İşçiler duydunuz mu?


21 Temmuz 2017 05:00

Cumhurbaşkanı Erdoğan OHAL’in işçilerin grev tehditlerine karşı kullanıldığını yüksek sesle ilan etti. Yani malumu yeniden ilan etti! AKP Hükümeti döneminde OHAL olmadan da 10’dan fazla grev yasaklanmış, OHAL’den sonra da bu durum devam etmişti. Eğer işçiler hak aramak için greve çıkmaya karar vermişlerse OHAL’li ve OHAL’siz durumlarda bakanlar kurulu devreye giriyor, söz konusu grev fiilen yasaklanıyordu.

Ama “reis” bunu hiç bu kadar açık, net ve yüksek sesle ilan etmemişti. Uluslararası sermayenin temsilcilerinin önünde grev yapacak işçilere “İş dünyamızı sarsamazsınız. Ee bunun için kullanıyoruz biz OHAL’i” diyor. İşçilerin genellikle ekonomik ve sosyal haklar almak, bazen de kazanmış oldukları hakları korumak için anayasal hakları olan grev yapma haklarına neden bu kadar düşmanca bir tutum alınıyor? Erdoğan ve iktidarı işçilerden neden bu kadar korkuyor?

Bir zamanlar Prusya İçişleri Bakanı Von Puttkamer “Her grevde devrim ejderhası pusuda bekler” demişti. 19. yüzyılın ortasından itibaren bu sözler Avrupa’nın pek çok ülkesi için yabana atılacak sözler değildi. Ama bugün ülkede güçlü ve yaygın bir işçi hareketinin olmadığı bir gerçek. Daha da ötesi işçilerin küçümsenmeyecek bir kesiminin “reis”in partisine ve onun koltuk değneği olan partiye oy verdikleri de bir gerçek. 

Ama bir gerçek daha var: Haklarını aramak söz konusu olanca işçiler hangi partiye oy verdiklerine bakmaksızın birliklerini sağlayıp, sınıf olarak harekete geçebiliyorlar. Ekonomik temelde de olsa eyleme, greve katılan işçiler politik bir gelişme içerisine de giriyorlar ve uyanışları hızlanıyor. Grev, direniş, eylem hareketine katılmış bir işçinin sermaye ve onun hükümetlerinin saldırılarına karşı daha mücadeleci bir tutuma yöneldiğini sınıf mücadelesinin deneyimleri açıkça ortaya koyuyor.

“Reis’i” ve onun hükümetini son derece tedirgin eden ve korkutan da işte bu gerçektir. Sermayenin temsilcilerine “Siz neden OHAL’den şikayet ediyorsunuz, sizin çıkarlarını savunuyoruz” anlamına gelen sözler söylerken, aslında kendi politik tabanındaki kaynaşma ve hoşnutsuzluktan rahatsız olduğunu, hakkını aramak için eyleme geçen her iki işçiden birinin oy verdiği, desteklediği partiye karşı harekete geçtiğinin üstünü örtmek istemektedir. Tabanın uyanışını durdurmak gerekir! Bunu sermayenin çıkarları adına yapmakta çifte kavrulmuş lokumdur.

Evet büyük sermayenin bir kesimi OHAL’e karşıdır. Çünkü grevler OHAL’siz de “ertelenebilmekte” yani fiilen yasaklanabilmektedir. Bu sermayenin uluslararası düzeyde bağlı olduğu kesimler OHAL nedeniyle bazı sıkıntılar çekmektedir. Bu sermayenin genel tutumunun bir ölçüsü olması bakımından metal fırtına döneminde RENAULT, TOFAŞ ve Ford patronlarının tutumlarını hatırlamak yeterli olacaktır. Dahası FETÖ operasyonlarında yayımlanan KHK’lerde görüldüğü gibi doğrudan mülkiyete el uzatılabilmektedir. Büyük mülk sahibi sınıflar açısından bu tehlikeli bir gelişmedir ve akıllara başka şeyler de getirebilir! Allah muhafaza ya işçiler demek ki mülkiyet kutsal değilmiş derlerse neler olur?

Bütün bunların işçilerin bilincini bulandırmaması gerekir. Bugün ülkede bir demokrasi sorunu var ve benzer talepleri farklı mevzilerden ve değişik amaçlarla dile getiren çok farklı kesimler bulunuyor. İşçiler genel demokratik hareketin ana gövdesini ve omurgasını oluşturmayı başarabilirlerse, kendi toplumsal kurtuluşları içinde ilerisi için çok önemli adımlar atmaya hazır iyi birer politik savaşçılar olacaklardır. Şimdi eski fikirlerden, bağlılıklardan, yanılgılardan kurtulma zamanıdır.

www.evrensel.net