Ahmet Erhan Parkı’nda Adnan Azar


26 Şubat 2017 05:00

Ahmet Erhan’ın ölümünün üzerinden 52 gün sonra bir sabah Silivri’ye indi Adnan Azar. Otogarda İhsan Tevfik ile buluşup o günün akşamında, 27 Eylül 2013 Cuma günü, Şair Ahmet Erhan Parkı’nın açılışı vardı. İki şair arkadaşlarının adına açılacak olan parka doğru yürürken sabahın sisine sığınıp üst geçitte öpüşen bir çifte rastladılar.

Bir filme bu kareden başlanabilir,” dedi Adnan Azar omzuna dokunduğu İhsan Tevfik’e. Şair ve sinemacı olmanın inceliğiyle yürüdüler…

Parka geldiklerinde çalışır halde buldular işçileri. Çimler dizilmiş, ağaçlar ekilmiş, salıncaklar ve oturaklar konulmuştu. Sol üst köşesinde kalan ufak tefek işleri bir an önce bitirip parkı açılışa hazır hale getirmek için didiniyordu işçiler. Adnan Azar ceketini çıkarıp yardım etti işçilere bir süre. 

Ahmet Erhan’ın büyük büyük resimleri asılmıştı parkın üst tarafına ve yanlarına. Gidip resimleri okşadı Adnan Azar, “kardeşim” diye seslendi eski zaman arkadaşına. Büyük Ekspres’ten selam getirmişti, Behçet Aysan’a selam söylemesi için fısıldıyordu Ahmet Erhan’ın bükük boynuyla güldüğü resmine.
.  .  .
Refik Durbaş, Turgay Fişekçi, Hüseyin Alemdar, Ercan Kesal, C. Hakkı Zariç,  Hüsnü Arkan, Âba Müslim Çelik, Yaşar Miraç, Bilal Kayabay, Oktay Akıncı gibi bir grup sanatçı ve şair parkın açılışına katılmak için Silivri’deydik.

İhsan Tevfik’in bir projesi hayata geçmişti nihayet. Uzun yıllar Silivri’de hayata birlikte direndikleri Ahmet Erhan’ın ölümünün ardından bir park yapılmasını ve o parka şairin adının verilmesini istiyordu İhsan. Biz de bir dostumuz, arkadaşımız adına, ölümünden hemen sonra bir park açılıyor olmasının buruk sevincini yaşıyorduk.

Bizans’tan kalma Kalepark’a gittiğimizde İhsan ile Adnan karşıladı bizi. Çaylar kahveler derken Silivri’nin içine indik. Yaşar Miraç’ın kurduğu Yeni Türkü Yayınları’ndan çıkan “Unutmak Suları” kitabının hikâyesini anlattı Adnan Azar. Kitap kapağında basma kullanmayı önermişti Yaşar Miraç ama şairin kendi seçecekti basmayı. Arada Yaşar Miraç’a sesleniyor ve hikâyeyi tekrar yaşıyorlardı.

Kitabının yayınlanacağını ve basma meselesini annesine anlattı Adnan Azar. Olacak iş mi? Oğlunun kitap kapağında basma görmeyi kabullenemedi Adnan’ın annesi. Hemen Vakko’ya gidip ipek aldı oğluna. 

Öyle albenili değil sade, zarif bir ipek.

Durumu şair ve yayıncı dostu Yaşar Miraç’a anlattı Adnan Azar. Yaşar Miraç’ın kitap kapağında basma yerine ipek olmasına tepkisi çok netti:

“Şairler arasında sınıf ayrımı yoktur!”
.  .  .
Silivrili heykeltıraş Kemal Tufan’ın yaptığı Nâzım Hikmet heykeli karşıladı bizi. Bir tanıdıkla daha karşılaşmanın erinciyle bakıyorduk Nâzım’a. Değil mi ki Erkin Zırhlısı’nda yargılandığı yere doğru bakıyordu sahilde Nâzım. Küpeşte demirlerine tutunmuş saçlarında rüzgârı konuk ediyordu.

Berbat kadrajımla birkaç fotoğrafını çektim Adnan’ın. Ahmet Erhan’dan kalma bir mahcubiyet vardı yüzünde. Nâzım’la yan yana durmanın küpeştesindeydi. Hasta ve yorgundu Adnan.

Oracıkta hemen bir Ahmet Erhan Sempozyumu düzenlemeye karar verildi. Konuşmacılar arasında olmak istediğini, sempozyuma mutlaka katılacağını söyledi Adnan. 14 Şubat Sevgililer Günü’nde yapılmasını önerdi.

Parkın açılışında hepimiz dilimiz döndüğünce düşüncelerimizi dile getirdik. Etrafta bizden mahalle sakinleri, çocuklar, yaşlılar ve gençler vardı. Çeşitli partilerden milletvekilleri de gelmişti parkın açılışına. Hepsini bir araya getirip Silivri Belediyesi’nde iktidar değişse de parkın adına dokunulmayacağına dair söz aldık.

Bana kalırsa en etkili konuşmayı Hüsnü Arkan yaptı. “Ahmet Erhan bizim kuşağımızın karakutusu olan bir şairdi,” dedi.

Anı fotoğraflarını çektirdikten sonra bir meyhaneye yıkılıp Ahmet Erhan için kadeh kaldırdık. Rakı içimizin sokaklarında dolaştıkça çoğaldı sözcükler, Adnan Azar film projelerinden bahsetti uzun uzun.

14 Şubat 2014’te Ahmet Erhan Sempozyumu yapıldı Silivri’de. Refik Durbaş, İhsan Tevfik, Haydar Ergülen ve Yaşar Miraç katıldı sempozyuma. İhsan, konuşmacı olmayacaktı, kısa bir sunum yaparak konuşmacılara bırakacaktı sözü. Ama Adnan 10 Ocak 2014 Cuma günü, nicedir cebelleştiği akciğer kanserine yenik düşmüştü. Adnan’ın yerine konuşması için İhsan’ı önerdi Refik Durbaş.

Bir kuşağın karakutusu daha sessizce ayrılmıştı aramızdan. İyi ki yormuş sözcükleri Adnan Azar, “Avare Çalı ve uzaKTan” kitabını ve anılarını bize bırakıp gitmenin acısı içimizde sızlıyor nicedir.

www.evrensel.net