. (…) mukaddes sihirbazlığı devirirken, mucize olarak yalnız insanın kudretini bırakan, korkunç bir iddia.

Kuvvet, kuvvetlerin eşitliği, barut ve topçuluk, bu kitapta öğretilmekteydi; Amerika gösterilmekte ve evvelden haber verilmekteydi, Christophe Colomb’u harekete getiren de bu söz olmuştur. Araplarca bilinen teleskopu bir Hristiyan burada ilk defa olarak görür gibi oldu.

Buna mukabil gaflet feyizlidir. Gafil insanlar, gevezeler ve hilekarlar, müneccimler ve simyacılar çoğalmaktadır. XII. yüzyılda ağırbaşlı olan matematikçiler, XIV. yüzyılda büyücü, sihir murabbaları yapan kimseler oldular.

Felsefede, edebiyatta kaydettiğimiz gerileme, ilimlerde daha bariz bir surette kendini gösteriyor. Copernic, Harvey, Gelilee üç yüzyıl için geri bırakılmıştır. (…)  tabiatla hiç meşgul olmadan onu çekiştiren bir gevezeler aleminin doğması, ilerlemeye engel oluyor. İşte azametli budalalar ordusu için güzel bir takviye alayı.”

www.evrensel.net