10 Ağustos 2016 04:51

Yeni Türkiye ideali: Asım’ın nesli, Mustafa Kemal’in askerleri

Paylaş

AKP kadrolarının birkaç yıldır telaffuz ettiği “Yeni Türkiye” yakın bir zamana kadar 2023 vizyonuna, kutuplaştırılmış bir nüfusun ‘AKP seçmeni’ kümesinde kalan kısmıyla yürümekten ibaretti. Bu kitlenin sayısını korumak ve ideolojik olarak konsolide halde tutabilmek için elinden geleni yaptı AKP. Bir zamanlar “dört artı dört artı dört” eğitim programını tanıtırken “Tevfik Fikret’in Haluk’u gibi değil, dindar ve kindar bir Asım nesli yetiştirmek istiyoruz” diyen Erdoğan buna benzer ayrıştırıcı söylemleri defalarca kullandı.

Şimdi ise üç parti liderinin, Genelkurmay Başkanının, Başbakan ve bürokratların katıldığı mitingin Yeni Türkiye’nin tamamlanmış haline en yakın tabloyu ortaya çıkardığı söyleniyor. Sahnede hem fiziksel hem de simgesel olarak kurulan ‘Milli Birlik ve Beraberlik’ görüntüsünün alandaki milyonlarca insan tarafından şevkle onaylanması; Cumhuriyet tarihi boyunca belki de ilk kez devlet-millet kaynaşmasının sadece bir örneği değil, sonrasına dair de bir temenniydi. 

Meclisteki dört partinin darbeyi kınamış olmasının AKP nosyonuna sağlayacağı maksimum faydayı görebilecek kadar pragmatisttir Erdoğan. MHP zaten yanındaydı ama arkasından veya yüzüne karşı söylemediği laf bırakmadığı Kılıçdaroğlu’ya mitinge katılması için rica üstüne rica gönderirken, yeni bir, “Yeni Türkiye”nin vaatlerini zorluyordu. Kılıçdaroğlu’nun şu aşamada bu kadar önemsenmesi ne sadece yapılan ve yapılacak büyük siyasi dizayna CHP’nin ortaklığını talep etmek anlamına geliyordu ne de AKP’nin yeni ittifaklar aramak zorunda kaldığı bir güçsüzlükten ya da çaresizlikten kaynaklanıyordu. Darbe öncesinde yorulmuş ve gevşemiş görünen kitleyi 15 Temmuz’dan itibaren dozu yüksek bir ajitasyonla yeniden saflaştırıp kendi etrafında toplamayı başaran Erdoğan, Hükümete her türlü desteği sunacağını söyleyen Kılıçdaroğlu olmadan da yürüyebilirdi.

Tevfik Fikret’in Haluk’una iadei itibar edilmeyen ama “düşmanın düşmanı olduğu için dost” kategorisine adım atan eski darbe sanıkları ile Gezi’ye “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganıyla katılanların bir kesiminin partisi olan CHP’li bir görüntü, iç ve dış mesaj kuvvetindeydi evet ama asıl önemli olan alandaki birliğe yapacağı konsolidasyon ve genişleme katkısıydı.

Bu kitlelerin sınıfsal özelliklerine değinilmediği sürece fazla anlaşılmadan kalacak bir ısrar. 20 gündür sokaklarda olan, mitinge çoluk çocuk katılan milyonlar aslında, etrafında kenetlendikleri parti tarafından en çok hor görülen kitleyi oluşturuyor. Kiralık işçi yasasıyla köleleştirilenler onlar, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre son altı ayda aralarından 912 kişiyi iş cinayetinde kaybeden onlar, iş güvenliği ve güvencesinden yoksunlaştırılan yine onlar; geçim zorluğu, işsizlik çeken, kötü muameleye maruz kalan hep onlar. Bu türden baskılara yönelik muhtemel bir sınıfsal tepki şimdiye kadar iyi kötü muhafazakar bir davanın bekasına ve yeni Türkiye idealine soğurulmuş; AKP, seçmenleriyle kurduğu teke tek ilişkiler sayesinde toplumsal riski en aza indirgeyecek sosyal politika ağı yaratarak kendi etrafındaki kümelenmeyi garanti altına almıştı. “Millet” bunun karşılığında kendisini devletin şimdisinin ve geleceğinin bir parçası olarak görmesini mümkün kılan övgüler almıştı. Karar verici bir noktada durduğuna inandırılmış onunla aynı kültürel kaygıları paylaşan bir lideri seçmişti. Ve bu seçiminin ne kadar önemli olduğu sık sık söyleniyordu.

Büyük laik burjuvazi Türkiye’nin tekbirler eşliğinde yarı din devletine dönüşmesine bu yüzden pek ses çıkarmadı. Örneğin Koç grubu, işletmelerinde grev yapan işçi istihdam etmektense şükreden bir işçiyi neden tercih etmesindi ki!

Darbe, Hükümete bu sınıfsal farkındalığı azalmış kitleye yenilerinin katılabilmesinin beklenebileceği bir iklim sağladı. “Millet”in kazanmak istediği her şeyin AKP’nin yani devletin geleceğine bağlandığı, kaybetmekten korktuğu şeylerin ise somut bir düşman tehdidiyle ilişkilendirildiği yeni siyasi koşul, geriye kalan yüzde ellilik nüfus üzerindeki işlemi mümkün kılabilirdi. Yeni Türkiye bu genişletilerek yenilenmiş sınıf barışından doğacaktı!

Yenikapı, devletin, burjuvazinin ve onun başlıca partisi AKP’nin İstanbul’un çok büyük sayıda emekçi kitlesi tarafından teveccühle karşılandığı bir momentti. CHP’nin oradaki varlığının buna simgesel katkısı çoktur.  

Bir zamanlar sınıfsız imtiyazsız bir kitle icat etmeye kalkan Kemalist burjuvazi bu hayal uğruna çok bedel ödetmişti. Şimdi Yenikapı’dan itibaren kenetlenmiş bir Yeni Türkiye’yi yaratmak isteyenler de aynı imkansız hayali kuruyorlar. Kendi arasında kaynaşmış ama sonra hep birlikte burjuvazinin emelleriyle birleşmiş emekçilerden oluşan muhayyel bir Türkiye bu. 

Ama mutlak bir sınıf barışının olduğu böyle bir dünya yok!

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...