Dolma meselesi (3)


11 Haziran 2011 09:25

Kirvem,
Bugün, daha da doğrusu bu akşam geç saatlerde gerek “Türkiye Türklerindir” sınırları dahilindeki, gerekse “yaban ellerdeki” kimi “vatandaş”larımızın sandıklarda kullandıkları oyların sayımı “gizli oy açık tasnif” yoluyla yapıldıktan sonra, ülke genelindeki ilk sonuçların televizyon ekranlarından “üç aşağı beş yukarı” açıklanmasının hemen ertesindeki saatlerde de resmi makamlarca kesin rakamlar ilan edilir edilmez, bizler, yani yakim mevcut anayasamızın 66. Maddesinde belirtilen “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” hükmünce; istisnasız hepimiz hem su katılmamış birer ari “Türk”, hem de fevkaladenin fevkinde “imtiyazsız sınıfsız bir kitle” olarak bir müddetten beri “siyaset” erbabı tarafından meydanlarda karşılıklı salvolarla, bol soslu küfürler ve hakaretler eşliğinde pişirip pişirip önümüze koydukları “dolmalar”ın akıbetini ileriki günlerde hep beraber görüp aynı zamanda milletçe tadacağız…
Malum olduğu üzere, Yüksek Seçim Kurulu tarafından onaylanan listeler neşredilince, gari kimler, hangi pos veya badem bıyıklı, çember ya da keçi sakallı, dazlak, perçemli, pırıl pırıl sinekkaydı tıraşlarıyla hangi “babayiğit”ler ülkenin en “yüce Meclisinde” kostüm kumaş ekselans koyu kostümleriyle, “medeniyetin ölçüsü”  rengarenk kravatlarıyla arzı endam edecekler, yine keza onların yanı sıra sade, ağırbaşlı tayyörler içindeki hangi “hatun”ların Mecliste boy gösterecekleri belirlendikten sonra, anayasa gereği işin en önemli “teatral” bölümü uygulanacak…
Yani?...
Ant içme töreni…
Böylece, bu tören mucibince televizyon ekranlarından saatlerce sergilenecek “yemin billah”“ faslıyla beraber, kimlerin dili sürçüp sil baştan aynı yemini tekrarlarken utanıp kızaracağını, kimlerin daha evvelki deneyimleriyle önlerine konulan metne bakmaksızın yeminlerini sular seller gibi hiç teklemeden, “A4” makineli tüfek tarrakaları misali ardı ardına tak tak tak sıralarken, nasıl heyecanlandıklarını milletçe paylaşacağız nitekim!…
Nitekim zaten doğru dürüst bir türlü dönmeyen “demokrasi” çarkını “on iki eylül darbesi”yle hepten kuşa çevirip, ardından da yıllar yılı estirdikleri “terör”le yetinmeyip, sonra da milletin burnuna dayadıkları şeffaf zarflar içinde kullandırdıkları oylarla hesapça “referandum” yoluyla bir bakıma sanki “demokrasi havarileri” kesilen sırma “apolet”li “beşibirlik” paşalardan, zaman içinde rahmete kavuşanların dışında geriye kalanlardan “eşantiyon” kabilinden tam da şu günlerde, ne hikmetse tam da bu seçim arifesinde güya hesap sorulurken, beri taraftan onların bir zamanlar dayattıkları ve halen esas içeriğiyle, “temel felsefe”siyle milimine kadar yürürlükte olan “anayasa”ya göre  yemin edecek olan milletin “vekil”leri, kimisi belki tavşan kanı rengindeki demli çay, kimisi soğuk, köpüklü Susurluk ayranı, kimisi Diyarbakır yöresinin meşhur meyan kökü şerbetini sanki içercesine yeminlerini lıkır lıkır içip ne mi diyecekler?
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyet ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”
Sonra?...
Sonra daha dün, daha şunun sırasında iki gün öncesinde meydanlarda birbirlerine ağza alınmayacak hakaretleri, hani ayıptır söylemesi nerdeyse gözü açılmamış küfürleri peş peşe sıralayıp, keza karşılıklı atışmalarla, dalaşmalarla birbirlerini “edep”ten, “ar”dan, “şeref”ten yoksun ilan etmekle kalmayıp, ayrıca kimin elinin kimin cebinde gezinip ne “dümen”ler çevirdiğinden dem vurup, böylece birbirlerinin ipliğini güya pazara çıkaranların, namus ve şerefle harmanlayıp son noktasını koydukları bu yeminlerden milletçe medet umacağız!
Ehh! Umalım ve bekleyelim…

evrensel.net
www.evrensel.net