İşsizler, 'kaynak aktarımı' ve 'referandum rüşveti' kıskacında!


17 Şubat 2017 04:45
Cropy

Dün Başbakan Dünya Turizm Forumunda turizmcilere konuştu. Başbakan öyle güllük gülistanlık bir Türkiye tablosu çizdi ki, eğer inanırlarsa, yabancı turizmciler, başka yerlerdeki ofislerini kapatıp böyle bir refah ve huzur ülkesinde yaşamak için Türkiye’ye gelirler! 
Belki bir başbakanın yabancı turizmcilerin olduğu bir kalabalığa böyle bir tablo çizmesi anlaşılır görülebilirdi. Ancak bu konuşma TV kanallarından yayımlanıyor. Bu konuşmayı izleyen milyonlarca işsiz, asgari ücretle çalışan işçi, iflasla yüz yüze olan milyonlarca esnaf ve zanaatkar, “Binali Yıldırım hangi ülkenin başbakanı?” diye sormuş olmalı.

İŞSİZLİK BÜYÜK VE BÜYÜYEN SORUN!

Çünkü, daha önceki gün yayımlanan işsizlik rakamları ve ona bağlı değerlendirmeler, 15 yıllık AKP iktidarının Türkiye’yi nasıl bir işsizlik, yoksulluk, bir avuç büyük sermaye sahibi dışında halklar, işçi sınıfı için gelecek güvencesi olmayan bir ülke haline getirdiğini gösteriyordu. 

Önceki gün TUİK’in yaptığı açıklama işsizliğin hangi boyuta vardığını gösterdi. TÜİK 2016 kasım ayı verilerine göre işsizliğin yüzde 12.1’i bulduğunu açıkladı. Yüzde 12.1’in nüfus olarak karşılığı, 2016 yılı kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 590 bin kişi artarak 3 milyon 715 bine ulaştığı anlamına geliyor. Bu aynı zamanda bir önceki döneme göre işsizliğin 1.6 puan arttığını da gösteriyor. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 1.9 puanlık artış ile yüzde 14.3 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 3.5 puanlık artışla yüzde 22.6 oldu.

Yüzde 12.1’lik işsizlik 2008-2009 krizi sonrasındaki en yüksek işsizlik rakamı. Dahası, işsizliğin kadın ve gençler içinde de hızla yükseldiğini gösteriyor.

Yukarıdaki rakamlar devletin kurumu TUİK’in verilerinden çıkarılandır. işsizliğe dair gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu, iş aramaktan vazgeçenlerin ve kayıt dışı çalışanlar içindeki işsizliğin bu rakamlara yansımadığını da biliyoruz. Örneğin DİSK’in araştırmalarına göre işsizlerin sayısının altı buçuk milyonu bulduğu belirtiliyor. Ki, gerçek işsizliğin DİSK’in bulgularına daha yakın olduğunu söylemek için fazlaca veri var. 

‘İŞSİZLİK ÖNLEMİ’ Mİ SERMAYEYE ‘KAYNAK AKTARMA’ MI?

Kuşkusuz açıklanan işsizlik rakamları üstünden medya ve siyaset alanında pek çok tartışma yapılıyor, yapılacak da görünüyor. Çünkü, işsizliğin bu ölçüde yükselmiş olması ve yükselme eğiliminin süreceğini gösteren veriler, geniş yığınlar açısından ülkenin en önemli sorununun işsizlik olduğunu ve bundan böyle de olacağını göstermektedir.

İşsizliğin infial uyandıracak düzeye yaklaştığı bilindiği için Erdoğan-AKP yönetimi, “işsizliğe karşı kampanya” açtı. Ancak bu kampanya, işsizliği azaltacak önlemlere yönelik olmadığı gibi günü kurtarmak, hiç olmazsa referandumu kazasız belasız atlatmak amaçlıdır. Bu yüzden de, daha çok da “vaatler”den ibarettir!

İşsizlik artışının, esnaf iflasları ve küçük işletmelerin içine kapanma-kapanmama sorunuyla bir arada gelişiyor olmasından, yanı sıra işsizlerin tepkilerinin işini kaybetme tehdidi altındaki alt-orta sınıfların tepkisiyle birleşmesinden çekinen Hükümet; her gün esnafa, KOBİ’lere destek için vaat demetleri açıklamaktadır.

Son günlerde yapılan; 

- Vergisini zamanında ödeyen sermaye sahiplerine vergi indirimi,

- Yeni istihdam edilecek her işçinin sigorta priminin İşsizlik Fonu’dan karşılanması,
- Yabancılara konut alımında KDV indirimi,

- Yat alanların ÖTV’den muaf tutulması,

- Bölgede “Cazibe merkezleri” kurulması adı altında, büyük inşaat ve enerji firmalarına devletin imkanlarının yağmalanması için yeni imkanlar sunulması,

- Varlık Fonu ve Ahilik Fonu kurulması şeklindeki girişimlerinin amacı; ülkenin kalkınması ya da küçük esnaf ve zanaatkarların iflasını önlemek (İşsizliği önlemek) amaçlı değil, tersine sermayeye yeni kaynaklar aktarmak amaçlıdır.

Tabi burada, “BAĞ-KUR primini ödeyemeyen esnaf ve zanaatkarların bir de Ahilik Fonu’na nasıl prim ödeyeceği?” ya da ürettiğini satamayan, bu nedenle üretimi küçülten önlemler alan KOBİ’nin nasıl işçi istihdam edeceği gibi sorular giderek büyümektedir. Ama Hükümetin bunları umursadığı yoktur. 

İŞSİZLİK İSTİSMARI VE REFERANDUM RÜŞVETİ İÇ İÇE!

AKP Hükümetlerinin en önemli özelliklerinden birisi de emekçilerin, halkın sorunlarını “çözerek” değil, sorunları büyüterek “Köşeye sıkışmış”, “Çaresiz hale getirilmiş” emekçilerin, yoksulların “Sıkışmışlıklarını” istismar ederek, onları kendi amaçlarına yedeklemektir. Belki, bütün sermaye partilerinin bir özelliğidir bu. Ama AKP Hükümetleri, bu konuda önceki bütün sermaye hükümetlerinden çok daha ustadır ve kendince geliştirdiği yöntemleri uygulamaktadır. 

Öte yandan oranı giderek artan ve son derece yakıcı bir sorun haline gelen işsizliği AKP Hükümetinin çözeceği, çözmezse bile yığınları mağdur etmeyecek “kısmi çözümler” getireceği beklentisi de yaratılmaya çalışılmaktadır. Yani Erdoğan-AKP Hükümeti, izlediği ekonomik politikaların işsizliğe neden olduğunun üstünü örterek ve yığınların her an işsiz kalma duygusunu istismar ederek; kitleleri, “masa üstü çözümler”le hiçbir zaman yerine getirmeyeceği vaatlere yedeklemek istemektedir. 

AKP propagandası, “ÖTV, KDV  indirimleri”, “Yeni işçi istihdamına destek” adı altında İşsizlik Fonu’nun yağmalanması, devletin, yerel yönetimlerin olağan hizmetlerini bir AKP hizmeti  gibi gösterip halkı referandumda “evet”e çağırmakta ve eğer “hayır” çıkarsa, bu hizmetlerin de yatırımların da duracağını söylemektedir.

Dolayısıyla referandumla birleşen; bir ucunda halkın birikimlerinden oluşan kaynakların sermaye yağmasına açılması, öteki ucunda olağan, ekonominin gerektirdiği önlemlerin bile rüşvete dönüştürülmesi üstünden AKP Hükümetinin ekonomik politikalarının teşhirinin ustaca yapılması, bu teşhirin emekçilerin talepleriyle birleşen bir perspektifle birlikte ele alınmasını önemli kılmaktadır.
Önümüzdeki günlerde bu tartışmayı çeşitli yönleriyle elbette sürdüreceğiz. 

www.evrensel.net
ETİKETLER İhsan Çaralan

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.