Diyanete de bir soruşturma açılır mı?


03 Ocak 2017 04:53

Reina Katliamı’nın tetikçisinin ne kendisine ne de açık kimliğine henüz ulaşıldı. Saldırı üstündeki yayın yasağı da devam ediyor.

Başbakan ve Adalet Bakanı, sosyal medyada Reina saldırısını övenlerin cezalandırılacağını söylemesine karşın, yılbaşı kutlamalarıyla Noel kutlamalarını aynılaştırıp bunun üstünden yılbaşı kutlaması yapanlara yönelik saldırılar da sürüyor.

Bir kez daha öncelikle belirtelim ki, yılbaşı kutlaması, bir “Hristiyan kutlaması” (ayini) değildir. Ama miladi takvimi kullanan bütün ülkelerin ve halkların yaptığı bir kutlamadır.

Eğer “yılbaşı kutlaması” Diyanet işleri başta olmak üzere din adına hareket eden çevrelerin, batıcılık hayranı cumhuriyet hükümetlerinin getirdiği bir kutlama olsaydı; Şinto dinine bağlı Japonların, Budist Çinlilerin ve Hindu inancına sahip Hindistanlıların da yılbaşı kutlamaması gerekirdi. Ama oysa biliyoruz ki, yılbaşı kutlamaları 31 Aralık günü geride bırakıldığı saatlerde Avustralya’dan başlayarak, Pasifik Adalarına kadar, Suudi Arabistan, İran gibi şeriatla yönetilen birkaç ülke dışında bütün ülkelerde, şöyle ya da böyle kutlanmaktadır.

Yılbaşı, bu malum çevreler tarafından iddia edildiği gibi, “İsa’nın doğum günü” de değildir. İsa’nın doğum günü Hristiyanlar tarafından 25 Aralık’ta, Noel’de (Kutsal Doğuş Bayramı da denir) kutlanmaktadır.

Türkiye’de kimi insanlar Noel’i de kutlayabilir ve bu da ne Diyaneti, ne de başka kimseleri ilgilendirir.

Yani isteyen yılbaşını Hicri takvimin başlangıcı sayılan Hicret’in yıl dönümü; isteyen de Noel’i kutlayabilir ve bu da kimseyi ilgilendirmez, ilgilendirmemesi gerekir. Hele de yasalara göre bütün dinler ve inançlar karşısında eşit mesafede durması gereken Diyanet İşleri Başkanlığını!

ÖNCE BİR ÖZ ELEŞTİRİ!

Saldırıdan dört saat sonra, henüz sabah ezanı bile okunmadan, Diyanet İşleri Başkanı Görmez, yaptığı açıklamada; “Bu bir vahşettir, dehşettir, cinayettir ve katliamdır... Bu insanlık dışı katliamın bir pazarda ve bir mabette yapılmasıyla eğlence yerinde yapılmasının herhangi bir farkı yoktur... Bu gece yapılan bu terörü diğer olaylardan ayıran tek fark toplumda fitne oluşturarak yaşam biçimlerine göre toplumu bölmek ve karşı karşıya getirmektir” demişti.

Ben de bu açıklamayı, dün bu köşede, “Diyanetin son yıllarda gerçeğe en yakın açıklaması” diye övmüştüm. Şimdi, bu söylediklerimin öz eleştirisini yapmam gerekiyor. Çünkü ben yazıyı kaleme aldığımda, Diyanetin iki gün önce yaptığı açıklama ve “cuma hutbesi”ni atlamışım! Evrensel’de dün çıkan Fatih Polat arkadaşımızın yazısı ve “Diyanetten 2 günde 2 farklı açıklama” haberini görünce konuyu yeniden ele alma ihtiyacını duydum.

Çünkü Diyanet İşleri Başkanlığının yeni yılla ilgili açıklaması, bu açıklamanın “hutbe”ye dönüştürülerek cuma günü Diyanete bağlı yüz bine yakın camide milyonlarca Müslüman’a okunmasının, hele de Reina Katliamı’ndan sonra anlaşılır bir tarafı yoktur, olmamalıdır da!

YENİ YILI KUTLAYANLAR SUÇLANIYOR

Çünkü, Diyanet “cuma hutbesi” olarak vatandaşa şunları söylüyordu: “Unutmayalım ki ömür sermayesinden geçen bir yılın sonunda kendini ve yaratılış gayesini unutarak değerlerimizle örtüşmeyen, insan hayatına katkısı olmayan gayrimeşru tutum ve davranışlar sergilemek bir mümine asla yakışmaz. Yeni bir yılın ilk saatlerinin başka kültürlere, başka dünyalara ait yılbaşı eğlenceleriyle israfa dönüştürülmesi ne kadar da düşündürücüdür. Sevap-günah, hayır-şer konularında muhasebe yapılması gereken saatlerin, emek harcamadan zengin olmak arzusuyla kumar, piyango gibi şans oyunlarıyla heba edilmesi ne kadar da üzücüdür.”

Diyanet yılbaşı kutlayanları; “Gayrimeşru tutum ve davranışlar sergilemek”, “Başka kültürlere ve başka dünyalara ait yılbaşı eğlencesi yapmak”, “Emek harcamadan zengin olmak arzusuyla kumar, piyango gibi şans oyunlarıyla” uğraşmakla suçluyor.

Dolayısıyla Diyanet bu “hutbe”yle, vatandaşların her hangi bir yasayla suç olarak düzenlenmemiş, “yılbaşı kutlaması” gibi bir konuda, yasaklar getirmekte, yasaklara uymayanları da “Gayrimeşru bir yaşam tarzını benimsemiş olanlar”, “Kumar ve şans oyunlarıyla zengin olmak isteyenler” kategorisine sokarak ötekileştirmekte, hatta suçlamaktadır.

SAVCILAR DİYANETİ DE SORUŞTURACAK MI?

Diyanet İşleri Başkanlığı en azından sözde laik bir ülkenin kurumudur ve vatandaşların yaşam ve davranışlarının İslam’a uygun olup olmadığını yargılayamaz.

Bir yandan böyle bir “hutbe”yi yılbaşından sadece iki gün önce verdirip Reina saldırısı olunca da herkesten önce, saldırıya karşı; “Bu bir vahşettir, dehşettir, cinayettir ve katliamdır... Bu yaşam biçimlerine göre toplumu bölmek ve karşı karşıya getirmektir” diyen bildiri yayımlamak, ancak bir “Suçluluk duygusunun yol açtığı bir telaşın” ifadesi olabilir!

Elbette Diyanetin “hutbesi”ni dinleyen herhangi bir Müslüman “Diyanet bana git Reina’ya, Reina gibi yerlere saldır diyor” demez. Ama dünyaya İslami bir nizam vermek için yola çıkan birisi ise bu hutbeyi dinleyince, “Demek ki ben bu saldırıyı yaparsam milyonlarca Müslüman’ın hissiyatına tercüman olurum ve onlar arasında ben ve örgütüm sempati kazanır” diyebilir. Yani bu tür fikirlerin Diyanet gibi bir kurul üstünden geçen “hutbeler”le yayılması, cihatist terörü besleyen iklimin oluşmasına, o iklimin terörist saldırılar için cesaret vermesine hizmet etmektedir.

Kısacası Diyanetin cuma hutbesinde yansıyan zihniyet, IŞİD’in el Nusra’nın, cihatist örgütlenmelerin boy verip yetiştiği iklimin başlıca dayanaklarından birisini oluşturmaktadır.

Dolayısıyla da ister istemez akla, Reina’ya yapılan saldırıyı soruşturan savcılar, bu saldırının arkasındaki manevi müşevvikleri araştırırken Diyanetin “cuma hutbesi”nin arkasındaki zihniyeti de dosya kapsamına alarak soruşturma açmayı akıl edecekler midir? Akıl ederlerse, böyle bir soruşturmaya cesaret edebilecekler midir, bunu da yakında göreceğiz.

CÜBBELİ AHMET HOCA DA DİYANET GİBİ!

Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, Reina’da 39 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıdan sonra , nerdeyse diyanetin açıklamasından kopyalanıp yapıştırılmış, bir açıklama yaptı: “Terör saldırısını ha ibadet yerinde yapmışsın, ha eğlence yerinde yapmışsın! Günahı vebali aynıdır!” demiş.

Oysa Cübbeli Hoca, yeni yıl öncesi paylaştığı mesajda, yeni yıl kutlamasını Noel kutlaması olarak gösterip eleştirerek şöyle demişti: “Bir kişiyi bile olsun Allah için vazgeçirelim şu Noel’i kutlamaktan! Allah korusun iman gitti mi cehennemden ebedi çıkamayacak!

Babanın katilinin bayram yaptığı günde bayram yapar mısın? Babanın katillerinin, dininin düşmanlarının kutlamalarına katılma. Noel kutlama! Sen gavurların bayramını kutlarsan, Allah da başına kafirleri musallat eder!”

Açıkça görüldüğü gibi, Cübbeli Hoca ile Diyanet hem zihniyet hem de manevra kıvraklığı (Siz manevra telaşı da diyebilirsiniz) bakımından nerdeyse birebir aynıdırlar!

www.evrensel.net