Gerekçeler çürük


09 Kasım 2016 04:54

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın devletin bütün kurumlarını ve basının büyük kesimini tahakkümüne almasından sonra hukuk ve yasalar bir kenara itildi. Artık yasalar uygulanmıyor. Ve yasaların uygulanmamasının gerekçeleri hiç de inandırıcı değil.

Anayasa Mahkemesi OHAL sırasında çıkarılacak KHK’nin sadece OHAL ilanı gerekçesinde belirtilen konularla sınırlı olacağı ve kanunlarda kalıcı değişiklik yapamayacağına dair üç kere karar vermiş. Şimdi, dördüncü başvuruda ilk üç kararını yok sayarak ben KHK’yi inceleyemem diyor.  Geçen sene AYM’ye aynı durumda, aynı gerekçelerle başvuru yapılsa incelerdi ve bazı KHK’leri iptal ederdi. En azından bazı bölümlerini iptal ederdi.

Cumhuriyet gazetesinin dokuz yazar ve yöneticisinin tutuklanmasına karar veren Sulh Ceza Hakimliğinin gerekçeli kararı incelendiğinde geçen sene tutuklanan Can Dündar ve Erdem Gül’ünki ile çok benziyor. AYM, tutuklamaya konu olan iddiaların gazetecilik faaliyeti ile ilgili olduğunu ileri sürerek Dündar ve Gül’ün tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Şimdi dokuz Cumhuriyet yazar ve yöneticisi için başvuru yapsanız aynı kararı vermez.

Neden?

Kanunlar mı değişti?

Hayır. Mahkeme üyelerinin bir kaçı değişti ve iki mahkeme üyesi ihraç edildi. İhraç edilme gerekçeleri de ayrı bir tartışma konusu.

Yani, bu durumda AYM’nin kararları ve gerekçeleri ikna edici olmuyor.

Ergenekon davası sırasında tutuklu bazı kişiler CHP’den milletvekili adayı yapıldılar ve seçildiler. Seçildikten sonra bu milletvekilleri tahliye edildi. Neden? Çünkü, bir milletvekilinin kaçmayacağı, milletin iradesini temsil ettiği, eğer yargılama sonunda mahkum edilir ve mahkumiyeti kesinleşirse kararın infaz edilebileceği gerekçe gösterildi. Hatta, Ergenekon davası öncesi, Gebze Cezaevinde tutuklu iken milletvekili seçilen Sabahat Tuncel de mahkemenin bir süre direnmesine rağmen aynı gerekçe ile tahliye edildi. Peki, şimdi ikisi eş başkanlar, 10 HDP milletvekili niçin tutuklu yargılanıyor? Yasa mı değişti? Hayır. Ne değişti? Mahkemelerin üyeleri değişti, tutuklama veren sulh ceza hakimliği oluşturuldu.

Aylardır isim vermeden bazı devletleri YPG ve PYD’ye destek verdikleri için eleştiren Cumhurbaşkanı, en son ‘Onlara verdiğiniz silahların nereden geldiğini biliyoruz’ diyor. Teröre destek vermek ile suçluyor isim vermediği bazı ülkeleri. Peki güzel. Aynı sorular kendine sorulduğunda acaba nasıl bir cevap veriyor? Örneğin birileri dese ki, ‘Siz el Kaide, IŞİD, el Nusra ile ilişki içindesin. İşte kanıtları; bunlara silah verdiniz işte kanıtları, bunların petrolünü sattınız işte kanıtları, bunların üzerlerinden sizin Kızılay’ınızın battaniyeleri çıktı, TIR’larda gönderdiğiniz silahlar yakalandı dese ne cevap vereceksiniz?’

Sonuç: Yaptığınız işlerin, aldığınız kararların gerekçeleri yandaşlarınız hariç hiç kimseyi ikna etmiyor. Her konuda ben yaptım oldu diyorsunuz.

Ben yaptım oldu ile ne kadar devlet yönetilir? Yasalar ne kadar askıya alınabilir?

Göreceğiz.

www.evrensel.net