Darbe günlerinde bir romantik hırsız


16 Ekim 2016 04:54

Chevrolet araba çalmaktan mahkûmdu. Küçük oğlunu yoksulluktan kaybetmişti.  Sultanahmet Cezaevi’nden hastaneye sevk almış, cezaevine dönmeden önce askerleri Emirgân’da rakı içmeye ikna etmişti. Planladığı gibi gitti her şey, rakı içtikleri yerin tuvalet penceresinden firar etti. Kafaya koymuştu, yoksullukla hesaplaşacaktı. Yaşamakta olan oğlunu Avrupa’da okutacak, elinin yettiğince yoksullara yardım edecekti. Firar ettiği gece ordu yönetime el koydu; Orgenaral Cemal Gürsel Cumhurbaşkanı olacaktı.

Necdet Elmas, 7 Temmuz 1961 sabahı Çemberlitaş’taki Buğday Bankası’ndan içeri girdi ve “Bu bir soygundur!” diye bağırdı. Şaka sandı banka görevlileri.  Parayı doldurmaları için fırlatılan torbayı aldıklarında Amerikan filminde değil, gerçek hayatta olduklarını anladı veznedarlar. 

Dışarıda taksici Halim Aktaşdelen’in 59 model Chevrolet’i bekliyordu. Beyazıt’ta dolmuş kuyruğunda beklerken taksi müşterisi çıkmıştı mis gibi.  Kaptığı paralarla bankadan çıktı Necdet Elmas, taksiye bindiğinde elinde silah da vardı. Önce Kumkapı’ya sürdüler aracı, oradan Millet Caddesi’ne. Taşkasap’ta indirdi şoförü, kendi geçti direksiyona Necdet Elmas; bir süre gidip Topkapı’da terk etti aracı zaten. 

9 Temmuz 1961 tarihli Milliyet gazetesi birinci sayfasından gördü soygunu: “Çarşıkapıda bir banka güpegündüz soyuldu” manşetini attı sayfasına. Haberin dili de müthiş: 

“6.35 çaplı tabancayı veznedar Celâl Binzek’in kafasına dayayan gangster:

-    Çık lan paraları! demiştir.

Veznedarın ‘Para yok,’ cevabı üzerine ağır şekilde küfredip ‘Temizlerim ulan seni,’ diye tehdit etmiştir.“

Cemal Gürsel darbesini pekiştirmenin telaşında. Burjuvazi  durur mu, tutuşacak tabii soyulan parası için. Çiçeği burnunda cumhurbaşkanı olaya el atarak soyguncunun yakalanması için seferber etmiş güvenlik kuvvetlerini. Darbeyle yönetime gelip bir yandan da istikrar sağlamak kolay değil. “Eğer hürriyetler istismar edilirse yeni bir ihtilal olabilir,” endişesi hakim iktidarda. 

‘BEN İŞÇİNİN PARASINI ALMAM’
Her yerde aranan Necdet Elmas, 18 Ağustos 1961’de bu defa Kazlıçeşme’de çıktı ortaya. Yanındaki ortağının adı Necdet Sinkil’di, İş Bankası şubesine girdiğinde elinde Sten marka makineli tüfek de vardı. İki dakika kaldığı banka şubesinden çıktığında çantasında 165.850 lira vardı. Bankanın soyulması bir yana, soygun esnasında bankada bulunan bir işçinin “Ben işçiyim, yatıracağım 480 lirayı alma,” demesi üzerine Necdet Elmas’ın “Ben işçinin parasını almam,” yanıtını vermesi memleketin diline düşmüştü.

Uzun boylu, yakışıklı, Douglas bıyıklı, güneş gözlüklü bu soyguncunun kimliği hakkında kimsenin bilgisi bulunmamakla birlikte, banka çalışanlarının sempati ve ilgiyle söz etmeleri efsaneyi çetrefil hale getirmek için yeterlidir. İktidar ve gazeteler onun için “gangster” diyor ama işçinin parasını almadığı için halkın büyük sevgisine mazhar olmuş bir soyguncunun hikâyeleri dolaşıyor dilden dile. 

Kendisi de banka soymuş eski bir dosta sordum “bir dönemin idolüydü” demez mi? Unutulmaz isimler arasında olması boşuna değilmiş demek ki…  Milliyet’in 19 Ağustos 1961 tarihli birinci sayfasında Bedri Koraman, soygunun görgü tanığı Necdet İncesu’nun ifadesine dayanarak olayı canlandırmış ama Necdet Elmas henüz açığa çıkmış değil.

GANGSTERDEN EFSANEYE
Necdet Elmas’ın izine  de rastlanamıyordu, mesele kısa sürede asayiş olmaktan çıktı. Merkez Komutanı Tuğgeneral Yusuf Alpmansu komutasında yedi yüz asker ve polisten ibaret geniş çaplı operasyonlar başlatıldı. İki keşif uçağı ile bir helikopter destek verdi bu sürek avına. Hatta Cumhuriyet gazetesi, ABD’de uzun yıllar araştırmalar yapmış olan eski bir polis şefini dedektif olarak kiralayıp işin üstüne sürdü.

Bir süre sonra kimliği ortaya çıktı Necdet Elmas’ın. Araba merakı, cezaevinden kaçışı, aile durumu hakkında bilgiler dolaşmaya başladı gazetelerde. 

Defalarca temas sağlandı kendisiyle ama kaçıp kurtuldu her defasında. Polis teşkilatındaki araçlar saatte maksimum 80 km hız kapasitesine sahipken, Necdet Elmas saatte 120 km hızla giden bir Chevrolet ile peşindekileri atlatmasını beceriyordu.

Çember daralınca, ortağı Necdet ile, Darıca’da bir akrabalarının yanında saklanmaya başladılar. Parasızlık yüzünden hukuk fakültesini yarıda bırakan bu soyguncuya kamuoyu sempatiyle bakıyordu. Onun hakkında polise ifade veren banka memureleri bir soyguncudan değil kısa bir süre sonra çıkıp gelecek beyaz atlı prensten bahsediyordu sanki.

Ödül tatlı geldi akrabalara. Necdet Elmas ihbar edildi. Kısa sürede etrafı sarıldı Darıca’da. Ekibin başındaki polis şefiyle pazarlık etti. Onu teslim alabilirlerdi ama önce traş olacaktı.

Sonrasını Selim Esen’in “Açık Çekmece”sinden aktaralım:

“Gangster yakalandıktan hemen sonra Cumhurbaşkanı Gürsel, tarihe geçecek açıklamasını yaptı:

‘Gangster komünist…’

Gürsel işçinin parasını almayan ‘gangster’in ancak komünist olabileceğini düşünmüştü ve ona göre bu, bir ‘demokrasi darbesi’ydi.” 

www.evrensel.net