30 Aralık 2016 04:46

Silahlı ve akılsız

Paylaş

Yönetmen Zhang Yimou, özellikle dans eder gibi dövüşen tarihi kahramanlarıyla, Çin’in en tanınmış yönetmeni. Olimpiyatın filmini çeken yönetmen mesela. Çin Seddi, İngilizce ilk filmi. Hollywood ile Çin’in en büyük ortak yapımı. Yazarları Amerikalı, bilinmeyen tehlikeli yaratıklardan duvarla korunmak gibi, Taht Oyunları dizisi benzeri bir temayı tekrarlıyor. Başrolünde Amerikan aksiyon sinemasının meşhur jönü Matt Damon var. Çin Seddi üzerinde, Batılı paralı askerlerle düzenli Çin ordusunun aynı düşmana karşı ortak savunmasını anlatıyor. Yani Çin Seddi filmiyle ilgili her şey siyaseten olabildiğince manidar. 

Film zaten tam olarak bu unsurların bir araya gelmesinin ürünü. Yönetmenin alametifarikası olan rengarenk kostümler ve görüntülerle büyülediği seyircinin, pek kafa yormak istemeyen mesajını ıskalamamasına çalışıyor. Çin, hayran olunacak, kadim bir bilgelik, müthiş bir organizasyon olarak temsil ediliyor, Batılı ise Çinlilerin ifadeleriyle, “barbar”. Ancak sonunda ortaya çıkan Hollywood yapımı film, aslında başından sonuna Amerikan işi. 

Şöyle oluyor: Farklı memleketlerden bir grup Avrupalı, barutun namını duymuş, onu bulmak, mümkünse çalmak üzere Çin yollarına düşmüş. Bunlar çeşitli savaşlara katılmış paralı askerler. Bilinmeyen, ne olduğunu da anlamadıkları bir yaratığın saldırısına uğramalarının ardından, içlerinden ikisi sette konuşlanmış Çin ordusu tarafından esir alınır. İsimsiz Düzen denen gizemli ordu, ustalaşmış seçkin savaşçılardan oluşan bir birliktir. Görevleri yetenekli savaşçılar olan bu vahşi ve güçlü hayvanlara karşı ülkeyi savunmaktır. Esirlere ne yapılacağı belli olmadan saldırı başlar, böylece Garin’le arkadaşı Tovar, her bölüğü başka renk üniforma giyen ordunun görkemli taktiklerine tanık olur. Hem de yararlılıklarını ispatlar. Garin barut meselesini bırakıp bu savaşa dahil olmayı seçer, ki hayatında ilk kez anlamlı bir şey için savaşmış olsun. Komutanla romantik bakışmaları da etkili olur mutlaka. Setteki eski bir esir olan Ballard ile Tovar ise kaleden kara barut çalıp kaçmayı dener. Bu arada kendilerini iyice geliştiren gizemli düşmanlar, İsimsiz’leri oyuna getirip duvarı geçer, başkente ulaşır. Burada verilecek son çatışma, yaratıkların kraliçesini öldürmeyi, Garin’in savaş becerisini ve Çin’in teknolojisini, yani balonlarını ve barutunu içerecektir. 

Avrupalıların savaştan anladığı, yiyecek ekmek ve hırs için savaşmaktır, Çin’den çok farklı olarak. Çin Seddi’nin gerçekte, en çok Çin’in ve Asya’nın farklı halklarının saldırılarından korunmak için yapılmış olması bir yana, Taht Oyunları kopyası gibi duran mistik hikayesi, ortalama bir Hollywood filmiyle yarışacak kadar zayıf. Çin sinemasının daha çok Batılı seyirciye dönük yapılmış ve ticari örneklerini bildiğimiz halde, oradaki derinlik ve bilgelik Çin Seddi’ne hiç uğramamış bile. Ustaca ve fazlasıyla piyasa işi bir oryantalizm örneği. Bütün karakterler iyi, bütün askerler cesur, birkaç hırsız da cezasını buluyor, ya da akıllanıyor, o kadar. 

Amerikan sinemasının Çin’le flörtü yeni değil. Onlar herhalde bakınca ucuz bir sektör, yetenekli yetişmiş elemanlar, dev bir pazar görüyor. Aynı şekilde Çinli kapitalistler işi büyütmek istiyor tabii. Bugüne kadar meşhur Çinli oyuncuya küçük bir rol vermek ya da animasyonu ucuza imal ettirmekten ibaret kalan iş birliğinin, büyüyerek sürecek olmasının işareti olsa gerek. Film Çin’de de pek tutulmayınca, “Eleştiriler sektöre zarar veriyor” mealinde resmi savunmalar da gecikmemiş zaten. Aynı anda Çin için çekilmiş bir reklam filmi, Çinlileri ordunun ve paranın isimsiz askerleri olmaya davet, hoş bir eğlence ve tabii bir kapitalist ortaklık sözleşmesi. Hak ettiği gibi, silahlı ve akılsız.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...