Geldik 'partizan yargı' aşamasına!


19 Mayıs 2017 05:00
Cropy

16 Nisan referandumuyla yapılan anayasa değişikliği sonrasında TBMM’nin seçmesi gereken Hakimler Savcılar Kurulunun (HSK) 13 üyesinden 7’si önceki gün AKP ve MHP’li vekillerin oylarıyla seçildi.

CHP ve HDP’li vekiller, seçimin “gayrimeşru” olması ve adayların karma komisyonda usulsüz biçimde seçilmesini gerekçe göstererek seçime katılmadı. Seçilen üyelerin tamamı AKP ve MHP’ye yakın kişiler oldu.

HSK’ye seçilen üyelerden birinin AKP’nin proje üniversitesinin Hukuk Fakültesi Dekanı, bir diğerinin AKP’nin Beyoğlu Belediye Meclisi üyesi, bir başkasının da MHP Merkez Yönetim Kurulu üyesi ve Devlet Bahçeli’nin avukatı olduğu ortaya çıktı.

Başbakan Binali Yıldırım, Mecliste MHP sıralarına giderek Devlet Bahçeli’yi kutladı. Yıldırım, HSK seçimlerini “Referandum ruhuna uygun” diye değerlendirdi.

Böylece başbakan seçim sonucu oluşan partizan tabloyu “Referandum ruhuna uygun” ilan ederek, “bağımsız ve tarafsız yargı”dan ne anladıklarını da ortaya koymuş oldu. 

FETÖ’CÜLERİN YERİNE AKP VE MHP’LİLER GEÇİNCE REFORM MU OLUYOR?

Bugün, AKP ve MHP’nin “FETÖ’cüler ele geçirdi” diye eleştirip, yerlere vurdukları yargı düzeni, AKP’nin önde gelenlerinin “Cumhuriyet tarihinin en büyük yargı reformu” dedikleri, 2010 referandumuyla getirdikleri yargı düzenidir. 

Yani AKP daha yedi yıl önce yaptığı “büyük reformu”, şimdi lanetleyip yeni “büyük bir yargı reformu” yapmaya girişmiş bulunmaktadır! Çünkü, 2010 reformuyla iddia edildiği gibi yargı demokratikleşmemiş, tersine Fethullahçıların çiftliği haline gelmiştir. Bunu da ‘FETÖ’, bizzat AKP’nin icazetiyle, AKP ile, Hükümet ile at pazarlıkları yaparak başarmıştır.

Erdoğan-AKP yönetiminin ‘FETÖ’ye savaş açmasından sonraki süreç ise, ‘FETÖ’cü yargıçlar, savcılar yerine AKP yandaşı savcılar, yargıçlar atanarak çözülmeye çalışılmıştır. 

Referandum sürecinde tarafsızlığını yitirmiş, Hükümetin gözüne bakarak karar alan bir YSK’nin aldığı kararların, ulusal ve uluslararası alanda nasıl bir “meşruiyet” tartışması yarattığını, referandum üstünde gölge düşürdüğünü gördük. Yine aylardır, ‘FETÖ’ye karşı mücadele, adı altında tarafsızlığını yitirmiş yargının hasıl haksız, hukuksuz kararlara imza attığını, bu kararların kamuoyu vicdanında nasıl derin yaralar açtığına her gün yeniden yeniden tanık oluyoruz.   

Yargı bağımsızlığına az çok saygı duyulan her ülkede yargı skandalı sayılacak bu kararlar, savcılar ve mahkemelerin olağan tutumu haline gelmiştir.

Bu yüzden de gerek dünyada gerekse ülkede, “Madem ki yargı karar verecek, tartışılacak bir şey yok” denmemekte, tersine “Yargı karar verecekse ne karar vereceği bellidir!” denerek kararın adil olacağı konusunda şüphe duymak egemen hale gelmiştir.

YARGIDA ‘PARTİLİ YARGIÇLAR’ DÖNEMİ 

16 Nisan referandumuyla yapılan anayasa değişikliği ile sadece yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının ortadan kaldırıldığı tescillenmemiş, yargının ancak tek parti rejimlerinde görüldüğü biçimiyle, partizanlaştığı bir dönemin kapısı açılmıştır. Yani doğrudan bir partide profesyonel olarak görev yapan kişilerin de HSK’ye atandığı bir döneme girilmiştir. Bunun başka bir anlamı ise; yargıda işi olanların partilerin teşkilatlarına giderek işlerin oradan çözmesinin yolu açılmıştır. Çünkü artık HSK’de doğrudan partiden emir alan partililerin yargıya atanması başlamıştır. Nitekim geçtiğimiz haftalarda yapılan yargıç-savcı alımı sınavlarının büyük ölçüde AKP’nin çeşitli kademelerinde görev yapmış avukatlara “kazandırılmış” olması, mülakatta sorulan soruların 15 Temmuz ve Erdoğan’la ilgili olması, bir rastlantı değildir. Tersine bunlar, bundan böyle asıl yolun ve yöntemin böyle olacağını göstermektedir. Bu yoldan yürümeyi garantiye almak için, partizan kişiler önceki gün HSK’nin başına atanmışlardır!  

Nitekim önceki gün TBMM’de seçilen 7 kişiden üçü AKP ve MHP’nin “kadrolu” partilileridir! Diğerleri ise yasal bakımdan üye olması mümkün olmadığı için üye olmamış ama son yıllarda yargı içindeki AKP sözcüsü olarak temayüz etmiş kişilerdir. 

HSK’nin geriye kalan 6 üyesinden 2’si Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı müsteşarı olacağı için oların da AKP’li olacağı apaçıktır. Son dört üyeyi ise Cumhurbaşkanı seçecektir! Onun seçeceklerinin bütün özelliklerini herkes bilmektedir. Henüz bilinmeyen tek şey bu kişilerin adlarıdır!

‘TEK PARTİ REJİMİ’ BÖYLE İNŞA EDİLİYOR!

Böylece “tek parti tek adam rejimini”nin “tek  adam” ayağı “partili cumhurbaşkanlığı” adı altında “Türk usulü başkanlık sistemi”yle somutlaştırılırken, devletteki “tek parti rejimi” doğrultusunda da hızlı adımlar atılmaktadır. Bu da “kuvvetler ayrılığı”nın en hassas kuvveti olan yargıda, en tepeye partililer atanmasıyla, yargının partizanlaşmasında hayli mesafe alındığını göstermiştir. 

Böylece yargıda “bağımsızlık” ve “tarafsızlık” tartışması sona ermiş, “partizan yargı” aşamasına geçilmiştir!

“Referandum ruhu” bunu gerektiriyormuş!

Vatana millete hayırlı olsun!

www.evrensel.net

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.