08 Şubat 2017 04:30

AKP'nin referandum referansları

Paylaş

Türkiye referandum sathı maline girerken, iktidara yakın araştırma kuruluşları şimdiden sonucun ‘evet’ çıkacağının kesin olduğunu ilan eden anketler yayınlamaya başladılar. AKP de, bu arada referandum politikasını seçmene anlatmak için AKP Medya ve Tanıtım Başkanlığı imzasını taşıyan ve kapağında ‘Kararımız evet, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ ifadesi yer alan bir de broşür çıkardı.

AKP’NİN REFERANDUM BROŞÜRÜ

İktidarın referanduma dair referanslarını, referandum süreci içinde nasıl bir çalışma yürüteceğinin ipuçlarını bu broşüre bakarak okumak mümkün. 
Broşürde hangi sözcük ne kadar vurgulanmış? Kullanılan görseller nasıl seçilmiş ve bu görsellerle nasıl bir mesaj verilmek isteniyor? Metne nasıl bir üslup hakim? Metinde ifade edilenlerin alt metninde neler yatıyor? Bu yazıda, tüm bunlara genel hatlarıyla bakmaya çalıştım.

EN SIK KULLANILAN SÖZCÜKLER

AKP’nin referandum broşürü 52 sayfadan ve 6502 sözcükten oluşuyor. En çok kullanılan iki sözcük, ‘Cumhurbaşkanı’ ve ‘Cumhurbaşkanlığı’. Cumhurbaşkanı sözcüğü broşür boyunca toplan 289 kez, ‘Cumhurbaşkanlığı’ sözcüğü ile 172 kez kullanılmış. Broşürde ‘başkanlık sistemi’ ifadesine yer verilmezken, ‘başkanlık’ sözcüğü ise sınırlı sayıda ve ‘başkanlık sistemine’ atıfla değil, ‘Meclis başkanlığı’ gibi bağlamlar içinde kullanılmış. 
Başkanlık’ ve ‘tek adam’ sözcükleri, referanduma sunulacak anayasa değişikliğini tanımlarken muhalefet tarafından tamamlayıcı kavramlar olarak birlikte dile getirildiği için, AKP, seçmenin algısında kendisini bu eleştirilerin hedefinden kurtarmak amacıyla böylesi bir tercihe yönelmiş gibi gözüküyor. 
Broşürde sık kullanılan bir başka sözcük ise ‘Türkiye.’ 
Türkiye sözcüğü broşür boyunca 53 kez kullanılmış. Bu sözcüğün önemli bir kısmı ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi’, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ ifadeleri içinde geçerken, sözcüğün AKP’nin seçim dönemlerinde ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kullandığı sloganların ruhuna uygun olarak kullanıldığını da görüyoruz. 
Örneğin, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin genel faydaları’ başlığını taşıyan bölümde, 4. madde ‘Güvenli ve Huzurlu Türkiye’, 7. madde ise ‘Güçlü Yönetim Güçlü Türkiye’ şeklinde ifade edilmiş. 

Böylelikle bugüne kadar AKP’nin girdiği tüm seçimlerde ve sonrasında da 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kendisi ile Türkiye’nin güçlenmesi hedefi arasında kurduğu koşutluk bu referandum sürecinde ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ diye ifade edilen sisteme ‘evet’ demekle ‘Güvenli ve Huzurlu Türkiye’, ‘Güçlü Türkiye’ arasında kuruluyor.

Broşürde ‘uzlaşma’ ve ‘terör’ sözcükleri 8’er kez, ‘istikrar’ sözcüğü ise 3 kez kullanılmış. ‘Uzlaşma’ sözcüğünün broşürde ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ayrılmaz bir parçası gibi kullanıldığına tanıklık ediyoruz. Broşürden bir bölüm şöyle: “Cumhurbaşkanı’na ve meclise, seçimleri yenileme yetkisi tanınıyor. • Cumhurbaşkanı seçim kararı alabiliyor. Aynı şekilde meclis de beşte üç çoğunlukla seçim kararı alabiliyor. • İki seçim birlikte yapılıyor. • Bu düzenleme esasen uzlaşma ve uyum getiriyor.”
Ve broşürün birkaç farklı yerinde Cumhurbaşkanının yeni sistemde denetlenebilir, yargılanabilir olduğu vurgularına yer veriliyor. Hukukçu Kamil Tekin Sürek, referanduma sunulacak anayasa değişikliğini madde madde incelediği ve Evrensel’de yayımlanan yazı dizisinde önceki gün Cumhurbaşkanının yargılanmasına dair usulü düzenleyen maddeye ilişkin şu değerlendirmeyi yapmıştı: “Dokuzuncu madde cumhurbaşkanının yargılanabilmesi ve usulünü düzenliyor. Mevcut Anayasa’da cumhurbaşkanı ancak vatana ihanet suçundan yargılanabiliyor. Vatana ihanet suçu ise ne Anayasa’da, ne de yasalarda tanımlı değil. Cumhurbaşkanının herhangi bir suç işlemesi durumunda yargılanması elbette olumlu bir gelişme, fakat AKP bu maddeyi de öyle düzenlemiş ki, cumhurbaşkanını yargılamak neredeyse olanaksız. Tabii, yine Meclis ve cumhurbaşkanı seçimlerinin aynı gün olması ve cumhurbaşkanının başkanı olduğu partinin Mecliste de çoğunluk olacağı gerçeği ile yargılanamazlık durumunu tartışıyoruz. Dokuzuncu madde ile getirilen değişiklik  ile herhangi bir suç işleyen cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açılabilmesi için 300 milletvekilinin oyu gerekiyor. Cumhurbaşkanı ve partisi yüzde elli bir ile seçimi kazanırsa böyle bir soruşturma açılamaz. Farz edelim ki, birkaç iktidar milletvekili partisinin bu konudaki kararına aykırı davranarak muhalefetle birlikte 300 imza içine katıldı. Bu kez soruşturma komisyonu kurulması için 360 oy gerekiyor. İktidar partisi katılmadan 360 milletvekilini bulmak mümkün değil. 360 da bulundu ve soruşturma açılması yönünde karar verildi diyelim, 15 kişilik soruşturma komisyonunda iktidar partisi çoğunluk olduğu için bir soruşturma raporu (iddianame) hazırlanması da çok zor. Bu aşama da geçildikten sonra cumhurbaşkanının Yüce Divan’a gönderilmesi için 400 milletvekili oyu gerekiyor. Ayrıca Yüce Divan görevi yapacak Anayasa Mahkemesinin üyelerini Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanının başkanı olduğu çoğunluk partisi milletvekillerini seçeceğine göre cumhurbaşkanının Yüce Divan tarafından mahkum edilmesi olanaksız.”

CUMHURBAŞKANI İSTERSE OHAL DAİMİLEŞEBİLİR

Broşürde, yeni sistemde OHAL’in Cumhurbaşkanının keyfine bağlı olarak daimi hale gelebileceği görülürken, bu vurgu ‘Sıkıyönetim uygulaması tarih oluyor’ cümlesinin ardından bir müjde gibi ifade ediliyor: “Olağanüstü Hal, 15 Temmuz hain darbe girişiminin sonuçları ve terör tehditleri de göz önüne alınarak, yeniden tanımlanıyor. • Mevcut sistemde Bakanlar Kurulu yetkisinde olan OHAL ilanı, yeni sistemde Cumhurbaşkanlığı’na veriliyor. • OHAL ilanı aynı gün meclisin onayına sunuluyor.”

SEÇİMLER YÜK GİBİ SUNULUYOR

Broşürde demokratik sistemler açısından mizahi bir cümle olarak kabul edilmesi gereken vurgular da var. Biri şöyle: “Cumhurbaşkanlığı seçiminde iki turlu sistem uygulanıyor. • Bu yolla 5 yıllık kesintisiz istikrar dönemleri geliyor. • Halkın gündemi sürekli seçimlerle meşgul edilmiyor.” İnsan, bu dahiyane cümle karşısında, “Rektörlük seçimleri gibi genel seçimleri de kaldırın olsun bitsin, halkın gündemi de sürekli seçimlerle meşgul edilmesin” diye düşünmeden edemiyor. 

FOTOĞRAFLARDAKİ ‘TEK ADAM’

Broşürde kullanılan fotoğraflar içinde Erdoğan baskın bir biçimde başrolde duruyor. Başbakan Yıldırım, MHP Genel Başkanı Bahçeli ve Bakanlar Kurulu ancak Erdoğan ile aynı karenin bir parçası olarak fotoğraflara girebiliyor.
Bir de, Erdoğan’ın sarayı önünde Türk bayrakları ile toplanmış olan kalabalığı gösteren bir kare var. Bu kare, bugüne kadar Anıtkabir'in önünde bayraklarla toplanmış olan kalabalıklara muadil olarak düşünülmüş bir kare gibi duruyor. 
Broşürdeki bu fotoğraf seçişi, referandum sürecinde tüm Türkiye’de nasıl bir görsel manzara ile karşı karşıya kalacağımızın da habercisi sayılmalı.

Broşürde referanduma sunulacak olan anayasa değişikliği ile getirilen başkanlık sistemi, ‘Günümüz hız çağı’ gibi parlak söylemlerle meşrulaştırılmaya, güven, huzur ve istikrarın teminatı gibi sunulmaya çalışılsa da, ‘tek adam’ ifadesi kullanılmadan döne döne cumhurbaşkanının yeni sistemde denetlenebilir olduğuna dair yapılan vurgular, endişeli bir ruh halini de dışa vuruyor.

AKP'nin hazırladığı "Kararımız evet, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" broşürünün tamamını buradan indirebilirsiniz...

İnteraktif Sayfa: Anayasa değişikliği paketinin madde madde ayrıntılı değerlendirmesi...

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa