Chevrolet’ini satan şair


22 Ocak 2017 06:06

Ayıcılar geçti, affedilmemiş insanlar geçti
Şehirler taş yürekliydi Şarkısı-beyaz
Cemal Süreya

İlk kitabı “Üvercinka” 1958 yılında yayımlandığında eleştirmenler bile bu kitaptaki şiirlerin yetkinliğinden etkilenmiştir. “Kumaşın ilk metresi” dediği kitabı 1959 yılında Yeditepe Şiir Armağanı kazandırır Cemal Süreya’ya.  

Yazıp çizdiği Pazar Postası kapatıldığında kendi dergisini çıkarmaya karar verir şair. Bir düş olarak yeşermeye başlar Papirüs; niyet var ama para nerde?

Ülkü Tamer derginin tasarımından ve kapağından sorumludur. Derginin yayımlanabilmesi için 1500 lira gerekmektedir. Ülkü Tamer ile Cemal Süreya’nın cebindeki toplam para ise yaklaşık olarak 50 liradır. 

Kapalıçarşı’da bir yangından yeniden doğan Edip Cansever, sözcükler ve şiir kadar olmasa da antikadan da ömür biçer kendine. Papirüs’ü bir ziyaretinde yerde serili olan halıya ilişir gözü. “Siz bu halıya basıyor musunuz?” diye hayretler içinde kalır.  “Fena bir şeye benzemiyor, ortağımı göndereyim bir baksın.” Bir efendilik ve centilmenlik örneği Jack Bey’e haber edilir. Dürülüp götürülür yerdeki antika halı. Akşımında 2000 lira sermayesi olur derginin.

“Dergi çıkarırken daha çok yazma eğilimi ya da özlemi içinde oluyorum,” demişti Cemal Süreya. O zamanki merkeze konuşlandı, Cağaloğlu’ya. Nuriosmaniye Caddesi’nin sol köşesindeki Atasaray Han’ın üst katında Papirüs dergisini çıkarmaya başladı. Dergi kurulur, ofis tutulur, çıkarılmaya başlanır da gelen giden olmaz mı? Olur elbet. 

Edebiyatımıza yeni bir soluk ve renk getiren Papirüs çıtayı yukarı taşıdı. Şiir yazmak için meselesi olan Cemal Süreya aynı zamanda şiir için kafa yoran, denemeler yazan bir şair olarak Papirüs’e gelen giden edebiyatçılarla yeni çıkan eserlerin içeriklerinden tutun da güncelin çıkmazlarına uzanan sohbetler etti büroda. Aynı iş hanında Düşün Yayınevi de vardı; Meral Çelen nasıl unutulur, Aziz Nesin ve de aşk!

1960-1961 yılları arasında ancak ve ancak 4, yazıyla da dört, sayı çıkabildi Papirüs. İçeriğinden bağımsız olarak etki alanını genişletemedi ve sınırlı bir okur tarafından takip edildi. Başlarda başı bulutlarda dolaşıp yaşatmaya çırpındıysa da kısa süre sonra battı dergi.

Duracak değil ya devam ediyor hayat. İş için Paris’e gidip orada para biriktiren Cemal Süreya dönüşte bir Chevrolet aldı. Almasına aldı ama arabayı gümrükten çekecek para nerde? Eş, dost, akraba yoklandı. Nihayet bulundu para ve gümrükte yatan araba “yurda giriş yaptı”. 

Dergicilik girmiş düşlerine iflah olur mu Cemal Süreya? “Chevrolet mi Papirüs mü”, sorusunun yanıtını biliyoruz. Chevrolet’ini satan şair Cemal Süreya, Papirüs’ü tekrar çıkarmaya başladı. Bu parayla ev almaktı bir hayali de ama dergi baskın geldi.

İkinci dönemi 1966 yılında başlayan Papirüs’ün başyazılarını yazdı Cemal Süreya. “Derginin başındaki yazıları, yalnız edebiyatın sınırları içinde kalmaz, siyasi içeriği de vardır,” diye özetler bu yazıları Doğan Hızlan. Nice şairin ilk şiirlerine, nice yazarın ilk yazılarına sayfalarını açtı Papirüs. 

Bir adresti aynı zamanda; şair ve yazarlar Papirüs’te buluşmak için sözleşirlerdi. Yeni çıkan kitaplar orada masaya yatırılır, güncel sohbetler orada edilir, edebiyat tartışmaları dergide yapılır, orada uzayan söze meyhanede devam edilirdi. Nereye gidilirdi? Mekân mı yok?  Hamburg birahanesinde soluklanmaya mı dersiniz, Bohem’de piyano dinlemeye mi, Alman lokantasında börekle sunulan “borç çorbasına” mı? Tosun’da kurufasulyeye mi? Ama genelde Nil’e gidilirdi. Şimdiki Yakup diyelim de, bilenler bilmeyenlere söylesin yerini. Alt katı birahane, üst katı meyhane olan Nil’in bahçesinde yazları piyano çalardı Rus Madam. Leyla Erbil, Muzaffer Buyrukçu, Edip Cansever, Adnan Özyalçıner, Tomris Uyar, Turgut Uyar, Cemal Süreya, arada bir de olsa Kemal Özer buluşup yarenlik ederlerdi aralarında. Kimi zaman yeni yazılmış şiirler okunurdu Nil’deki rakı masasında. Adnan Özyalçıner’in telefonda verdiği bilgiye göre kendisi de yeni öyküsünden kısa bir bölüm okurdu masada kimi zaman. Çok uzun yazdığı ve bütün öyküsünü okumak istediği için Muzaffer Buyrukçu’ya öykü okutmazdı bu ekip. 

“17 dergi batırdım. İşte Papirüs, üç kez batırdım. Türkiye Yazıları Dergisi’nin kurucusu ve yazı kurulu başkanıydım. İkinci sayıdan sonra ayrıldım. Sonra Maliye Yazıları Dergisi’ni kurduk. İkinci sayıda onlar beni tasfiye ettiler. Türk Dili Kurumu Dergisi’nin yazı kurulundaydım. Şaka bir yana ben yalnızca kendi çıkardığım dergilerin batmasından sorumluyum herhalde.”

Yazının girişinde dizelerini koyduğumuz “Şarkısı Beyaz”, yayınlattığı ilk şiiridir Cemal Süreya’nın. 

Papirüs’ün ikinci dönemi İkinci Yeni açısından özellike ayırt edici öneme sahiptir. 41. sayıda Mehmet Doğan’ın giriş yazısının yer aldığı Papirüs, Mehmet Doğan ve Turgay Gönenç’in seçtiklerinden bir araya gelen bir antoloji eki de yayınlamıştır aynı zamanda.

Asım Bezirci, Orhan Suda, Selim İleri, Ercüment Uçarı, Demir Özlü, Behçet Necatigil gibi nice yazar ve şairin buluşup sohbet ettikleri Papirüs 1970 yılının Mayıs ayında yayın hayatına son verdiğinde gelecek kuşaklara aktaracak nice miras biriktirmişti.

Şiirinde dediği gibi bir dergidir yaşamı; Cemal Süreya ölmez ama batar.

www.evrensel.net