Kıdem fonunda sona doğru


08 Haziran 2017 04:52

İşçilerin mevcut çalışma koşullarını ve haklarını olduğu kadar, geleceklerini de yakından ilgilendiren “kıdem tazminatı fonu” tartışmalarında sona yaklaşıldı. Hükümet tarafından sürekli vurgulanan, Başbakanın işçiler ile patronlar arasında “uzlaşma” sağlanmadan adım atılmayacak söylemine rağmen, kıdem tazminatının fona devri konusunun oldubittiye getirilerek yasalaşması hiç de ihtimal dışı değil. 

İşçilerin mevcut haklarında kaçınılmaz olarak geriye gidiş yaratacak olan kıdem tazminatı fonu uygulamasına cepheden karşı çıkmak yerine, bazı konfederasyonların yaptığı gibi sorunun fona yatırılacak prim oranlarına indirgenmesi dikkat çekici. Oysa kıdem fonu tartışmalarında başından itibaren sıkça vurguladığımız gibi, kıdem fonunda temel sorun yüzde kaç prim yatırılacağı değil, fon sisteminin bizzat kendisi. Çünkü kıdem tazminatında fon sistemine geçilmesi demek, bugün işçilerin sahip olduğu pek çok haktan, kazanımlardan ve güvencelerden peşinen vazgeçilmesi anlamına geliyor. 

Türkiye’de işçilerin yasal olarak kıdem tazminatını alma hakları olduğu halde, bu haktan çok zor koşullarda yararlandıkları bir gerçek. Hükümet, yasaların uygulanmaması nedeniyle milyonlarca işçinin kıdem tazminatı hakkını güvenceye almak yerine, yaşanan mağduriyetleri kıdem fonu oluşturmak için önemli bir fırsat olarak görüyor. 

Patronların kıdem tazminatı ödememek, işçileri tazminatı hak etmeyecek şekilde işten ayrılmaya zorlamak için kırk takla attıkları biliniyor. Bu durum, hukuken hakları olan, ancak çoğu zaman fiilen tazminat alamayan çok sayıda taşeron işçinin, kısmi süreli, mevsimlik ya da yevmiye ile çalışan işçilerin, her türlü esnek ve güvencesiz istihdam edilen işçilerin kıdem fonu konusunda daha kolay ikna olmalarına neden oluyor. 

İşçilerin yasal olarak kıdem tazminatına hak kazanması için mutlaka sosyal güvenlik sistemine dahil olması gerekir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de çalışanların üçte biri (yüzde 35) kayıt dışı, yani sigortasız çalışıyor. İş yasasına tabi olmayan ve sosyal güvenlik sisteminin dışında çalışan işçiler bugün fiilen alamadıkları kıdem tazminatlarını, kayıtlı çalışmadıkları için yarın kıdem tazminatı fonu kurulduğunda da alamayacaklar. Dolayısıyla bugün kıdem tazminatı alamayanlar için değişen bir şey yok. Ancak ‘Bir gün bile çalışan tazminat alacak’ yalanı o kadar etkili ki, kayıt dışı çalışan işçiler bile artık kıdem tazminatı alabileceklerini sanıyorlar. 

Getirilmek istenen düzenlemeyle kıdem tazminatının işten çıkartmadaki caydırıcı etkisinin ortadan kalkması, özellikle kıdemli işçilerin işten çıkarılıp, onların yerine daha genç, daha ucuz, sigorta primleri işsizlik sigortası fonundan karşılanacak olan yeni işçilerin istihdam edilmesi hedefleniyor. Kıdem tazminatı fonu kurulmasındaki asıl amaç, her işçinin kıdem tazminatı alması değil, patronların iş gücü maliyetlerini daha da aşağıya çekmek için elini rahatlatmak. 

Patronlara hemen her konuda güvence ve teşvik veren, bir gecede vergi borçlarını ‘sıfırlayan’ hükümet, işçilerin kıdem tazminatını devlet güvencesi altına alan bir somut düzenleme yapmadıkça, hukuken kıdem tazminatı hakkı olmasına rağmen, fiilen bu hakkı elde eden işçilerin sayısı değişmeyecektir. Sayıları hiç de az olmayan bu durumdaki işçilerin kıdem tazminatı hazine tarafından peşin ödenip, daha sonra icra yoluyla işçilerin alacağı tahsil edebileceği bir sistem kurulduğunda, kıdem fonunun kurulmasının en önemli gerekçesi ortadan kalkar. 

Son dönemde işçilerin elinde kalan en son ve en önemli kazanım olan kıdem tazminatı hakkı ile ilgili olarak yürütülen tartışmaların ve işçiler arasında giderek artan duyarlılığın sürdürülmesi, kıdem tazminatını alma koşullarında yaşanan sorunların çözümü için sendikaların daha somut öneriler ve eylem biçimleri geliştirmelerini ve hükümetin son dakika hamlelerine karşı uyanık ve hazırlıklı olmalarını gerektiriyor.

www.evrensel.net