Gizliden açığa şiir


18 Aralık 2016 04:44

Belgesi bilgisi yok ama Refik Durbaş’ın babasına sorma olanağımız olsa “Kafkaslar’dan geldik,” derdi. O zamanlar bir nahiye olan Horasan’dan bahsedebiliriz yakın dönem için; adı duruma ve iktidarlara göre değişen bir köyden, “Kuşburnu” desek kimse anımsamaz zaten. Uzun bir tren yolculuğu, günler ve geceler boyu; Eskişehir ne güzel bir gerekçedir durup soluklanmak için. Eli sanata düşecek bir şairin çocukluğu durup göğe bakmış Erzurum’dan İzmir’e trenle giderken. İlkokul yılları İzmir, ortaokul yılları Salihli, uçurtma hevesinin başladığı sevinç. Uçurtma, dediysek yoksulluğun pelür kâğıdıyla makara ipliği anımsansın lütfen.

Okulun kütüphanesinde Robinson Crusoe’yu okudu ve çarpıldı. Okumanın tılsımı girdi içine. Lise yıllarında telden arabalar yapıyordu. Yine İzmir. Edebiyat öğretmenleri İsmet Kültür,  Nihat Sami Banarlı’nın edebiyat kitabını sıranın altına kaldırmasını istedi derste çocuklardan. Ertesi gün koridora kitaplar getirdi. Sait Faik, Orhan Kemal, Istrati. Okuduklarından kompozisyon yazmalarını ödev verdi çocuklara. “Karanlık” diye bir hikâye yazdı Refik Durbaş. “Çocuk Haftası” dergisine göndermesini ister öğretmeni. El yazısıyla temize çekti “Karanlık”ı, hikâyesi kısaltıp kırpılarak yayınlandı bir hafta sonra. Yazdıklarının eksilmesine içerleyen çocuk Refik, şiir yazmaya karar verdi. Okulda bildiğinden ibaretti şiir. Müfredat dışında okumuşluğu yoktu. Kemeraltı’nda Attila İlhan’ın “Yağmur Kaçağı”nı görüp aldı. Okudu ve çarpıldı. Bir defter alıp bildiğinin aksine şiirler yazmaya başladı.

Nâzım’ı sordu bir gün öğretmenine. Orhan Buryan’ın “Kurtuluştan Sonrakiler Antolojisi”nden aldığı şiirleri verdi genç şiir heveslisine öğretmeni. Defterler dolusu yazmaya devam etti. Dergileri keşfetti. İkinci Yeni’yle tanışınca oraya yöneldi. Cemal Süreya girdi kanına. Türkiye İşçi Partisi’nin İzmir’deki kongresiyle ciddi bir dönüşüm yaşadı, 1964. Okuduğu lisenin karşısındaki kongreye gitti. O sıralar kitap boyunda “Genç Kalemler” dergisini çıkarıyorlardı okulda. Yaşar Kemal, Selahattin Hilav, Demir Özlü ile tanıştı kongrede. Dergi için sorular sordu onlara. İlk söyleşisini Yaşar Kemal’le yaptı.

40 Kuşağı ya da Acılı Kuşak ile tanıştıktan, onların yazdığı şiirleri okuduktan sonra toplumcu şiire yöneldi. 68 gençlik hareketi ve Türkiye İşçi Partisi’nin siyasetteki yeri şiirinde bir sıçrama yarattı Refik Durbaş’ın. Dönüşen şiirinde kendi hayatından yola çıkarak toplumsal trajedileri beslemeyi tercih etti. Kapağını Sait Maden yaptı. Halil İbrahim Bahar kâğıdını aldı. Bekir Yıldız dizgisini yapıp matbaasında bastı. Cilt parasını Cumhuriyet’ten aldığı ikramiye ile ödedi. Bin kitap geçti Şubat’ta eline Mart’ta darbe olunca kitap ortadan kayboldu. İlk kitabı “Kuş Tufanı”nın hikâyesi biraz da buydu. Nâzım’ın Şeyh Bedreddin Destanı, Ahmed Arif’in şiirleri derken sonrası malum… Sıralasak nice yer tutar Çırak Aranıyor, Çaylar Şirketten, Nereye Uçar Gökyüzü ve daha neler neler…

ŞAİRDİR, NE YAPSA YERİDİR

“Çırak Aranıyor”un usta şairi Refik Durbaş’ın yeni kitabı “Şiirin Gizli Tarihi” Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Çırak şiirleri yazmaya “Yeni e” dergisinde devam eden Refik Durbaş, yazıya da çırak kılmış kendisini.

Şair ve elbette ressam Metin Eloğlu “reis” sözcüğünü severdi; yapma çiçeklerden nefret ederdi öte yandan. Konuk olarak gittiği bir yerde yapma çiçek varsa, pencereden atardı.

Necip Fazıl içkide ölçülüydü, sınırı aşmazdı pek; ama kumar tutkusu öyle miydi?

Çok içerdi içmesine ya, tatsızlık çıkardığı görülmemişti Cahit Sıtkı’nın. Ölüm kokusunun şiirlerinden yansıyan haliyle olacak belki de, Beyoğlu’dan geçen tramvayın altına atmak isterdi kendini.

Şiirlerini ezberinde tutamayan şairlerimizden birisi Attilâ İlhan ise bir diğeri de Refik Durbaş’tır.

Ataç, bir zaman iyi muhabbeti olduğu Orhan Veli için “Şakuli solucan” demeye başladı. Orhan Veli ile Cahit Irgat aynı kadına âşık oldular bir zaman.

Nâzım Hikmet ile A. Kadir’i “Allah Cümlenize Rahatlık Versin” başlıklı yazısıyla sıkıyönetime jurnal eden kimdi?

Poker masasında bütün parasını kaybeden Sait Faik, hile yaptığı gerekçesiyle kimi tokatladı ve ne yanıt aldı?

Sınıf’ın şairi, Hababam Sınıfı’nın yazarı Rıfat Ilgaz, soyadını nasıl aldı?

Daha önce gazetelerden okuduğumuz yazılarını bir “Şiirin Gizli Tarihi”nde bir araya getirmiş Refik Durbaş. Kimsenin mahremini incitmeden, lafın kenarından dolaşmadan, resmî tarih karşısında esas duruşa geçmeden yazdığı yazıları ayrıştırıp bir bütün oluşturmuş. Baştan sona okunduğunda da rastgele bir sayfa açıp okumaya başladığınızda da yakın akrabalardan biriyle karşılaşmış gibi dalıp gidiyorsunuz sayfaların arasında. Abartısız ve müstakil yazıların toplamı bizi edebiyat tarihinin arka sayfalarında dolaştırıyor.

Süreyya Berfe, “Kanıpak” adlı soyadını değiştirmeye karar verdiğinde Ülkü Tamer “Şenşiir”i, Cemal Süreya “Berfe”yi önerir. “Berfe”de karar kılınır ama Ahmed Arif’ten izin alması gerektiği çıkar ortaya.

Edebiyat tarihimizde biriken ve çoğalan aşklar, dostluklar, ayrılıklar, kırgınlıklar, dönemler ve saklı kalanlar gülümsüyor Refik Durbaş’ın yeni kitabında. Okumanın keyfi bir yana arasında gül kurutmak için de ideal.

www.evrensel.net