Kaybolmak


14 Aralık 2016 04:15

İnsan ölümüne en fazla sebep olan hayvan sivrisinektir” diyor bir kitap. Külliyen yalan. İnsan ölümüne en fazla sebep olan hayvan yine insan...

Tamam, sıtma tedavi edilmeyince öldürüyor. Ama bataklığa ev, gökdelen kuran kim? Kârsız bir yatırım alanı olduğu için sıtma tedavisine kaynak aktarmayan kim? Yaşamı bir bataklığa eviren kim? İstanbul’da bomba ile öldüren kim? Şırnak’ta yakıp yıkıp yok eden? Ya Suriye’de, Irak’ta? Hiroşima’yı, Halepçe’yi, Halep’i sivrisinekler mi yaptı?

Yine bir kitap dünyada “istilacı, talancı” olarak çekirgeleri gösteriyor. Gerçekte doğayı asıl istila eden kim? Yaşamı işgal eden? Ya barış umudunu gasbeden?

“İnsanlar geleceklerine değil, alışkanlıklarına karar verirler; alışkanlıkları da geleceklerine” diyor M. Alexander. Kan kırmızısı ölümlere alışacak mıyız? Yine, yeniden farklı illerdeki öldürmelere farklı mı üzüleceğiz? Bu farklı üzülmelere alışacak mıyız? “Bölünmüş hafızalarımızla” oluşan geleceğin farkında mıyız?

“Siz insanlar, zamanı ölçmek için türlü türlü yollar buldunuz, ama bilin ki hayatın kendisi lotus çiçekleriyle ölçülür.” diyor ya Miriam Henke, ne de haklı! Şimdilerde zaman ölçer olarak ne acı ki katliamları kullanıyoruz bu coğrafyada. Kum saati misali katliamlarda öldürülmüş bedenler... Bir de hepsinin üzerinde 3 aya kurulu bir OHAL saati! Katliamlara, kin ve nefrette, OHAL’e alışacak mıyız? Aklın, vicdanın, barışın saatini yine, yeniden ne zaman kuracağız peki?

“Tüm o yapılırdı, yapılabilirdi, yapılmalıydıların hepsi kaçtı ve bir minik yapıldının arkasına gizlendi”: Katliamlar, deyip geçecek miyiz?

Sahi biz barışa giden yolda neden kaybolduk?

Tüm yaşanmışlıklara rağmen “Bazen bir şey en iyi göz önünde saklanır” misali tüm kan, katliam, zulümlere karşın bu neden barış iklimine dönüş yolu olmasın?

Sağlıcakla kalın.

www.evrensel.net