Cellat Uyandığında…


12 Haziran 2011 16:59

Cellat uyandı yatağında bir gece
“Tanrım”  dedi  “Bu ne zor bilmece :
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe...”
(A. Behramoğlu)

12 Haziran seçimlerinin asıl galibinin ‘Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’ olduğunu söylemek için seçim sonuçlarını beklemeye gerek yoktu. Çünkü bu ‘blok’,  seçim sürecinde sadece Kürt coğrafyasında değil; ülkenin her tarafında her milliyetten işçi ve emekçilerin, kadınların, gençlerin, aydınların katılımıyla egemen sınıflar ve onların siyasal temsilcilerinin karşısına halk güçlerinin seçeneği olarak ortaya çıkmıştır. Milyonlarca Kürt’ü, işçi ve emekçiyi, aydını etrafında birleştirerek seçim barajını yerle bir etmiş, anlamsızlaştırmıştır. Ve demokrasi, eşitlik, insanca yaşam talepleri etrafında kenetlenen halk güçleri, daha seçimler yapılmadan temsilcilerinin ‘mazbata’larını vermiştir. Sadece buradan bakıldığında bile, burjuvazinin temsili demokrasisi ve onun partileri ile halk güçlerinin örgütlü mücadelesi ve bunun ifadesi olan ‘blok’ arasındaki karşıtlık gün gibi açıktır. Bugün burjuva partilere oy verenler evlerine çekilip sonuçları televizyonlardan seyredecekler. ‘Blok’ etrafında birleşmiş halk güçleri ve daha seçimler yapılmadan mazbatalarını vererek meclise gönderdikleri temsilciler ise; emek, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yeni bir mevzii kazanmış olmanın bilinci ve heyecanıyla yine hep birlikte olacaklar!
Seçime günler kala meydanlarda ip siyaseti yaparak oy toplamaya çalışan cellat ise, uyanıp aynaya baktığında aslında ‘ustalık’ dediği dönemin kendisi için ‘tükeniş’; sonun başlangıcı olduğunu görecek! Kazandığı ‘zafer’, onun için yenilginin başlangıcı olacak. Bunca operasyona, baskıya, tutuklamaya rağmen giderek büyüyen ve Kürt coğrafyasından ülkenin metropollerine yayılan mücadelenin korkusuyla yaşayacak. Seçim gezilerinde kapılarını suratına kapatan kentler girecek rüyasına. İp dedikçe, operasyon, ölüm dedikçe tükenenin kendisinin olduğunun dehşetiyle yaşayacak ve sonunu bekleyecek; tıpkı öncelleri gibi…
Seçim sürecinde Bölge’de halkın, “oyunuzu kime vereceksiniz?” sorusuna verdiği yanıt, cellada karşı mücadele kararlılığını ortaya koymaktadır: “Oyumuzu kendimize vereceğiz!”  Bu yanıt öncelikle Kürtlerin ulusal varlığını, kimliğini, eşit hak taleplerini reddedenlere; onları ‘yok’ sayanlara karşı bir ‘var’lık beyanıdır.  İkinci olarak “oyumuz kendimize” vurgusu, bu yanıtı verenin kendini bu mücadelenin aktif bir unsuru, ‘öznesi’ olarak gördüğünün ifadesidir. Başka bir değişle Marx’ın ‘kendisi için sınıf’ (kendi sınıfsal çıkarlarının bilincinde olma) olarak tarif ettiği şeyin Kürt ulusal mücadelesinde cisimleşmiş halidir bu yanıt. Ve celladın ‘açılım’, din, yoksulluk vb. üzerinden Kürt halkını yedekleme koşullarının artık giderek ortadan kalkmış olduğunu göstermektedir.
12 Haziran Seçimleri ve sonuçları üzerine daha çokça konuşulacak. Elbette ‘Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’ da bu süreçten dersler çıkaracak; yeni şeyler öğrenecek. Ve bu öğrendikleriyle yeni bir gelecek kurmak için mücadele alanlarında olacak. Kürt sorununun çözümü bakımından kritik bir dönemeç olan 15 Haziran ve sonrasında sorunun barışçıl-demokratik çözümü, yeni anayasanın halk güçlerinin katılımı ve talepleri üzerinden yapılması, emeğe yönelik saldırı yasalarının durdurulması, Aleviler ve her inançtan azınlıkların inanç özgürlüğü, kadınların ve gençliğin talepleri için mücadele…
Bugün yeni bir gün; celladın/cellatların ülkeye giydirmeye çalıştığı kara kefende halk güçlerinin gedikler açtığı bir gün. Ve bu dikiş tutmaz kara kefen yırtıldıkça celladın yüzündeki dehşet daha da büyüyecek; Türk, Kürt, Alevi, Sünni her milliyetten ve inançtan halk güçlerinin eşitlik ve kardeşlik içinde insanca yaşayacağı özgür/aydınlık gelecek ise, bir adım daha yaklaşacak…

evrensel.net
www.evrensel.net