21 Eylül 2016 04:54

Erkeklik ve hastalık

Paylaş

İstanbul’da adamın biri, şortunu İslam hukukuna uygun bulmadığı için bir hemşireyi tekmeledi. İzmir Bornova’da da bir öğretmen tanışma isteğini kabul etmediği başka bir adam tarafından dövüldü. Bir hafta içindeki bu iki vakayı “münferit hadise” olarak değerlendirecek durumda değiliz.

Bir kere; birisi bu ülkede olmayan bir hukuk adına, diğeri de şişirilmiş egosu hayır yanıtıyla incindiği için sokakta kadın döven adamların eyleminin münferit olduğunu söyleyebilmek için memleketin sicilinde Kabataş diye bir kaydın olmaması gerekir. Eğer “Türbanlı bacıma saldırdılar” yalanı o kadar uzun süre ısrarla söylenebiliyorsa, kadınların kılığı, kıyafeti veya tavrı yüzünden saldırıya uğrayabileceği bir ön kabul haline getirilmiş demektir. Kabataş uydurması bu saldırıları da imkan dahiline yerleştirmiştir. 

Akılcı iyimserlik bu tür saldırganlığı, hukuk ve adalet sistemine inancın yitmesini göze alamadığı için, faillerin ruh sağlığının bozukluğuyla ilişkilendirmeye çok hevesli. İstanbul’da yakalanıp gözaltına alınan şahıs da bunun farkında. Bir yandan İslam hukukundan söz ederek eylemini rasyonel hukukun ulaşamayacağını zannettiği bir alana atarken diğer yandan da cezai ehliyetini tartışma konusu kılan bir akıl hastalığı hikayesi ailesi tarafından basına sızdırıldı. Adam şizofrendi! 

Olabilir. Ancak gözaltına alınan faili hemen bırakan, tepkiler yükselince yeniden yakalayarak tutuklayan bir hukuk sisteminin şizofrenik durumu saldırganın hastalığından daha vahimdir. Kadına yönelik şiddet ve cinayet davalarının sanığa “iyi hal” ile şizofreni arasında kaçış noktaları bırakarak değerlendirildiği mahkemelerin cesaretlendirici tutumu, şimdiye dek kadın kıyımını artırırken, aynı zamanda hukuku ve adalet duygusunu da aşındırdı. Tam da bu nedenle hukuk kurumlarının mevcut “esnekliğine” uygun, kişisel terbiye etme veya bu memlekette olmayan hukuk sistemlerine referanslı (şeriat hukuku) cezalandırma yetkisini kendisinde bulan insanlar türeyebildi.

Hukuk ve adalet sistemi sonuçta toplumsal ilişkilerin bir yansıması. İki vakada da siyasal ve toplumsal ilişkilerin çürümüşlük düzeyini apaçık görebileceğimiz detaylar var. Bornovalı kadın, dövülmesine etraftakilerin karı koca kavgası zannederek müdahale etmediğini söylerken, İstanbullu hemşireye de otobüsteki bir kişi dışında kimsenin yardımcı olmadığını öğreniyoruz. 

Kadınların dövülerek/öldürülerek terbiye edilmesini hak gören bir erkeklik hali, böyle, etraf/konu komşunun müdahalesizliğinden; ceza indirimi yaparak hukuki yaptırımı etkisizleştiren mahkemelerden ve nihayet “Kadınla erkek eşit değildir” diyen siyaset buyruğundan epey cüret kazandı. Asıl bunun ahlaken çökmüş bir insanlık hali yaratmaması şaşırtıcı olurdu. Cinsiyet rollerinin kadının aleyhine yeniden belirlendiği eğitim sistemini, muhafazakar hayat biçiminin büyük yoğunlukla cinsel ilişkilere kural-kaide biçilerek empoze edildiği, bunun da fıkıh filan diye satıldığı pespaye medyayı saymadık bile.

Böyle bir ortam o iki saldırgan gibi daha nicelerini seri üretime bağlamış durumda. Kontrol edemediği kadın bedeninden nefret eden, kendisine hayır denmesini hazmedemeyen ve bunun cezasını hemen oracıkta vermeyi kendinde hak gören bir zavallılık karşımıza erk ve erkeklik olarak çıkıyor. Göz göre göre inşa edilen şizofrenik toplumun ürettiği bu hastalıklı erkekliği, failleri hastane kontrolüne alarak tedavi etmek mümkün değil. Siyaseti, hukuki, toplumsal ilişkileri terbiye edecek kadar etkili bir mücadele/tepki/protesto oluşmadığı sürece failler karşımıza cezai ehliyetten muaf kılındıkları şizofreni kayıtlarıyla çıkmaya devam edecek. Kendisine akıl dışı bir alanda hareket hakkı bulan toplumsal cinsiyet biçimi, aldığı her hastane raporunda kendisine rasyonel bir gerekçe bulacak. Bu kimseyi, saldırganlığı hâlâ hor görme potansiyeline sahip bir rasyonel toplumda yaşadığımızı düşündürterek rahatlatmasın.   

Çünkü unutmayalım Kabataş bu dejenerasyonun başlangıcıdır. Onunla gerçek bir yüzleşme sağlanamadığı sürece kadınların şortu, örtüsü, askılısı, dekoltesi hastalıklı toplumu, şizofrenik erkekliği, çürümüş bir insanlığı inşa etmeye devam edecektir. Sağlıklı bir toplum için mücadele etmek zorundayız. Tek mümkün tedavi bu.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...