İhraçlar: Sınırsız keyfilik


12 Ocak 2017 05:00
Cropy

679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 631 akademisyen daha ihraç edildi. Böylece toplamda 4 binden fazla akademisyen üniversitelerden ihraç edilmiş oldu. Yine toplamda 135 bin kamu görevlisi hakkında işlem yapıldığı ve bunlardan 97 binden fazla kamu görevlisinin de ihraç edildiğini açıkladı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı.

Bir mahkeme kararı sonucu gerçekleşmiyor ihraçlar.

Binlerce kişi hakkında, topluca şu gerekçe ile oluyor ihraçlar:
“ Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan…”

Buradaki nitelemeler kanunlarda suç olarak yazılı. Suçlar  ve cezalar da şahsidir. Halbuki kararı idari makamlar veriyor. Üstelik hangi kanuna dayalı olarak ve hangi delillere dayalı Bir yargılama sonucu varılan hüküm değil. Bunlar ağır suçlardır ama bir ceza soruşturma, kovuşturma ve yargılama sonucu verilmiş ve kesinleşmiş yargı kararına dayalı olmuyor.
Büyük ihtimal “muhbir vatandaş” devreye giriyor ya da sokuluyor; imzalı imzasız ihbarlar yazılıyor, yazdırılıyor.

Güvenlik  soruşturması ve arşivlerle ilgili kanun ve yönetmelikler mi devrede, hangi hukuk uygulanıyor, belli değil. Hükümetin açıklamasına göre, illerde valilikler bünyesinde, üniversitelerde de rektörlük bünyesinde birimler oluşturuldu. Hangi hukuka göre çalışacaklar, bir yasal düzenleme yok.

Yetkiyi ve görevi kanundan almıyorlar.

Üstelik tartışmalı iki konu var: Siracusa İlkeleri (1984) “Ulusun yaşamının tehlikeye düşmesi” kriteri ile olağanüstü hal ilan edilebileceğine ve BM Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesinin 4. maddesinde yer alan derogasyonlara başvurulabileceğine (yükümlülük azaltma)  amirken (bk. Gemalmaz Mehmet Semih, Olağanüstü Rejim Standartları, Beta yayın, 1994, s.198-201) bizde OHAL,  darbe teşebbüsü nedeniyle ilan edilmiştir. Ama KHK’ler ile bu durumun çok ötesine geçilmiş, topyekün tüm hükümet karşıtı olan düşünce sahiplerinin cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Kamu görevlileri söz konusu olduğunda da yukarıda da belirttiğimiz gibi, en az 135 bin kamu görevlisi hakkında işlem başlatılmış, şimdilik 97 binden fazlası da ihraç edilmiştir.  

Hükümet arındırma (lustration) yoluna başvuruyor.

“FETÖ”, işin bahanesi. Kendisine sempati duymayanları hedef alıyor. Arındırmada başvurduğu yöntem ilan edilmiş bir yöntem değil. Hukuksal kavramları kullanmıyor. İltisak bunlardan birisi. OHAL’e dayanıyor. Korku iklimine ve devlet kurumlarını “ele geçirmiş” olmasına dayanıyor. Başka bir izah olamaz. Çünkü hukuka dayansa, önce yargıçların güvencesi olur. Halbuki, yargıçlar bile mahkemelerdeki odalarından duruşma salonlarından gözaltına alınıyor. Kimsenin hukuki güvenliği yok.

İhraçlar sınırsız keyfilik içeriyor ve İLO’nun “111 sayılı İş ve Meslekte Ayrımcılık Sözleşmesi”ne aykırılık taşıyor. 12 Eylül askeri darbe döneminde toplamda 8 bin 500 kamu görevlisi ihraç edilmişti, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu’na dayalı olarak. Bugün “sivil darbe” dönemi diyebileceğimiz bu dönemde en az 10 katı bir sayıda kıyım/tasfiye yaşanıyor.

Sınırsız keyfiliğe karşı, son KHK ile üniversitelerinden koparılan sevgili barış akademisyenlerinin,  duruşlarını hatırlatmak isterim. Bu zor günlerde, bir insanın ve imzasının, barış için, insan hakları ve özgürlükleri için ne kadar önemli ve değerli olduğunu düşünmemize yol açtıkları ve o güveni tazeledikleri için…

www.evrensel.net

Adalet

22 Haziran 2017 05:00

Tutuklu gazetecilere özgürlük!

01 Haziran 2017 05:00

OHAL zamanı

25 Mayıs 2017 04:53

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.