Kadınların hayır ortaklığı


12 Ocak 2017 05:00

Ankara’da evine gitmek için yürüdüğü yolda hava soğuk olduğu için otobüse binen kadına şoför tecavüz etti. Kadın ancak yalvararak, yaşananları kimseye söylemeyeceğine ikna ettikten sonra adamın elinden kurtulabildi. Saldırganın fütursuz rahatlığı tecavüzün hemen sonrasında kadına sorduğu sorularda gizli: “Evli misin, çocuğun var mı? Seni bir daha ne zaman görürüm? Nerede çalışıyorsun? Telefon numaran ne?”

Bu sorulardaki “Bana bir şey olmaz” hali, eğer ki kadın ‘o hale’ boyun eğmezse diye tehdide dönüşüyor sonra: “Polise veya birine söylersen seni bulurum, tecavüz ederim, boğazını keserim.” Evet yapabilir... Evet yapıyorlar... Evet erkekliğin o haline her türlü olanak sağlandı çünkü...

Olayın ardından tecavüze uğrayan kadının söyledikleri, bu ülkede kadınların uğradığı şiddet, hak gaspı, ayrımcılık, eşitsizlik karşısında nasıl bir duygu haline mahkum edildiklerinin bir özeti gibi adeta!

Diyor ki kadın; “Keşke otobüse binmeseydim. Kendime kızıyorum. Toplu taşımayı güvenli zannediyordum. Yürürken daha kötüsü olamazdı ki, yine saldırıya uğrayabilirdim ama bu kadar kötüsü olamazdı! Ölmüş olmayı tercih ederdim. Ya hak ettiği cezayı almazsa? Ya tutuksuz yargılanırsa? Hepimiz biliyoruz ki bu söylediğim şeyler bu ülkede sıkça yaşanıyor. O gelir beni bulur ve öldürür. Yarım bıraktığı işi bitirir. Ben bu korkuyla mı yaşayacağım?”

Biz bu korkuyla mı yaşayacağız? Biz başımıza gelen her türden musibetin sorumlusu mu olacağız? Biz yaşanabilecek kötü şeyler arasında en kötüsüne mahkum olmamak için daha az kötü olanı mı seçmek zorundayız? Sahip olduğumuz tek seçenek bu mu?

Şimdi bize hemen “Bak bir de pembe taksiye, otobüse karşı çıkıyordunuz, akşamın o saatinde kadının sokakta ne işi var diyenlere laf ediyordunuz” diyenler cenahında yer alacağından hiç kuşku duymadıklarımız, bu saldırgan ortamı, bu ‘bana bir şey olmaz’ halini, bu fütursuz erkekliği onlar pohpohlamamışlar gibi kendilerine haklılık payı çıkarma derdine düşecekler.

Çünkü bu, bugünün siyaset yapma biçiminin alamet-i farikası... İnsanları, başlarına gelebilecek korkunç şeyler arasından en kötüsüne mahkum olmamak için daha az kötü olanı seçmek zorunda bırakma politikasının...

İşte “anayasa değişikliği” kılıfı altında tek adam diktatörlüğü inşası da aynı politika yapma biçiminin bir örneği.

Hayatlarımızı belirleyecek ve biçimleyecek en büyük toplumsal mutabakat metni olan Anayasa, tıpkı tecavüzcü şoförün kadına ‘polise veya birine söylersen seni bulurum, tecavüz ederim, boğazını keserim’ tehdidinde olduğu gibi korkunç bir gelecek tablosu ve endişe ortamı yaratılarak ‘sana mı soracağım lan’ dayatmasıyla yapılıyor.

Nasıl ki tecavüzcünün kadına sunduğu ‘seçenek’ bir seçenek değilse, AKP’nin de bizlere sunduğu ‘seçenek’ bir seçenek değil!

Biz kadınlar, parlamentonun devre dışı bırakılmasını değil; kadınların hayatlarını etkileyen politikaların belirlenmesinde karar verici etkide olabilmesi için daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük istiyoruz.

Devletin her alanında ve evde, işte, otobüste, parkta, meydanda; yaşamın olduğu her yerde sadece tek değil; aynı zamanda ‘erkek’ olan bir sisteme doğru gidilmesini istemiyoruz. Biz kadınlar ailede de devlette de ‘reis’ istemiyoruz.

Hak ve özgürlüklerimizi güvence altına alacak bir Anayasanın toplumun en geniş katılımıyla yapılmasını istiyoruz. Demokrasinin temel ilkelerini ortadan kaldıran bu Anayasa değişikliğine karşıyız.

Ve seçeneksiz değiliz.

Kadınlar 18 Aralık’ta olağanüstü haldeki kadınlık durumlarını konuşmak, bu halin kadınların haklarını nasıl geriye götürdüğünü tartışmak, olağanüstü hal basamağını kullanarak yapılan anayasa değişikliğini kadınlar açısından değerlendirmek için bir araya geldi. Feministler, çeşitli siyasi partilerden, sendikalardan, kadın-LGBTİ örgütlerinden kadınlar, OHAL ve başkanlık tartışmalarında ‘hayır’ demekte ortaklaştılar, bir koordinasyon grubu kurarak “Başkanlığa HAYIR” kampanyası için hazırlanıyorlar.

Bu kritik dönemeçte ortak bir ‘hayır’a ihtiyacımız var. Bu ortak ‘hayır’ı  kurabilmek için açık olmaya, yüz yüze gelmeye, kadınlara gerçekten dokunmaya, fikir sahibi bile olamadıkları bir süreç konusunda geniş kadın kesimlerini bilgilendirmeye ihtiyacımız var. Şimdi, hayır demekteki hakkımızı ve haklılığımızı aynı biçimde ortaya koyma zamanı...

www.evrensel.net