05 Mayıs 2016 05:00

Yargıya güvenememek

Paylaş

Hrant Dink’in alçakça katledilmesinin üzerinden bir süre geçmişti. Hemşehrim, eski dostum bir arkadaş telefon etti. Tanıdığı bir kadın, bir yakını ile Dink’in katledildiği saatlerde AGOS Gazetesi’ne yakın bir pastanede otururken garip davranışlı bazı kişilerin hareketlerinden şüphelenmişler, rahatsız olmuşlardı. Dink cinayetinden sonra medyada gördükleri fotoğraflardan Ogün Samast’ı tanımışlardı. O pastanede, o garip davranışları sergileyenlerden biri Samast’tı ve belindeki silahı belli olan birkaç genç adam Samast ile kaş göz işaretleşmesi ile bir işler çeviriyordu. Tanıklık çok heyecan vericiydi. Fakat, tanıklar korkuyordu. Ben edindiğim bilgileri hemen Dink davasını takip eden avukat arkadaşlarla paylaştım. Onlar da heyecanlandı. Bilgiyi kimseyle paylaşmadan, büyük bir gizlilik içinde üç avukat, Balıkesir, Burhaniye’ye gittik. Arkadaşımla buluştuk. Dink cinayeti tanığı ile bir yerde buluştuk. Otuz yaşlarında bir kadındı. Uzun uzun konuştuk. Tanıklık etmekten çekiniyordu. Yargıya ve polise güvenmiyordu. Tanıklık ederse büyük bir cinayet şebekesinin hedefi olmaktan korkuyordu. Daha önce arkadaşıma söylediklerini inkar etti. Belki de ben yanıldım dedi. Tanıklık etmeyeceğini söyledi.
Tanığı, tanıklık etmeye ikna edemeyince döndük. Şimdi bunları neden hatırladım. Dünkü gazeteler Hrant Dink’i öldüren Ogün Samast’ı jandarma istihbarat elemanlarının takip ettiğini, cinayet öncesi ve sonrası cinayet mahallinde olduklarını yazıyor.
Burhaniyeli tanığımız büyük ihtimalle jandarma istihbarat elemanları ile katil Ogün Samast’ın cinayet mahalli yakınındaki pastanedeki cinayete hazırlıklarına tanık olmuştu. Korkmayıp tanıklık etseydi mahkeme heyetini tanık olduğu konusunda ikna edebilir miydi, emin olamayız. Ama, tanıklık edemedi. Çünkü, yargı ve polise güvenemiyordu. Çünkü, polisin  de (bugün jandarma istihbarat denilen kişilerin polis olduğunu düşünüyordu) cinayetin organizasyonunun içinde olduğunu düşünüyordu.
Yargı ve polis, tanığımızın güvenebileceği kadar bağımsız, objektif ve halk için çalışıyor olsa, bir tane faili meçhul cinayet, aydınlanmamış katliam, failleri bulunmamış suç kalmaz.
Bugün, “jandarma istihbarat” diye deşifre edilen ve yargılanan suçluları, aslında cinayet günleri pek çok devlet ve yargı görevlisi biliyordu. Ama, AKP ile Cemaat kavgası olmasaydı, bu gerçeği kamuoyu hala öğrenemeyecekti. 18 yaşından küçük bir milliyetçi gencin fevri cinayeti olarak olay kapatılacaktı.
O halde çare halkın polisi, halkın yargısı. Halkın iktidarı.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...