Ekonomiye dair güncel sorular


16 Aralık 2016 04:51

TÜİK’in milli gelir hesaplarında yaptığı revizyonla ile birlikte bir günde adam başı 2 bin dolar zenginleştik. Yapılan revizyona dair içeride kafalar karışık, dışarıda alaycı bir hava hakim. Geçmişte kullanılan serinin yayımlanmasından vazgeçilmesi ise bu alanda çalışan iktisatçıları epey zora sokacağa benziyor. Gözüken o ki bu konuda kafa karışıklığını gidermek için TÜİK’ten yeni açıklamalar gelecek. Belki iç piyasa için değil ama dış piyasaların bir noktada ikna edilmesi sıcak para girişlerine en çok ihtiyaç duyulduğu bu dönemde büyük önem taşıyor.

Bir tek sermayenin değil vatandaşın da kafası karışık. Bir yandan hükümet kontrollü medya tarafından yayılan dezenformasyon amaçlı haber ve yorumlar, diğer yandan yaşamın gerçekleri. Bu yazıda son günlerde sıkça karşılaştığım sorulardan bazılarını kısaca cevaplamaya çalışacağım. En popüler sorudan başlayalım.

Dolar’ın yükselişi sürer mi?  

Dolar kısa vadede sert dalgalanmalar göstermekle birlikte orta ve uzun vadede özellikle TL karşısında değer kazanmaya devam edecektir. Bu tahminim ekonomik olduğu kadar siyasi sebeplere de dayanıyor. Siyaset sahnesinde referandum, başkanlık seçimi derken ortam daha da gerilecek. Son dönemde hükümetin devreye soktuğu ve verim aldığı kutuplaştırma politikası şiddetini daha da arttıracak. Dış politikadaki kaybolmuşluk ve sert savrulmalar da cabası. Bu siyasi iklim kaçınılmaz olarak yabancı sermayeyi ürkütecektir. Ekonomide günden güne derinleşen durgunluk ise dış borcun çevrilmesini daha da zorlaştıracaktır. 

Dolarları bozdursak işe yarar mı?

Doların ateşi bir cepten alıp diğer cebe koymakla sönecek gibi değil. Ülkeden çıkan yabancı sermaye bir yana önümüzdeki dönemde yapılması gerek dış borç ödemeleri de TL üzerinde baskı oluşturacak. Vadesine 1 yıl ya da daha az süre kalmış dış borç toplamı 165 milyar doları buluyor. Bunun yüzde 84’ü özel sektöre ait. Yastık altındaki dolarların çözülmesi ancak psikolojik bir etki yaratabilirdi onun da ne kadar etkili olduğunu gördük. Kaldı ki, bu kampanyaları yeniden tekrarlamak da mümkün görünmüyor. Çünkü bir kez daha dolar bozmak için kameralarla birlikte döviz büfesine koşmanız durumunda bu eylem ya doların tümünü bozmadığınızın ya da düşüşten faydalanarak tekrar dolar aldığınızın göstergesi olacak.

Fed’in faiz artırımının piyasalara etkisi ne olur?

Fed’in faiz artırımı büyük oranda piyasalarca fiyatlanmıştı. Şunu kabul etmek lazım ki Fed bugüne değin beklentileri çok iyi yönetti. Beklentilerin tersine sert kararlardan kaçındı.  Her karar alıştıra alıştıra geldi. Bu nedenle faiz artırımının sert bir dalgalanma yaratması için sebep yoktu. Faiz kararından ziyade Fed’in sonraki döneme ilişkin yapacağı açıklamalar ve çizeceği yol haritası önem taşıyordu. Yapılan projeksiyonlarda 2017 yılında üç faiz artırımı beklentisinin dile getirilmesi euro dolar paritesini tekrar 1.05 seviyelerine taşırken TL’nin de dolar karşısında yüzde 1 dolayında değer kaybetmesine neden oldu. Bu tahminler bir eğilim göstermekle birlikte her zaman tuttuğunu da söylemek mümkün değil. Unutulmamalı ki, 2016 yılı içinde dört faiz artırımı bekleniyordu ama sadece biri gerçekleşti. Her yine de küresel piyasalarda olağanüstü bir gelişme yaşanmazsa para politikasının sıkılaştığı bir döneme giriyoruz gibi görünüyor.

Merkez Bankası’nın faiz politikası süreçten etkilenir mi?

Faizlerde yön yukarı, bu kaçınılmaz. Küresel piyasalarda faizler tırmanırken buna kayıtsız kalmak kurun kontrolden çıkmasına neden olacaktır. MB piyasa faizlerini belirleyen tek aktör olmadığı gibi politika faizi ile piyasaya yön veren en önemli aktör. Bu nedenle Erdoğan’ın tüm faiz karşıtı söylemlerine karşın politika faizi önümüzdeki dönemde arttırılacak. Tek soru son aylarda keskin manevralarına alıştığımız hükümetin bu konuyu nasıl kamuoyuna anlatacağı. Yeni MB Başkanı’nın işi pek kolay olmayacağa benziyor. 

Konut piyasası gelişmelerden nasıl etkilenir?

İnşaat sektörü ülke ekonomisi açısından büyük önem taşıyor ve kredi faizlerindeki dalgalanmaya son derece duyarlı. Son aylarda özellikle büyük şehirlerde konut satışlarında görülen duraklamanın şiddetlenmesi kaçınılmaz görünüyor.  Bu hafta basına yansıyan haberler özellikle İstanbul’un Anadolu yakasında konut fiyatlarının ve kiraların yüzde 20-25 dolayında gerilediğini gösteriyordu. Faizlerdeki artış ve ekonomik durgunluk inşaat sektöründe iflasları tetikleyebilir.

Ekonomi hükümeti zora sokar mı?

Ekonominin gidişatı her zaman AKP’nin seçim performansı açısından belirleyici oldu. Bunun tek istisnası Kasım 2015 seçimleriydi.  O dönem işe yarayan bu kez de yarar mı, şimdiden söylemek zor.  Ama AKP kutuplaşmayı tırmandırarak, dış tehditler ve terör korkusu üzerine kurulu bir söylemle referandum virajını da almaya çalışacak.  Dolmabahçe saldırısı benzeri eylemler bu süreçte iktidarın elini güçlendirecektir buna hiç şüphe yok.

www.evrensel.net