11 Haziran 2011 08:45

Yunanistan’nın borçla imtihanı

Paylaş

Seçim günleri yazı yazmakta oldum olası zorlanmışımdır. Ülkenin seçimle yatıp kalktığı bir ortamda akla gelen her başlık ister istemez bir yerde seçim gündemiyle çakışır. Ve her zaman yazılamayan yazılandan daha önemli gibi gözükür. Biz yine de bu durumu fırsat bilelim ve hızlı iç siyaset gündeminin ortasında pek tartışma fırsatı bulamadığımız Yunanistan ekonomisindeki gelişmelere değinelim.
Yunanistan ekonomisi geçtiğimiz yıl devreye sokulan tüm tedbirlere rağmen kolay kolay toparlanacak gibi gözükmüyor. Yakın zamana değin makyajlanan finansal tabloları ve yüksek kredi notu ile birçok ülkeye örnek gösterilen Yunanistan’ın tahvilleri bankalar ve fonlar tarafından iştahla satın alınmaktaydı. Sonra nasıl olduysa, verdikleri notlar ile iktidarlar değiştiren kredi derecelendirme kuruluşlarının kandırıldığı ve Yunanistan’ın borç servisini sürdürecek durumda olmadığı ortaya çıktı. O günden bugüne uygulamaya konulan istikrar tedbirleri halkın tepesine tabiri caizse bir balyoz gibi inerken, tüm bu tedbirlere rağmen mevcut borç stoğunun halen döndürülebilir olmadığı görünüyor. Son olarak mayıs ayında kredi derecelendirme kuruluşu Fitch tarafından ülkenin kredi notu üç kademe birden düşürüldü. On yıllık devlet tahvillerinin faiz oranı bir yıl öncesine göre ikiye katlanarak yüzde 17’lere dayandı. Lafın kısası, Yunanistan için borcun piyasaya yeni tahvil sürerek döndürülmesi sadece daha maliyetli hale gelmiyor aynı zamanda da giderek imkansızlaşıyor.
Giderek artan çözümsüzlük karşısında hükümet özelleştirme takvimini hızlandırdı. Telefon ve posta hizmetlerinin yanı sıra devlet arazileri otobanlar, demiryolları ve limanların başı çektiği yüklü bir özelleştirme portföyünden 2015 yılına kadar yaklaşık 50 milyar avro gelir bekleniyor. Elbette, böylesine büyük bir belirsizlik ortamında haraç mezat satışa çıkarılan varlıklar beklentilerin çok daha altında fiyatlara alıcı bulacak.
Herşey bir yana, bugüne değin yapılan ücret kesintileri ve planlanan özelleştirmelerin kısa vadede finansman sorununu çözmesi ve borç ödemelerini garanti altına alması mümkün değil. The Economist Yunanistan’ın borç krizini aşmasın yönelik alternatif senaryolar çizmiş. İlk senaryo diğer avro alanı ülkelerinden yapılacak yardımlar. İkincisi ise yine avro bölgesi ülkelerinin açacağı  uzun vadeli düşük faizli krediler. Hatırlayacaksınız geçtiğimiz yıl içerisinde avro ülkeleri Yunanistan’a 3 yıl için 110 milyar avroluk bir kredi paketi açıklamıştı. Ne var ki, bu kredi de yangını söndürmeye yetmemişti. Bugün bir kez daha aynı yola başvurulması Avrupa Merkez Bankası (ECB) açısından sorunlu görülmemekle beraber kredi sağlayacak ülkelerdeki seçmenlerin yoğun tepkisini çektiği için hükümetler fazla yakın durmuyor. Bu konuda özellikle Almanya’nın tutumu büyük önem taşıyor. Bir yandan Obama ve finans çevrelerinin istikrarsızlığın büyümemesi için Almanya’nın inisiyatif almasına dönük çağrıları, diğer yandan ise içerideki kamuoyunun son yardımdan bu yana giderek büyüyen huzursuzluğu Merkel’in hareket alanını giderek daraltıyor.
Bir diğer seçenek ise krizin ilk yılında da gündeme gelen ve Viyana inisiyatifi adı verilen, Yunan tahvillerine sahip bankaların (Gönüllülük esasına dayalı olarak) ellerindeki tahvillerinin vadesi dolduğunda nakite çevirmek yerine yeni tahvil almaları. Bu seçenek ülkenin kredi notunun hızla gerilemesinin önüne geçebilecek olmakla beraber uygulanması bankalar arası koordinasyonun sağlanmasındaki zorluklar nedeniyle pek mümkün gözükmüyor. Finans çevrelerinin duymaktan pek hoşlanmadığı bir diğer seçenek ise borcun yeniden yapılandırılması. Yeniden yapılandırma yumuşak ve sert yeniden yapılandırma olarak ikiye ayrılıyor. Yumuşak yeniden yapılandırma borcun vadesinin uzatılması anlamına gelirken, sert yeniden yapılandırma ise borç miktarının azaltılmasını ifade ediyor. Borcun yeniden yapılandırılması ECB’nin en uzak durduğu seçenek. Kredi kuruluşları da yumuşak veya sert bir yeniden yapılandırmanın iflas anlamına geleceği ve ülkenin kredi notunun çok daha düşük seviyelere inmesine yol açacağı konusunda uyarılarda bulunuyorlar.
Yunanistan örneği borç krizlerinin ülkelerdeki neoliberal dönüşüm süreçleri açısından ne denli kritik bir rol oynadığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Göz göre göre gelen ama nasılsa en yetkili uluslararası kurumlarca atlanan bir kriz sonrasında ülkenin en önemli varlıkları uluslararası fonlara peşkeş çekilecek. Diğer yandan ücretler ve sosyal kazanımlar hızla gerilerken yatırımların karlılığı artacak. Ülke dev bir rant alanına dönüşecek.  
Yunanistan’da yaşananlar Latin Amerika’dan Afrika’ya, Asya’ya geç kapitalistleşen dünyanın gerçeği. Geçmişi...Geleceği...
Düyun-u Umumiye gidiyor, IMF geliyor. Ama borçlu-alacaklı, kazanan-kaybeden değişmiyor...

evrensel.net
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa