Gençlik, işsizlik ve gelecek


19 Mayıs 2017 05:00
Cropy

Hemen her toplumda gençliği geleceği belirleyecek kuşak olarak görmek neredeyse kalıplaşmış bir düşünce biçimidir. Bugünün toplumlarında bu yaklaşımın pratik karşılığı şudur, geleceği gençliğe emanet ettiğini söyle ama bugün gençliğe güvenme ve onu her türlü yolla egemen düzene uyacak bir kalıba dökmeyi ihmal etme! Böylece gelecek belirsizleşir, gençliğin hayalleri daha bugünden karartılır.

Oysa gençlerin yaşadıkları toplumdan beklentileri oldukça yalın ve sadedir. İyi bir eğitim, aldıkları eğitime uygun bir iş, güvenli bir gelecek ve insana yaraşır onurlu bir yaşam. Ama gençlik için bu istekler genellikle ulaşılamaz hedefler olarak kalır. İşsizlik, her geçen gün daha da gericileştirilen, eleyici, ezberci bir eğitim, içeride ve dışarıda gençlerin kanının döküldüğü savaşlar, artık geleceğin sisler arasında bile görülmediği bir yaşam. Özellikle gençliğimize bütün bunlara oldukça tanıdıktır ve günlük yaşamının bir parçası olmuşlardır.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı son rakamlara göre 15-24 yaş arası nüfusta işsizlik oranı yüzde 4.7 artışla 23.3 olmuş. Ama artık biliniyor ki, gerçek rakamlar resmi kurumların açıkladıklarının çok üzerindedir. Mevcut iktidarın, eğitiminden, sosyal yaşamına kadar sıkı bir denetime aldığı, üzerinde 2071 hesapları yaptığı gençliğin durumu budur. Gençlik bu gününde mutsuz, gelecekten umutsuzdur. Genç kuşaklar bu duruma tepkilerini hem genel olarak seçim, referandum vb. dönemlerde ortaya koymakta, hem de zaman zaman kendi taleplerini ileri sürerek giriştikleri eylemlerde göstermektedirler. AKP hükümetlerinin gençliğe yönelik planları kesin bir başarısızlığın güçlü işaretlerini vermektedir.

Ama işsizlik sorunu ne sadece gençlerin sorunudur, ne de Türkiye’ye özgüdür. Dünyanın pek çok ülkesinde işsizlik oldukça yaygındır ve İspanya, Yunanistan, İtalya gibi ülkelerde oran oldukça yüksektir. Örneğin son günlerde gazetelerin ekonomi sayfalarına düşen şu haber bu durumun nedenleri hakkında oldukça aydınlatıcı bilgiler vermektedir. Habere göre otomobil tekeli Ford dünya genelinde 20 bin işçiyi işten çıkaracaktır. Yani bu 20 bin işçi hiç bir sorumluluklarının olmadığı sonuçlardan dolayı işten çıkarılacaklardır.

Ford tekelinin yöneticileri öncelikli amaçlarının “Kârları artırmak, performansları altında çalışan temel iş alanlarını dönüştürmek, ortaya çıkan olanaklara yatırım yapmak” olarak açıklamaktadırlar. Açıklama “Maliyetleri düşürmenin iş dünyasının bir parçası olduğu” vurgulanarak devam edip gidiyor. Kapitalizmin politik ekonomisinde bunun anlamı daha az işçiyle daha çok üretim yapmak, artı değer sömürüsünü ve dolayısıyla kârları artırmak, iş gücünün daha ucuz olduğu ülkelerde, bölgelerde yeni fabrikalar kurmaktır. İnsan ve yaşamı üretimdeki her hangi bir girdi gibi ancak “maliyet” hesapları içinde bir yere yerleştirilmektedir.

Açıkçası işsizlik mevcut düzen tarafından üretilmekte, üretimin amacı insan gereksinmelerini karşılamak değil, kârlılığa göre üretmek olduğu için fabrikalar durmakta, işsizlik artmakta, yoksulluk yaygınlaşmakta, pazarlara sahip olmak için keskinleşen rekabet dünya çapında gerginlikleri artırmakta, tekellerin egemenliğini sağlamak üzere büyük emperyalist ülkeler kıyasıya bir mücadeleye girişmektedirler. Artık tehlikede olan sadece genç kuşaklar değil, bütün bir toplumdur.

Bu gidişata öncelikle toplumun en dinamik ve duyarlı kesimi olan gençlerin tepki göstermesinden daha doğal ne olabilir ki? Mevcut hükümetlerin sermayenin programlarını uygulamaları, sağıyla ve “soluyla” düzen partilerinin bu nedenle iflas etmeleri -Fransa örneği gibi- açık bir göstergedir. İşsizlik de diğer sorunlar gibi kapitalizmin bir kamburudur ve bu kambur ancak mezarda düzelir. Gerçekler ve onların gelişme yönleri gençlik için güvenli bir gelecek kurmanın, bugünün toplumunu sömürüsüz bir dünyaya doğru dönüştürmekten geçtiğini açıkça ortaya koymaktadır. Tam da bu nedenle işçilerin tarihsel görevleri gençleri de, tüm toplumun ezici çoğunluğunu da sarıp sarmalayacak hedeflere sahiptir ve bu yol birlikte yürünecektir.

www.evrensel.net

Sermaye ve diktatörlük

26 Mayıs 2017 04:56

Gelişme yönü

12 Mayıs 2017 09:34

Vatan, enternasyonalizm ve emek

05 Mayıs 2017 04:59

Sayıklamalar

28 Nisan 2017 05:00

At, Üsküdar ve durum?

21 Nisan 2017 04:15

İleriye mi, geriye mi?

14 Nisan 2017 04:50

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.