Sınırsız pişkinlik


11 Ağustos 2017 05:00

Futboldaki şiddetin baş sorumlusu elbette kulüp yöneticileri. Futbolun endüstriyelleşmesinden, yani tamamen kazanma odaklı ve rant hedefli bir oyuna dönüşmesinden bu yana yöneticiler, “Kazanmak için her yol mübah” anlayışından hiç ödün vermeden tavır ve politika belirliyorlar. Bu “her yolun” içinde en büyük pay kuşkusuz kışkırtmaya ait... Ne kadar çok taraftarı kışkırtıp tribünlere çekerlerse, başarı şanslarının o oranda artacağını biliyorlar. Tribünlerin ateşli taraftarlarla dolması; rakipler ve hakemler üzerinde baskı yaratılması ve bunun sonucunda da rakiplerin ve hakemlerin hata yapmaya zorlanması anlamına geliyor... Yani dolu tribünler, işleri kolaylaştırabiliyor!..

Beklentiler gerçekleşmezse, bunun yarattığı hayal kırıklığı ile ateşli taraftar silahı geri tepebilir ve taşkınlıklar baş gösterebilir. Böyle durumlarda yöneticilerin tavrı bellidir. Hemen, eşine az rastlanır bir pişkinlikle savunmaya geçerler... “Bizim taraftarımız asla küfür etmez, asla şiddet eylemine girişmez”, “Üç beş kendini bilmezin yaptığı taşkınlıklar şerefli camiamıza mal edilemez”, “Olayları büyütmeye gerek yok, bunlar her zaman, her yerde olan şeyler”, vb. sözlerle suçu/sorumluluğu kendilerinin üzerinden atıp, bir yandan alacakları olası cezadan kurtulmaya çalışırlarken, diğer yandan önlerindeki maçlar için taraftarların gönlünü okşamaya başlarlar...

Bütün yaşananlar açıkça ve net bir şekilde ortada olmasına karşın suçlayacak birilerini bularak sorumluluktan kurtulma çabasına girişmek, yüzsüzlükten başka ne anlama gelir ki?

Bu bağlamda, olaylı Süper Kupa maçının ardından Konyaspor Kulübünün yaptığı açıklama tam anlamıyla bir rezillik belgesi niteliğinde... Öncelikle elbette taraftar yalakalığı... Her türlü açıklamanın olmazsa olmazı o... Konya’nın durumu biraz daha özel... Yakın geçmişte Konya’da oynanan milli maçlar öncesinde, çeşitli katliamlarda hayatlarını kaybedenler için yapılan saygı duruşlarını yuhalamalarla, tekbirlerle sabote eden yaratıklar dikkat çekmişti. Konyaspor yönetimi işte bu yaratıklara övgüler düzerek başlamış açıklamasına... İktidarla iyi ilişkiler içerisinde olduğu bilinen bir kulübün taraftarlarının, barışa kin kusup canilikten, zorbalıktan yana tavır alması anlaşılmaz bir şey değil.

Artık, dalga geçildiği izlenimi verecek kadar gına getiren klişelerle süren açıklama, maç öncesinde ve sonrasında tespit edildiği ve dikkat çekildiği söylenen hususların maddeler halinde sıralanmasıyla son buluyor... Ama ne tuhaf, sıralanan hususların hiçbirisinde Konyasporlu taraftarların ismi dahi anılmıyor. Açıklamaya göre bütün olayları Beşiktaşlılar çıkarmış!.. Stada meşale, torpil, kesici alet sokanlar ve bunları maç sırasında sahaya fırlatanlar da, küfür ederek kışkırtıcılık yapanlar da, fiili saldırıda bulunanlar da hep Beşiktaşlı!.. Üstelik küfür edenler sadece taraftarlar da değil. Futbolcuların yanı sıra, stat koordinatörü ve medya sorumlusu da Konyasporlu taraftarları çıldırtmak için ağızlarından geleni esirgememişler... Bunca kışkırtmaya karşın Konyasporlu taraftarlar, soğukkanlılıklarını ve olgunluklarını koruyarak olayların dışında kalmış!.. Her şey açıkça ortadayken böylesi bir çarpıtma, pişkinlikte sınır tanımayanların işi olabilir ancak...

Maçı izlemeyen ve bu açıklamayı okuyan birisi, Konyasporlu taraftarların bu maça gitmediğini bile sanabilir!.. 

Arada basbayağı hayal ürünü olan ve bu nedenle de utanç yaratacak kadar aşağılık içeriğe sahip suçlayıcı “hususlar” da var. Ama insani değerleri umursamayanlar için utanma kavramının ne önemi olabilir ki? 

Kendilerini sağlama almak adına ne yapacaklarını da biliyorlar. İşin içine DHKP-C ve PKK’yi soktun muydu asla sırtın yere gelmez!.. Açıklamanın son hususunda, İçişleri Bakanlığı ağzıyla bunu yapmışlar...

Diğer taraftan Fikret Orman da az pişkin değil. Kendi taraftarlarına toz kondurmayıp her şeyi rakip taraftarlara yüklediği abuk sabuk laflarla ateşi harlamaktan geri durmuyor. Ergen taraftar diliyle yaptığı ve bol tehdit içerikli kışkırtıcı açıklamalarının aslında ciddiye alınacak bir tarafı yok. Lakin federasyon ciddiye almış olacak ki, Orman’ı PFDK’ye sevk etti... 

Utanma duygusunu ve empati yeteneğini yitiren, insanlığını yitirmiş demektir. Söylediklerine bakıldığında anlaşılıyor ki, bizim yöneticilerimizin utanmayla, empatiyle bir derdi yok... Bilinçten, nesnellikten, olgunluktan, erdemden yoksun ve her şeyi kendine yontan yönetici zihniyetiyle şiddetin önü alınabilir mi?

www.evrensel.net