Musul’a girme meselesi


19 Ekim 2016 04:53

Cumhurbaşkanı Erdoğan her gün bir açılışı bahane ederek konuşmaya devam ediyor. Bu topraklar, konuşmayı bu kadar seven başka birini daha tanımamıştır.

Son günlerdeki konuşmaları Musul Savaşı üzerine. Dış politikayı da yetkisi olmadığı halde Erdoğan belirliyor ve konuşmalarında diplomasi dili yerine her zaman olduğu gibi kahvehane dilini tercih ediyor. Elbette, söylediklerinin uluslararası hukuk, tarih ve diplomasi ile bir ilgisi yok. Yapamayacağı, daha doğrusu yapmaması gereken şeyleri yapacakmış gibi anlatıyor. Kuzey Suriye’de beş bin kilometre kare güvenli bölge oluşturmak, Musul’ u geri almak için harekete geçen askeri güce katılmak, Musul’a girmek, Musul’un paylaşıldığı masada olmak, Misakı Milli nedeniyle Musul’u Türkiye topraklarına katmak, Musul’daki sünni Türkmenlerin haklarını savunmak vs. vs.

Türkiye’yi diplomasi alanında temsil edenler Erdoğan’ın söylediklerini muhataplarına aktarmıyordur elbette. Basından okuyanlar da muhtemelen ciddiye almıyordur. Nasıl Trump’ın sözlerinin çoğunu biz ciddiye almıyorsak…

Demek ki, Türkiye’de Erdoğan’ı sözlerinden ve Türkiye’yi Dünya’da düşürdüğü pozisyondan ötürü uyarabilecek kimse yok. Danışmanları ve partisinin yöneticileri sadece onun dediklerini onaylayabiliyorlar. Kim daha canı gönülden onaylıyorsa, kim “Reis”i daha fazla övüyorsa makbul siyasetçi o veya danışman o oluyor ve Erdoğan’a daha da yakınlaşıyor. İşte bu nedenle Türkiye artık giderek bir Ortadoğu ülkesine dönüyor, Erdoğan da bir Ortadoğu diktatörüne benziyor diyoruz.

Aslında, Erdoğan Musul ve Suriye üzerine söylediklerinin tamamına yakınını ABD, Rusya, Irak vd. değil Türkiyeli seçmene söylüyor. Söylediklerine aklıbaşında seçmen inanmıyor tabii. Fakat, Erdoğan’ın her söylediğine inanmaya dünden hazır taraftarları ya da Erdoğan’ın söylediklerini yaymayı görev bilen partililer bu sözlere  birer keramet muamelesi yapıyor. 

Erdoğan her zamanki yaptığını yapacak Musul ve Suriye meselesinde de. Önce efelenecek, esip gürleyecek; sonra yapmak istediği kahramanca ve dahice işleri muhalefetin ve Erdoğan’a düşman “üst aklın” engellediğini anlatarak yine bir mağduriyet çıkaracak kendisine. Ve, artık bu tür mağduriyetlerin yaşanmaması için daha fazla güç isteyecek, başkanlık isteyecek, yetkisi daha da çok, sorumluluğu yok başkanlık isteyecek, isteyecek oğlu isteyecek. 

Musul ve Suriye ile ilgili Erdoğan’ın ve hemen her televizyonda her akşam Erdoğan’ın söylediklerinin tekrarlayan sözde uzmanların söylediklerine inanmayın. Türkiye’nin B,C,D vb. planı yok. Ne Musul’u Türkiye’ye katabilir, ne Musul’a girebilir. Öyle bir hakkı da yok. Erdoğan ve AKP’nin dış politikada yapması gereken şey mezhep politikasını terk etmek, Suriye, Irak ve Kürt halkları ile iyi geçinmek, kendini ABD ve AB’nin taşeronu pozisyonundan çıkarmak ve yurtta sulh, dünyada sulh politikasını izlemektir. Yoksa, artık ciddiliğini yitirmeye başlayan Türkiye muhatap da bulamaz hale gelecektir. 

www.evrensel.net

Hollanda ile kriz

15 Mart 2017 05:00

Almanya ile sürtüşme

08 Mart 2017 04:05

Halk iradesi ve demokrasi

01 Mart 2017 05:17

Emekçilere darbe

22 Şubat 2017 05:00

Antidemokratik propaganda

15 Şubat 2017 04:40

İşin esası

08 Şubat 2017 04:29

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.