16 Haziran 2016 04:55

Yola devam

Paylaş

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, başkanlık dediği tek adam yönetimi için eleştirilere falan aldırmadan adımlar atmaya devam ediyor.

Gazetelerdeki son haberlere bakıldığında şimdi önünde TBMM İç Tüzüğü’nün değiştirilmesi, Danıştay ve Yargıtaya operasyon ve anayasa değişikliği.

Bu girişimler, Erdoğan’ın daha önce konuşmalarında açıkladığı yasama, yürütme ve yargının birliği anlayışına uygun yasal düzenlemeler yapma anlamına geliyor. TBMM İç Tüzüğü’nde yapmaya çalışacakları değişiklikle yasaların daha da hızlı çıkarılmasını amaçlıyor. AKP İktidarları zamanında neredeyse ağırlıklı yasa çıkarma yöntemi olmuş “torba yasa” yöntemi elde ettiği yasa geçirme hızı demek ki Erdoğan’a yeterli gelmiyor. O istiyor ki, AKP tarafından Meclis gündemine istedikleri zaman yasa teklifi getirilebilsin ve bir saat içinde o yasa teklifi kabul edenler, etmeyenler yöntemi ile Meclisten çıkarılabilsin. Eğer böyle bir yöntemi Meclisten geçirebilirlerse, başkanlık anayasasını ve diğer yasaları da bu yıl sonuna kadar geçirecekler ve 2017’de yasama, yürütme ve yargının başkan uhdesinde birleştiği bir rejimimiz olacak.

Gündeme getirdikleri Yargıtay ve Danıştay düzenlemesi ile de Yargıtay ve Danıştaydan Fethullahçı hakimleri temizliyoruz diyerek, Erdoğan’a biat edeceğini düşündükleri kişileri bu iki kuruma atayacaklar. Daha önce, Danıştay ve Yargıtayda iş yükü çok fazla diyerek çok sayıda yeni daireler açmışlar ve bu dairelere de Fethullahçı olduğu iddia edilen hakimleri atamışlardı. Şimdi, yine benzer bir katakulli ile Fethullahçıları temizliyoruz diye bu sefer Erdoğan’a yakın saydıkları hakimleri atamaya çalışıyorlar. Üstelik atayacakları hakimlerin on iki sene görevde kalabilmesini de sağlayarak, kısa bir süre içinde bu hakimlerin değiştirilememesini garantiye almaya çalışıyorlar.

Meclisteki partiler Erdoğan’ın bu girişimlerine karşı gerekli ve yeterli muhalefeti sergileyemiyor. Yargı ile ilgili yapılmaya çalışılan değişikliklere en azından yargı camiasından tepki gelmesi beklenir. Fakat, oradan da tepki yok. Yargının en temel kurallarının ayaklar altına alınması, değiştirilmesi vs. onları çok ilgilendirmiyor anlaşılan. Her biri kendisine zarar gelmesin diye bir köşeye çekilmiş dua ediyor olmalı. 

Anayasa’da yapmak istediklerini ise Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum açıklamış. Bazı gazeteler Uçum’un açıklamalarını Atatürk Anayasa’dan çıkarılıyor diye vermiş. Haberin bu tür verilişi sadece ulusalcıları memnun eder ama meselenin özünün de halkın gözünden kaçırılmasına neden olur.  Erdoğan’ın tek adam rejimini meşrulaştıracak anayasa değişikliğini eleştirme yerine 12 Eylül Rejimi’nin Atatürkçülük kılıfı ile getirdiği faşist Rejimi savunmak, demokrasi savunusu olamaz. Erdoğan ve taifesi gerekirse 12 Eylül diktatörlerinin yaptığı gibi yeni anayasanın pek çok yerine Atatürk ismi yazarak da tek adam diktatörlüğünün yasal zeminini kurabilir. 

Savunulması gereken bir bütün olarak demokratik hak ve özgürlükleri içeren bir anayasa ve tek adam yönetimi yerine halkın kendi kendini yönetmesinin yollarını açacak bir yönetim sisteminin oluşturulmasıdır. Bu eksende oluşturulacak bir demokrasi cephesi artık elzem olmaktan öte geç kalmıştır. Rıza Türmen’in çağrısı üzerine çalışmalarını hızlandıran demokrasi yanlısı güçler elini hızlı tutmalı ve sonbahara bir demokrasi cephesi ile girilmelidir. Aksi takdirde, yeni yıl ile birlikte demokrasi mücadelemizdeki engeller daha da büyümüş olarak karşımızda olacaktır.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...