08 Ağustos 2016 08:51

Ekonomi normalin üstünde normal mi? Borç, iflas, protesto!

Paylaş

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda oda ve borsa başkanları ile istişare toplantısında dedi ki... “Eskiden OHAL ilan edildiğinde marketler boşalırdı. Şimdi hayat normalin üstünde normal. Ekonomik göstergelerde hiçbir sıkıntı yok.” 
Cumhurbaşkanı işadamlarından yatırım beklediğini söylerken adeta coştu!
“Darbe girişimine rağmen uluslararası finansmanda hiçbir sıkıntı yok. Beklenenin çok üzerine talep geliyor.”
“Döviz rezervimiz azalmak şöyle dursun, 125 milyar doların üzerine çıktı.” 
“Milletimiz döviz almak için değil, döviz satmak için bankalara hücum etti.”
Erdoğan oldukça iddialı fakat hükümet telaşlı! Arka araya ekonomik programlar ve paketler açıklıyor. 
İnşaat, otomotiv, finans gibi farklı sektörlere yönelik bu düzenlemelerin amacını hükümet iki başlıkta özetliyor: Darbenin ekonomik etkilerini bertaraf etmek ve Türkiye ekonomisini büyütmek. 
Hükümetin neden bu kadar hızlı davranıyor; her şey çok normal olduğu için mi yoksa anormal giden bir şeyler mi var?
Soruya... 
“Darbe girişiminin toz dumanı içinde güven ortamı oluşturmak, ‘dimdik ayaktayız’ mesajı verebilmek için”...  
“Ekonomide işler zaten iyi gitmiyordu ve bazı önlemler almak şarttı. Darbe girişimi atılacak adımları hızlandırdı”... 
Ve benzeri şekilde cevap verenler de var.
“Normal zamanda uygulamaya koymakta zorlanacağı, tartışma yaratacak düzenlemeleri kolayca hallediyor” deyip... 
Hükümetin darbeyi fırsata çevirdiğini düşünenler de var. 
Peki hangisi?

PİYASALAR DURULDU AMA...
Meseleye bütünlüklü bakabilmek için şu sorulara netleştirmek gerekiyor: 
* Ekonomi ne durumda? 
* Hükümetin düzenlemeleri neye ne kadar ilaç olabilir? 
*- Düzenlemeler herkesin lehine mi olacak! Yoksa birilerine fırsat sunan düzenlemeler birilerine yeni faturalar mı çıkaracak? 
Darbe girişimi sonrası piyasaların ilk hafta dalgalanan finans piyasaları şimdilik duruldu gibi. Dolar 3 TL civarında. Borsa kaybettiği değeri yavaş geri alıyor vs. Ama üretim, ticaret, emek 
alanlarına ilişkin olumlu bir durumdan bahsetmek mümkün değil. 
Örneğin protesto edilen senet tutarı giderek artıyor. Karşılıksız çek sorunu işleri kilitleyecek noktaya geldi. Karşılıksız çekte kaldırılan hapis cezası geri geldi ama nafile. Çünkü yılın ilk 6 ayında bankalara ibraz edilen 285 bin adet çek karşılıksız çıktı. Bu çeklerde yazılı 13 milyar liranın üzerindeki tutarı alacaklılar tahsil edemedi.
Hepsi sahtekarlığın göstergesi mi?
Bir kısmı öyle olsa bile çoğu başka bir sıkışıklığın göstergesi!

