Bir yıl sonra!


14 Temmuz 2017 04:15

Yarın 15 Temmuz. Darbe girişiminin birinci yıl dönümü. Halkın da katılımıyla bir darbe engellendiğinde doğal olan ülkede siyasi demokrasinin gelişip, güçlenmesidir. Ama az çok politika ile ilgilenen, ülkede olup biteni takip eden sağduyulu hiç kimse sürecin böyle geliştiğini ileri sürmeyecektir. Darbeci güçlerle hesaplaşma adına 21 Temmuz’da OHAL ilan edilmişti. O zaman OHAL ilanı bu köşede “halka karşı darbe” olarak değerlendirilmişti.

OHAL ve KHK’lerin gücüyle sadece darbeye katılmış olanlar hedefe konulmadı. Tüm muhalefet hareketi ve demokrasi güçleri iktidarın hedefi oldu ve cumhuriyet tarihinin en büyük tasfiyeleri yapıldı. Başarısız darbe girişiminin engellenmesi demokrasiye yol vermek bir yana, tek adam, tek parti diktasının kurulması için basamak olarak kullanılmaya başlandı. Normal koşullarda atılamayacak adımlar bu dönemde atıldı ve resmi MHP yönetiminin sınırsız desteği ile halen de bu yolda ilerlenmeye çalışılıyor.

Ama bu arada başka bir gerçek de ortaya çıkmaya başladı. Erdoğan iktidarı darbe girişiminin tüm bağlantılarının, o dönemde yaşanılanların ayrıntılarının ortaya dökülmesini istemiyor, bir takım ilişkilerin gizli kalmasını istiyordu. Çünkü ortaya çıkan gerçeklerden anlaşılmıştı ki, iktidar darbe girişiminden önceden haberliydi, darbecilerin güçleri tartılmış, engellenebilecekleri hesaplanmış, işlerin “Allah’ın lütfu” doğrultusunda gelişmesi için tedbirler alınmıştı.

Her halde bu satırlardan darbe girişiminin ve ona karşı mücadelenin küçümsendiği gibi bir sonuç çıkarılmayacaktır. Aksine iktidarın bu tutumuna karşın, darbeyi püskürtmek için çağrı yapmış olmak; demokratik, ilerici güçlere, sonraki süreçte iktidarın demagojilerini boşa çıkarma, halkın demokratik mücadelesini ilerletme konusunda güçlü bir dayanak olabilirdi. Ama demokratik ve ilerici güçler sıkıntılı bir süreçten geçtiler. Ardından gelen şaibeli referandumun sonuçları ve son olarak Adalet Yürüyüşü ve Mitingi demokratik muhalefetin toparlanmakta olduğunu ortaya koydu.
Artık gün gibi açıktır. Bu iktidar  ve kilit noktalardaki onun en üst düzeydeki bürokratları –GKB, MİT müsteşarı, ordu komutanları vb. darbecilere yol vermiş, yüzlerce vatandaşın öldürülmesinin ve yaralanmasının sorumlusu durumuna gelmişlerdir. Şimdilerde soruluyor; darbe ihbarı yapıldığı halde komutanlar neden düğünlerdeydi? Neden olduğu açık değil mi? Denmiş oluyor ki, aman kuşkulanmayın, çıktığınız yoldan dönmeyin, rahatça adımlarınızı atın, iktidarımız parsayı toplasın!

Şimdi bütün bu gerçeklerin ortaya çıkması gerekiyor ama adalet isteyen kitlelerin talebini karşılayacak, güvenilir bir adalet mekanizması ortada yok! Mevcut mekanizma saraya bakıyor ve orası soruşturmaların hem polisi, hem savcısı hem de hakimi durumunda. Bu durumda baroların, toplumsal örgütlerin, inanç guruplarının temsilcilerinin ve benzeri örgütlerin soruşturmaların yürütülmesinde sorumluluk üstlenmelerini, olayın bütün yönleri ile aydınlatılması için birlikte harekete geçmelerini istemek yanlış olur mu?

Bütün belirtiler açıkça gösteriyor ki, ilerici, demokratik muhalefet gelişip, yaygınlaşacak ve güçlenecektir. Sosyalist ve ilerici güçler bu muhalefetin dinamosu olabilirler. CHP kitlesi de, daha geniş kesimlerde artık daha mücadeleci bir muhalefet çizgisi izlenmesini istemektedir. Bu muhalefetin tek adam, tek parti rejimi yönünde gidişi püskürtmesi, demokratik hak ve özgürlükler için mücadeleyi yükseltmesi, demokrasiyi kazanması olanaklıdır. Mücadele içindeki tüm güçlerin bu gerçeği gördüğünü ve buna uygun tutum alacaklarını inanmak istiyoruz.

www.evrensel.net