Adalet Bakanı Bozdağ’a teşekkürler!


11 Ocak 2017 05:00

“Tek parti tek adam rejimi” için yapılmak istenen Anayasa değişikliği görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda başladı. Ama aynı zamanda bu görüşmelerin hangi koşullarda yapılacağının ipuçları da ortaya çıktı.

Öncelikle AKP-MHP çoğunluğu Meclis’te parmak gücünü kullanarak muhalefetin sesini kısmak için her yola başvururken; TBMM İç Tüzüğü’nün bu tür oylamalar için öngördüğü “gizli oy” ilkesinin de umursanmayacağı daha ilk oylamada ortaya çıkmış oldu. Ancak bütün “yakın markaja” karşın, 349 oyla kabul edilmesi beklenen “teklifin görüşülmesi” için yapılan  oylamada AKP-MHP koalisyonu 338 vekilin desteğini alabildi. Bu da bu teklifin, iki partinin 356 milletvekili olmasına karşın, en azından bütün maddelerinin 330’un üstünde bir oy desteği ile geçmesinin kolay olmadığını gösterdi.

‘TEKLİF’İN ÖTEKİ YÜZÜ: SOKAK TERÖRİZE EDİLECEK!

Meclis’te grubu bulunan dört partinin sözcüleri, Anayasa değişikliği teklifinin Meclis’te görüşüldüğü ilk günde, teklif karşısındaki tutumlarını belirleyen konuşmalar yaptılar. Ama, Hükümet, vatandaşların bu konuda görüşlerini ifade etmesine izin vermedi.

Teklifin Meclis’te görüşülmeye başlandığı gün, Anayasa teklifi hakkında görüşlerini ifade etmek isteyen vatandaşlar, sembolik anlamını da dikkate alarak Meclis kapısında toplandılar ve seslerini vekillere duyurmak istediler. Ankara Barosu, CHP, Emek ve Demokrasi Platformu çağrısıyla bir araya gelen ve bazı CHP’li vekillerin de içinde yer aldığı kitle, sokağa çıkarak; Meclis’te görüşülecek teklifin “Tek adam diktatörlüğü” ve “Faşist bir rejim” getireceğini ifade etmek istediler. Ancak Hükümet, vatandaşların karşısına Çevik Kuvvet polisini çıkarmayı tercih etti. Ankara’da, eksi 6 derecede biraraya gelen vatandaşların üstüne polis sadece gaz atmak, köpek, cop ve kalkan kullanmakla da kalmadı, tazyikli su sıktı! Böylece Erdoğan-AKP yönetimi, polisi şiddetini kullanmakta sınır tanımayacağını ve halkı sindirmek için her yöntemi kullanmada ne kadar hevesli olduğunu da göstermiş oldu.

Böylece, hem Meclis’te yapılmak istenen Anayasa değişikliğinin arkasındaki zihniyet görülmüş oldu; hem de Meclis’te tüzük, hak, hukuk, ahlak tanımadan “gizli oy kuralını” ihlal eden zihniyetin sokakta vatandaşlara hatta vekillere nasıl bir polis şiddeti reva gördüğü apaçık ortaya çıkmış oldu.

GÜNÜN EN ÖNEMLİ KONUŞMASINI BOZDAĞ YAPTI

Anayasa değişikliği teklifinin ilk günkü tartışmalarında CHP, uzun zamandır Meclis Kürsüsünü kullanmayan Deniz Baykal’ı sözcü olarak çıkararak, teklifin Meclis’ten geçmesine karşı olduğunu net biçimde ortaya koydu. HDP de, Filiz Kerstecioğlu’nun ağzından, eşbaşkanları ve vekillerinin tutuklu olmasıyla bağlantılı tutumlarını da açıklayarak, teklife net biçimde karşı çıktı.

Ama günün en önemli konuşmasını ne Baykal ne de Kerestecioğlu yaptı. Tersine günün en önemli konuşmasını,  tartışmasız, “AKP’nin ağır topu”, “Erdoğan’ın mutemet adamı” ve ”Adalet Bakanı” olmak gibi ağır sıfatlar taşıyan Bekir Bozdağ yaptı!

AKP’nin, MHP desteği ile yaptığı bu değişiklik teklifini Bozdağ, CHP’lire de hitap ederek, “Daha ne istiyorsunuz, biz Atatürk’ün Anayasasına dönüyoruz. Atatürk hem Cumhurbaşkanı hem CHP’nin başkanı, İsmet İnönü hem Cumhurbaşkanı hem de CHP’nin başkanı değil miydi; Bu kötü müydü?” diye savundu.

İlk bakışta “CHP’ye gol atma” amaçlı gibi görünen bu savunmayla Bozdağ, aslında bugüne kadar AKP’nin “tek parti dönemi”ne yönelik tüm eleştirilerini de geri almış oldu. Böylece Bozdağ “tek parti” dönemine dönmeyi bir marifet düzeyine yükselttiğini de göstermiş oldu. Ki, bugüne kadar AKP bu dönemi, “Tek parti döneminde valileri bile CHP il örgütleri atıyordu” diye eleştirmişti. Ve dahası o dönemin gayri resmi adı da hemen herkes tarafından “tek parti rejimi” dönemi olarak bilinir.

‘TEK PARTİ DÖNEMİNE DÖNÜYORUZ’ İTİRAFI

Bekir Bozdağ’ın “dönmekle” övündüğü “tek parti dönemi”,  valilerin, memurların, yargıçların, odacıların, işçilerin, sıradan  memurların,... CHP’nin il ve ilçe teşkilatlarıyla, onların istekleri dikkate alınarak yapıldığı bir dönemdir. Kısacası kamuda bir işe girmek isteyenin ya da kamu ile bir sorun varsa bunu çözdürmek isteyenin, CHP yerel teşkilatından “Bizdendir belgesi” getirmek zorunda olduğu, az çok hak-hukuktan söz eden hiç kimsenin benimseyemeyeceği bir dönemdir, Bozdağ’ın “dönüyoruz” dediği “tek parti” dönemi!

Bugün de bu teklife karşı çıkanlar, bu anayasa değişikliği ile AKP-MHP koalisyonunun ülkeyi “çok partili” bir görünüm altında “tek parti rejimine” götürmek istediğini söylüyorlar; Anayasa değişikliğine de onun için karşı çıkıyorlar.

Adalet Bakanı Bozdağ, Pazartesi günü yaptığı konuşmayla, yapmak istediklerini “tek parti rejimine dönmek” olduğunu itiraf etmiştir! Diğer söyledikleri ve “Partili Cumhurbaşkanlığının ne kadar demokratik olduğu”na dair ifadelerinin ise bir kıymeti harbiyesi yoktur. Çünkü söyledikleri tamamen hamasetten ve boş laftan ibarettir!

Sayın Bakana gerçekleri, “itiraf” olarak da olsa söylemiş olduğu için bu köşeden teşekkür ediyoruz.

Fatih Polat: Azami özsaygı, asgari taviz

Kamil Tekin Sürek: Gizli oy

Fehim Işık: İrade tek ise idare hegemoniktir

www.evrensel.net