03 Ağustos 2016 04:55

İlelebet payidar!

Paylaş

Yaverin subaya, subayın kuvvet komutanına kısacası astın üste komuta edebildiği paralel bir emir-komuta zinciri oluşturan Cemaatin, ordunun yerleşik hiyerarşisini nasıl bozmuş olduğunu yakalanan darbecilerin ifadelerinden bir kez daha anlıyoruz. Son darbe girişimi bu, emir komuta zincirindeki fetret havasından epey nasiplendi. Aslında tablonun bu noktaya evrildiği az çok tahmin ediliyordu. Ama ondan önce de ordunun ikide birde siyaseti kesintiye uğratan darbelerini defetmek üzere “askerin kışlaya çekilmesi”, “MGK’nin lağvedilmesi” sık sık telaffuz ediliyordu. Askeri “vesayeti” ortadan kaldıracak bir sivilleştirmenin sürekli darbe üreten bir kurumu terbiye etmek için tek seçenek olduğu düşünülüyordu.

Oysa başından beri kendisini bir holdinge dönüştürmüş, personelini ordu evlerindeki çeşitli hizmetler, tatil yerleri, lojmanlar vb. bir dizi özel yaşam alanlarında halktan yalıtmış özel bir sınıf olarak askeriyenin ayrıcalıkları onun siyasete müdahil olabilecek bir güç olmasının koşullarını yaratmıştı. Demokratik işleyişi güvence altına alan bir kurumlaşmadan ve örgütlü bir halk inisiyatifinden yoksun siyasi ortamın da teşvik ettiği bu güç odaklaşmasının yarattığı sorunlar bu bakımdan yeni değil. Sorunun ordunun yapısal problemlerini tartışma dışı bırakan, toplam bir demokratikleşmenin telaffuz edilmediği bir sivilleşme ile çözülemeyeceği açık.

Nuray Sancar: Ordunun darbesizleştirilmesi, cumhurbaşkanına başkomutanlık yetkisi veren sivilleşmeyle olamaz.

AKP bloku (Cumhurbaşkanlığı artı Hükümet) OHAL kapsamında çıkardığı üçüncü kararname ile emir komuta zincirinde yeni bir düzenleme yaptı. Kuvvet komutanlıklarını milli savunma bakanına, genelkurmayı ise cumhurbaşkanına bağlıyor bu düzenleme. GATA ve asker hastaneleri ise Sağlık Bakanlığında. Erdoğan katıldığı bir televizyon programında kuvvet komutanlıklarının milli Savunma Bakanlığına değil, bakana bağlandığının altını çizdi. Bundan on yıl önce bu gelişmeyi bir sivilleşme hareketi olarak görebilecek kesimler için bile hamle, kuvvetlerin bütün kontrolünün tek adamın eline geçmesinden başka bir anlama gelmiyor. Bu operasyonun siyasetin sivilleşmesinden çok, apaçık bir üniforma giymesinin yolunu açtığı söz edilebilir.

AKP belli ki partili cumhurbaşkanı ve partili yürütmenin oluşturduğu siyaset blokunun ilelebet payidar kalacağı zannı içinde. Zira böyle bir sistem, yürütmenin ve cumhurbaşkanlığının ayrı partilerden olduğu veya seçim sonuçlarının koalisyona işaret ettiği koşullarda yürüyebilecek bir sistem değil. Tersine emir komuta zinciri içinde veya dışında yeni darbelere bundan daha iyi bir zemin yaratılamaz. Erdoğan, milli savunma bakanını kontrol ederim o da kuvvet komutanlarını yönetir; böylece askeriye benim kontrolüm altında olur diye düşünüyor büyük olasılıkla. Bu eğer 6 ay sonra ne olacağını düşünmeden günü kurtarmak değilse, AKP- Erdoğan, oluşturdukları denklemi korumak için iktidardaki pozisyonlarını ebedileştirmeye çalışacaklar demektir.

3. KHK zaten mevcut yapısıyla demokratikleşmesi mümkün olmayan ordunun üstünde, onun yapısal sorunlarını daha da derinleştirecek biçimde iktidar blokunun kontrol imkanlarını genişletiyor. Bu, yaşadığımız olağanüstü gelişmelerin gerilimi içinde alınmış bir karar değil; orduda olağanüstü dönemi sona erdirmemek üzere atılmış bir adım aynı zamanda.

Ordunun darbesizleştirilmesi cumhurbaşkanı ve bakanların mecazen üniforma giydiği, cumhurbaşkanına başkomutanlık yetkisi tanıyan bu türden bir sivilleşmeyle mümkün olamaz. KHK vesayetin sadece adresini değiştirmiştir; süreç içinde yargı, hukuk, yürütme, yasama süreçlerinin iğdiş edilmesi de askeri-sivil her türden darbeyi eskisinden daha fazla bir kader haline getirmiştir. Ordunun durumu ve darbeciliği bu bakımdan sadece bir sonuçtur.

Gerçek bir düzen değişikliğine ihtiyaç var. Halkın tamamının örgütlü olduğu, komuta kademesinin belirlenmesinde söz ve karar sahibi olabildiği; bunu güvence altına alan hukuki mekanizmaların oluşturulabildiği, ordunun ticarete, siyasete karışamamasının koşullarının yaratıldığı; emir komuta zincirinin yükseldikçe maddi ayrıcalıklara kavuşmak anlamına gelmediği bir değişim ancak “sivil”leşmeyi sağlayabilir. İçeriği halk demokrasisiyle doldurulmamış bir sivilleşme siyaseti darbe-karşı darbe-reorganizasyon kısır döngüsüne su taşımaktan başka bir şeye yaramaz. 

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...