İFLAS ERTELEME YASAK YA ÜCRET ÖDEMEMEK?
Son dönem dikkat çeken gelişmelerden biri de iflas erteleme başvurusunda bulunan şirket sayısındaki artıştı. 500 büyük sanayi listesinde yer alan birçok büyük firmalar dahi iflas erteleme istiyordu.
Hükümet, kararname ile olağanüstü hal (OHAL) süresince, son yıllarda hızla artan iflas erteleme taleplerini yasakladı. 
İflas erteleme borçluların olduğu gibi alacaklıların da yararını koruyor. Şöyle ki, borca batan’ şirketler, mali durumlarının iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak, iflasın ertelenmesi kararı isteyebiliyor. Bu durum şirketleri haciz baskısından kurtararak ticari faaliyetlerine devam etmesini sağlıyor. Şirketler olası hacizlerden kurtulduğu gibi başlamış olan takipler de duruyor. Bu da şirketlere, 2 yıllık bir zaman kazandırıyor.
Alacaklıları da koruyor çünkü şirketin iflas etmesi durumunda devlet şirkete el koyup borcu ödemek zorunda kalıyor. 
Şirketlerin bir kısmının fırsatçılık yaptığı kesin. Fakat iflas erteleme kararı risk de barındırıyor. Şu sebeplerden dolayı fırsatçılık yapan şirketlerden kendilerini gerçekten iflasın eşiğinde bulabilir: 
* İflas erteleme başvurusunun ilk aşamasında atanan kayyımların o işkolunda uzman olmamalarının yaratacağı sorunlar... 
* Ticaret zincirinde yaratacağı bozulma. 
* Bankaların kredileri mekanizmalarındaki temkinli yaklaşımları vs. 
İlk 500 içindeki firmalar da dahil, şirketlerin yüzde 70 borcu borçla çeviriyor. Ekonomi kötüyken ‘artık iflas etmek yasak’ denilince iflaslar bitmiyor.
İflas ertelenmesi işçi alacakları için koruma sağlamaz. İşçilerin alacaklarının ödenmesi zorunludur. Maalesef uygulamada böyle olmuyor. Patronlar bu tedbire dayanarak işçilerin ücretlerini de ödemiyor. Zaten bu süreçte şirkette para olmaması nedeniyle de atanan kayyımlar işçi alacaklarıyla pek ilgilenmiyorlar. İşçileri, “1 yıl içerisin de iyileşme olacak” vb sözlerle ücret almamaya, sabırlı olmaya ikna ediyorlar.
Bugünler de birçok işyerinde ücret ödemelerinde sıkıntılar, gecikmeler yaşanıyor. İflas ertelemek yasak peki ya ücret ödememek?


BORÇLA 
YAŞAMDAN BORCU ÖDEYEMEMEYE 

Bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal eden kişi sayısı çığ gibi büyüyor.
Uzun yıllardır, borcu borçla kapatmaya, borçla yaşamaya alıştırılan ülke vatandaşları artık borçlarını ödeyemez halde! Bireysel kredi borcunu ödeyememiş gerçek kişi sayısı 2015 yılında 1 milyon 400 bine yakındı. 2016 yılı ilk 5 ayında 600 bin kişi borcunu ödeyemedi.
Aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin bir kez sayılmasıyla elde edilen veriler dikkate alındığında bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı yılın ilk 6 ayında 2015 yılının aynı dönemine göre yüzde 20 oranında arttı. 
2011 yılından bu yana kredi borcu artışı dikkat çekici! Bankaların kanuni takibe düştüğü için  alacaklarını devrettiği Varlık Yönetim Şirketleri şuan 3 milyona yakın bireysel kredi borçlusunun peşinde.


HEP VATANDAŞ ÖDESİN!

Sağlık hizmetlerinde sosyal güvenlik açığını kapatmak adına katkı payı, muayene ücreti vb. adlar altında ülke emekçilerinden sürekli kesinti yapılırken... Milyonlarca kişi GSS primini ödemediği için kamu kurumlarından sağlık hizmeti alamazken... 10 patrondan 7’si (1 milyon 250 bin işveren) SGK’ya prim borcunu ödememiş durumda. 
Öte yandan KDV ödemelerinde de durum aynı. Vatandaş alış veriş yaparken takır takır KDV ve ÖTV ödüyor. Bordro mahkumu emekçiler ödüyor ama birileri üstüne yatıyor. Bu yılın ilk 6 ayında tahakkuk eden 61.4 milyar liralık KDV’nin sadece 24.2 liralık bölümü tahsil edilebilmiş. Birileri 37 milyar lirayı yani ödenmesi gereken verginin yüzde 61’ini cebe atmış. 

Yarın: Faizi düşürün emri kimin lehine?

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa