16 Ocak 2017 05:00

Evrim Teorisi'nin reddi ve 'Erdoğanizm'in belirlediği bir müfredat

Paylaş

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), “iki yıldır üstünde çalışılıyordu” dediği “yeni milli eğitim müfredat taslağını” geçtiğimiz hafta kamuoyuna açıkladı.

MEB, “eğitimde sadeleşme yapıyoruz” dediği ilkokul, ortaokul ve lise taslak müfredatının, kamuoyunun görüşünün alınmasının ardından tamamlanacağını ve 2017-2018 öğretim yılında 1, 5 ve 9’uncu sınıflarda uygulanmaya başlanacağını belirtti.

MEB, bu çalışmayla “milli eğitim müfredatını” sadeleştirmeyi amaçladığını iddia etmektedir.

Her yıl yeni değişikliklerle müfredatı çok daha karmaşık hale getiren MEB, anlaşılır hale getirilmiş bir müfredat çalışması yapsaydı, kimsenin diyeceği bir şey olmazdı.

Ama öyle görünmüyor. Çünkü bakanlık sadeleştirme derken, Evrim Teorisi'ni tümüyle müfredattan çıkarmayı ve Atatürkçülüğü de kuşa çevirerek konuyu daha karmaşık hale getirmeyi amaçlamış görünmektedir.

BAKANLIK BÜROKRATLARI VE EĞİTİM BİR SEN HAZIRLAMIŞ!

“Yeni müfredat program taslağı”nın yayınlanmasıyla görüldü ki, bakanlığın iki yıldır süren çalışması, bakanlık bürokratları ve Memur Sen’e bağlı Eğitim Bir Sen ile ortak hazırlanmış. Nitekim bu taslağı sadece Eğitim Bir Sen beğenmiş. KESK’e bağlı Eğitim Sen ve Kamu-İş’e bağlı Eğitim-İş başkanları ise taslağın hazırlanmasında kendilerinin bir dahlinin olmadığını söylemektedirler.

Eğitim sendikalarının başkanları, “Milli eğitim müfredatı gibi bir konuda ‘taslağın’, üniversitelerin, eğitim sendikalarının ve konunun uzmanı kişilerin ortak bir çalışmasıyla oluşturulması gerekirdi. Ama bu yapılmadı” diyorlar.

Bakanlık bu eleştirilere karşı, “Önümüzdeki dönemde  herkes görüşünü söyler, eleştirileri internet üstünden bakanlığa iletirler” diyerek geçiştiriyor. Ama bu ülkede, bu tür programların nasıl hazırlandığını, yapılan eleştirilere karşı nasıl bir tutum alındığını az çok bilenler, yapılan eleştirilerin umursanmayacağını da bilmektedirler.

Hele de milli eğitim müfredatı gibi bir konuda, taslağın, en gerici çevrelerin müdahalesiyle daha da geriye götürüleceğini, söylemek bir kehanet olmaz. Örneğin bu çevreler, Evrim Teorisi’nin  biyolojiden çıkarılmasıyla yetinmeyecekler, tersine biyolojide ve öteki alanlarda en gerici kuramların ve görüşlerin ders kitaplarına sokulması için mesai harcayacaklardır. Ki, bunların bakanlığın en üst makamlarında bile ellerinin, gözlerinin olduğunu herkes bilmektedir.

TASLAĞIN KARAKTERİNİ EVRİM TEORİSİ'NİN KALDIRILMASI BELİRLİYOR

Son yıllarda, bütün dünyada bilim alanındaki ilericilik-gericilik kavgasının merkezinde Evrim Teorisi var. AKP çevresinde oluşan en gerici yığılmanın ana hedeflerinden birisi, belki de birincisi Evrim Teorisi’nin müfredattan çıkarılmasıydı. Öyle görünüyor ki, bu “yeni müfredat program taslağında” Evrim Teorisi’ni lise biyoloji kitabından çıkartarak amaçlarına ulaşmışlardır!

Evrim konusu bir önceki müfredata göre 12. sınıfta 6 saat süreyle işleniyordu. Bu kapsamda Lamarck ve Darwin’in çalışmaları araştırılıyor, evrime ilişkin görüşler irdeleniyordu. Yeni programda “Evrim ünitesi” yerine “Canlılar ve çevre” başlıklı bir ünite konmuş.

Aslına bakılırsa bir yanda Evrim Teorisi okutulurken öte yandan da “dindar nesiller yetiştirme” fikri birbiriyle çelişiktir. Çünkü Darwin’in Evrim Teorisi; her tür yaradılış ve yaratan düşüncesiyle çatışmaktadır ve bu yüzden de “dindar nesiller” amacıyla çatışır!

Oysa AKP Hükümetleri yıllardan beri “dindar nesiller yetiştirmek” için adımlar atmakta; mahallelerde “merdiven altı” “sıbyan mektepleri”nden her köşe başına İmam Hatip Lisesi açılması, normal liselerin giderek İmam Hatip müfredatına yakınlaştırılmasını esas alan bir yönelişe sokulması da bu amaçla yapılıyordu. Şimdi Hükümet, Evrim Teorisi’ni müfredattan atarak, dindar nesiller yetiştirmedeki en önemli ayak bağını çözmüş olmaktadır.

Ama bu aynı zamanda milli eğitim müfredatının gerçek bilimle, bilimsel bilgi ile bağının koparılması demektir. Çünkü Evrim Teorisi sadece biyolojide değil tüm doğa ve insan bilimlerinde yaradılışçı eğilimlere darbe vurup, bu bilimlerin bilimsel kalitelerini bir üst düzeye taşımalarına dayanak olan teoridir.

Bu yüzden de Evrim Teorisi’nin milli eğitim müfredatından çıkarılması demek, gerçek bilimin milli eğitim müfredatından kovulması demektir.

Onun içindir ki, bu yeni “milli eğitim müfredatı taslağı”nın karakterini belirleyen Evrim Teorisi’nin müfredattan çıkarılmasıdır dersek yanlış bir şey söylememiş oluruz. Çünkü bu zihniyet kendi içinde tutarlı olacaksa (ki, tutarlıdır), fizikten astronomiye, felsefeden kimyaya tüm diğer bilim alanlarındaki dersleri de yaratılış kuramlarına göre yeniden kaleme almak zorunda kalacaktır. Bu yüzdendir ki, bu yeni müfredatın karakterini belirleyen Evrim Teorisi’nin müfredattan çıkarılmasıdır diyoruz.

ERDOĞANİZME YER AÇMAK İÇİN KEMALİZM TIRPANLANMIŞ!

Müfredat için diğer önemli yenilik ise, Atatürkçülüğün tırpanlanıp yakın tarihin, darbeler ve cuntaların da tarih kitaplarında okutulacağı, özellikle de “15 Temmuz darbe girişimi”nin müfredata gireceğine dair açıklamalardır.

Kuşkusuz Atatürkçülüğün belirli ders kitapları arasında bölüştürülmesi ve anlatımın Atatürk’ün çocukluğu ve yaşantısına dair bilgilerin yer almasına kadar geri çekilmesinde en önemli etken, AKP Hükümetlerinin bir zamandan beri bir “Erdoğanizm” oluşturmak üzere giriştikleri çabalardır. 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte bu konuda adımlar hızlandırılmıştır. Bu yüzden de AKP ideologları ve propagandacıları, Atatürk’ün belki Kurtuluş Savaşı ve tek parti döneminde lider olan ama yakın tarihin yeni kahramanının Tayyip Erdoğan olacağı bir yakın tarihi yeniden yazmayı ve MEB’in bunu okullarında okutmasını amaçlamaktadırlar.

Milli eğitim müfredat taslağı bir "Erdoğanizm öğretisi" geliştirilmesi ve bunun okullarda ders olarak okutulacağını ilan eden ilk resmi belge olması bakımından da ayrıca önem kazanmış bulunmaktadır.

“2023 hedefi” filan gibi saptamalar, Kutul Amare’nin, cihatçılığın müfredata alınıp öğretileceğinin ilan edilmesi, hep bir "Erdoğanizm öğretisi”nin yaratılması ile ilgilidir.  

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa