Şair Murat, Deli Murat, Rüzgâr Murat


25 Aralık 2016 05:00

İstiklâl Caddesi’ni boydan boya yürüyüp bağıra bağıra şiir okuyan adamın iri gövdesini narin ve kırılgan bir kalp ayakta tutuyordu şüphesiz. Murat Koçak özel olarak yaptırdığı “şiir gömleğini” giyer, baştan ayağa şiir kitapları koyduğu cepkenleriyle İstiklâl Caddesi’nde şiir okumaya çıkardı. Kiminin çılgın, kiminin meczup, kiminin şair olarak kabul ettiği “Rüzgâr Murat” günün anlam ve önemine kafayı takmadan, genellikle de Ahmet Erhan’dan, şiirler okurdu caddenin kalabalığında. Belgesellere, köşe yazılarına, haberlere konu olmuşluğu çoktur. Hayatına şiirle biçim ve anlam veren bir adamın hikâyesi saklı tarihin bir yerlerinde.
***

1990 yılında A Kitabevi’ni kurup her sabah Karanfil Sokak’taki iş yerinin kapısını açan Ahmet Erhan’ın yanına gidip gelmeye başladı Murat Koçak. Kurulacak dostluğun pekişeceği, zamanla kopmaz hale geleceği günlerin başlarındaydılar. 1991 yılında Murat Koçak’a devretti A Kitabevi’ni Ahmet Erhan. Nevale iyi kötü çıkıyordu nasıl olsa. 1994 yılına kadar Birlik İş Merkezi’ndeki dükkânın kapısını Murat Koçak açıp kapattı. Zamanla bir üst kata, sonra Dr. Mediha Eldem Sokak’a taşıdığı dükkân anılara dönüştü...

2 ayda bir yayımladığı “Pencere Şiir Seçkisi”ni çıkarmaya başladığı Murat, 8 sayfalık dergiyi 1993-1994 yılları arasında 6 sayı çıkardı. Şiir bu, kâğıtta durduğu gibi durmuyor. Bununla uslanmayıp bir de yayınevi kurdu Murat Koçak. Mahzun Doğan’ın “Sesimde Mimozalar”, Adnan Satıcı’nın daha önce Yeni Türkü Yayınları’ndan çıkan “Ülkesiz Şarkılar”, Kıvılcım Vafi’nin “Kıvılcım”, Tevfik Şenyuva’nın “Ve”, Sedat Sezgen’in “Dipnotlar”, Cem Savran’ın “Aşk Hançer ve Gelgitler” kitaplarının yanı sıra, kendinin de iki kitabını çıkardı A Kitabevi Yayınları’ndan: “İnsan” ve “Rastlantı ve Beklenti”.

Sokakta kalmışlığı da vardır dağ başında kalmışlığı da. 2003-2004 yılları arasında Galatasaray Postanesi’ne yakın bir yerde, “Kuşyuvası” gibi bir teras katındaki yayınevinde çalışıyor, dostları ve yakın arkadaşları orada bir araya geliyorduk. Balkonda oturup Haliç’e bakarak içtiğimiz votkaların katığı buzdan ibaretti. Bu arada “Rastlantı ve Beklenti” kitabını sadece 111 adet bastırdı. Neden mi? Nereden bilelim? Kendisine sorsak o da bilmez; aklına öyle esmiştir, bir yerden öyle esinlenmiş ve yapmıştır. 9 Kasım 1995’te, A Kitabevi’nden ceketini alıp çıktığında, pasajdaki mal sahibi “buranın sahibi intihar etti” diye gelene gidene sebil etmiş kitapları zaten...

1996 başında İstanbul’a kapağı attı nihayet. Şiir kurdu içine girmiş, durur mu? “Pencer Şiir Seçkisi”ni çıkarmaya başladı tekrar. Mahzun Doğan’la iki sayı birlikte çıkardılar seçkiyi. Aynı yılın Eylül ayında Mahzun tek başına çıkarmaya başladı “Pencere”yi bir zaman.

Bir yere sığmadı. Düzenli bir adresi olmadı yıllarca. Onu bulmak için sokaklara bakmak gerekti daima. Kısa süreli yerleşik düzene geçişlerini saymasak sokakta oldu hep. 1998 ile 2014 yılları arasında Asos, Çanakkale, Kaz Dağları tarafında düzensiz aralıklarla kaldığı oldu. Sokakta, deniz kıyısında, mezarlıklarda ya da dağ başında şiir okudu her zaman. Bağıra bağıra, bir öfkeyi dile getirmenin bütün anlamlarını şiire yükledi. Kendinden kaçmak ya da kendiyle yüzleşmek için cebinte taşıdığı şiir kitaplarıyla çıktı meydanlara ve yüksek sesle okudu şiirleri.

Nicedir Ankara’da, Hatay Sokak sakinleri dinliyor şiirlerini. “Hazar Şiir Evi”nin 4. kattaki penceresinden boynunu uzatıp mahalle esnafına şiirler okuyor. Yoldan geçenler durup kulak kesiliyor şiire. Yandaki okuldan teneffüse çıkan öğrenciler, karşıdaki berber kalfaları ya da yan dairedeki ahbabı can kulağıyla dinliyor Murat’ı.

1997 yılına dönelim tekrar. Büyük Ekspres’in masalarından birinde oturuyor Eren Aysan ile Murat Koçak. İki şair bir araya gelince elbette bir dergi fikri çıkar ortaya. Aylarca konuş-tartış “Rüzgâr” koyuyorlar derginin adını.  

“Rüzgâr”ın ilk sayısı 1998’de çıktı. İlk iki sayıdan sonra dışarıdan desteklemeye devam etti Eren Aysan. 2012 yılına kadar, kafasına estikçe, parayı denkleştirdikçe çıkardı Murat dergiyi. Bir ara Mersin’e gitti. “Rüzgâr Şiir ve Yaşam Evi”ni açtı orada. Küçücük, ara sokakta, kendi halinde bir kitapçıyı işletti bir yıl. Orada kaldığı süre boyunca yerel radyo ve televizyonlarda şiir programları yaptı. Burada da kafa yorduğu “Rüzgâr” toplamda 8 sayı yayınlandı.

“Hazar Şiir Evi”nde konuklarını şiirle ağırlayan Murat Koçak boş durur mu? “A Şiir Evi Yayınları”nı kurdu şimdi de. “Yeni Gün Meyhanesi” adlı kitabını yayınladı geçtiğimiz günlerde. Bir zariflik, bir adanmışlıkla sürdürüyor şiire olan tutkusunu.

Kitabın siyah kapağını açıp şiire daldığınızda hayatın sokakları karşılıyor sizi. Şiirle dikiyor yırtığını söküğünü Murat Koçak. “Yeni Gün Meyhanesi” kalbimizi acıtan ayrıntıların bir tutanakçısı aynı zamanda. Uyku ile uyanıklık arasında okunacak gibi değil. 
Şair bizi sokağa çağırmış şiirin tılsımıyla. Evde kalana da yazıklar olsun.

www.evrensel.net