Beterin beteri


02 Kasım 2016 04:30

Geçen hafta bu köşedeki yazıya gazetecilerin mahkemelerde yargılanmalarının hikayesini anlatarak başlamıştık. Bu hafta ise dergilerin ve gazetelerin kapatılması ile daha beter bir durumu anlatmak gerekecek. Önce KHK (kanun hükmünde kararname) ile Dicle Haber Ajansı, Jin Haber Ajansı, Özgür Gündem gazetesi, Azadiya Welat gazetesi, Yüksekova Haber gazetesi, Batman Çağdaş gazetesi, Cizre Postası gazetesi, İdil Haber gazetesi, Güney Expres gazetesi, Prestij Haber gazetesi, Urfanatik gazetesi, Kızıltepe’nin Sesi gazetesi, Tiroj dergisi, Evrensel Kültür dergisi ve Özgürlük Dünyası dergisi kapatıldı. Sonra sıra Cumhuriyet  gazetesine geldi. Cumartesi ve pazar günü KHK ile kapatılan gazete ve dergi binalarına baskın yaptılar. Binaları mühürlediler. Pazartesi Cumhuriyet’i bastılar, 13 yazar ve yönetici hakkında gözaltı kararı aldılar, evlerinde de arama yaptılar.

Yapılanların gerekçesi PKK/KCK ve FETÖ/PDY örgütleri ile bu gazete ve dergilerin ilişkisinin olması.

Bu gerekçeye elbette kimse inanmıyor. Hatta, bu gerekçeyi arama ve mühürleme evraklarına yazanlar da…Birçoğunu tanımıyorum ama anlaşılıyor ki, Urfanatik gazetesi bir spor gazetesi.  Tiroj, Evrensel Kültür ve Özgürlük Dünyası ise sosyalist dergiler. Cumhuriyet’i herkes biliyor. Kurtuluş Savaşı sonrası Kemalist politikaların yaygınlaştırılması için bizzat Mustafa Kemal tarafından kurdurulmuş ve uzun yıllar yarı resmi cumhuriyet gazetesi olarak anılmış ve anlaşılmış bir gazete. Son yıllarda katı Kemalist çizgiden daha özgürlükçü bir çizgiye geçmiş, sol, demokrasiyi ve özgürlükleri savunan bir gazete. FETÖ’yü uzun yıllar önce dizi olarak sütunlarında anlatmış, bürokraside, orduda, poliste FETÖ’cü sızmayı her gün yazmış bir gazete.

Ceza davasına bir de vakıf yönetiminin seçilmesinin usulsüz olduğunu yazmışlar. Ne alaka ise?

Belli ki, soruşturma evraklarını da savcılar oluşturmuyor. Hiçbir savcı böyle kötü soruşturma dosyası oluşturmaz, terör davasına vakıf seçiminin usule uygun yapılmadığını yazmaz. ‘Cumhuriyet  gazetesinin yöneticilerini aldık’ diyorlar, onlar için soruşturma yapıldığını söylüyorlar, gözaltılar ve aramalar sürerken birden Kadri Gürsel’in de gözaltına alındığını öğreniyoruz. Yönetici değil, Cumhuriyet’te yazmaya başlayalı çok olmadı, soruşturma kapsamına sokulmasının nedeni ne? Nedeni yok? Gerçek nedeni biliyoruz. Son günlerde Gürsel AKP’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı cesur bir şekilde eleştiren yazılar yazıyor. O zaman “Onu da atın soruşturma sepetine”. İşte, gözaltılar ve soruşturmalar aynen böyle yapılıyor.

Gözaltına alınanların bazısı avukat. Avukatların evinin ve işyerinin aranmasında CMK gereği bazı özel kurallar var. Yasa hükümlerini de uygulamıyorlar. Yasalar uzun zamandır uygulanmamaya başlanmış. Burada da uygulamasak bir şey olmaz diye düşünüyorlar herhalde. Zaten yasaları uygulamadıkları için haklarında bir işlem yapılacaksa bir gün önce, pazartesi günü yaptıklarını bundan önce yaptıklarının yanında devede kulak kalır diye düşünüyor olmalılar.

Ve maalesef artık Türkiye’de yasalar uygulanmıyor. Yasaların uygulanmamasının kimse hesabını soramıyor. Hepimiz esir alınmışız. Buna otoriter yönetim falan demek hafif kalır. 12 Eylül’den de beter. 12 Eylül’de en azından sıkıyönetim yasalarını uygularlardı. Şimdi yasa yok, yasalar uygulanmıyor. Her şey keyfi.

Artık buna son demek gerek. Artık demokrasiden özgürlüklerden yana falan demeye de gerek yok. Kanunların uygulanmasını isteyenler diye cepheyi genişletmek gerek. CHP dahil bütün hukuk devleti taraftarlarını birleştirip harekete geçirmek gerekir. Yoksa, kimse esaretten kurtulamaz. Kimse yarın sabah başına ne geleceğinden emin olamaz.

www.evrensel.net