20 Nisan 2016 04:54

Cisimler ve gölgeler

Paylaş

Kürt sorununun çözümünün “terörle mücadele” zeminine geri çekilmesi devletin tüm fraksiyonlarını, parlamenter işleyişin olduğu koşullarda, şimdiye kadar görülmemiş ölçüde birleştirmiş görünüyor. Marx’ın deyimiyle “Egemen sınıfın siyasal egemenliğinin tümüyle örgütlenmemiş olduğu koşullarda fraksiyonlara ayrışmış varlığı”, kendi “saf siyasal ifadesini” mevcut Hükümetin politikasında birleşmek suretiyle cisminin ağırlığından kurtuldu. Tersi de doğrudur. Koalisyonun unsurlarını “Cisimlerini yitiren gölgelere çeviren saf siyaset”in zamkı sayesinde AKP devlet siyasetinin cismi haline geldi. Ama yine Marx’ın deyimiyle “ilk koşulu ayrılma olan ittifaklar, ilk yasası kararsızlık olan savaşlar”dan doğan bu koalisyon “aynı gerilimlerin ve aynı gevşeyip yumuşamaların durmadan yinelenmesiyle bezdirici gelişmelere...”* mahkum. 

7 Haziran seçimlerinden sonraki tablo içinde AKP ile koalisyona girmeyerek ikinci bir seçimi gerçekleştirmesi için AKP’ye destek olan MHP, milletvekili hesabına dayalı bir koalisyondan çok daha büyük bir yardımda bulunmuştu. MHP seçimlerden çıkan aritmetik sonucun kendisine sunacağı iktidar avantajlarına “tenezzül etmeyerek” cisminin erimesi pahasına fikrinin iktidarda olmasını tercih etti. Devletin saf siyasetini bünyesinde toplayan AKP Hükümeti adına “cisimsiz bir gölge” olmaya rıza gösterdi. Şimdi, siyasal etki pahasına toplumsal tabanı lideri tarafından törpülenen partinin kitlesi beş adayın arkasında mevcut lideri değiştirmek için kurultay kapılarını zorluyor. Cismin dağılan parçaları yeniden bir araya gelebilir mi, bu kadar dağınıklıkta üzerinde uzlaşılan Bonapart kişisi yeniden Bahçeli olabilir mi yakında göreceğiz?

Devlette gölgesi gibi cismini de çoktan yitirmiş CHP ise hem 7 Haziran seçimlerinden sonra hem de kendisine her ihtiyaç duyulduğu anda bu büyük devlet koalisyonunda yer alabilme imkanlarını zorladı. Suriye teskeresi oylanırken resmi görüşü “evet” olan partinin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bir televizyon programında dokunulmazlıkların kaldırılmasına da partisinin evet diyeceği beyanında bulunarak koalisyonun “mütemmim cüz”ü olmaya teşne olduğunu ilan etmiş durumda. 

12 Eylül öncesinde solcular “Sosyal demokrasinin, faşizmin koltuk değneği” olduğunu söylerlerdi. Düne kadar toplumun kültürel kutuplaşmasına AKP’den daha az hizmet etmemiş olan CHP’nin, “Bizden de olsa suç işleyen vekil yargılansın” gibi ahlaki gerekçelerle AKP’ye verdiği destek ile “saf siyasal” odağa dahil olma çabasının ulaştığı boyut bu tespitin hâlâ kullanılabilir olduğunu doğrular nitelikte. 

Koltuk değnekliğine soyunduğu odak, bu küçük yardımın desteğine ihtiyacını tatmin edip artık onsuz da yürüyebildiği anda “ilk koşulu ayrılma olan ittifaklar, ilk yasası kararsızlık olan savaşlar”dan oluşan siyaset tablosunda CHP’ye düşen pay muhtemelen MHP’ye düşenden farklı olmayacak. Bunu herkes söylüyor: Kılıçdaroğlu, CHP’ye “düzen partisi” koalisyonunda muteber bir yer kazandıracağını zannederken aslında kendisine dönecek bumerangı fırlatıyor. Yargıya, yasamaya, yürütmeye tek bir merkezden komuta eden düzen partisinin öfkesi kendi partisinin milletvekillerine yöneldiğinde şimdiye dek çok parçalı bir partiyi idare etmesini kolaylaştıran Bonapart hasletlerinin Kılıçdaroğlu’yu kurtarıp kurtaramayacağını da yakında göreceğiz.

Hiçbir “saf siyaset”, “ilk koşulu ayrışma olan ittifakların” sonsuza kadar sürmesini sağlayamaz. İç çelişkiler, yenilgiler veya ikbal hesapları bu koalisyonun derme çatma olmasının sebebidir. Ama bunları su yüzüne çıkartacak olan da toplumsal taleplerin zorlayıcı gücü ve emekçilerin örgütlü ağırlığıdır. Yoksa dağılmaların ardından yeniden bütünleşmelerin gündeme geldiği, yıkılan eksenlerin yerine yenilerinin kurulduğu “Aynı gerilimlerin yinelenmesiyle bezdirici gelişmeler” kendini yineleyip duracaktır.

Uhdesi, her zaman tek bir “düzen partisi”nde bütün fraksiyonları buluşturabilen bir saf siyasette tecelli etmek olan devlet cismi, kendi fraksiyonlarının bütün gölgelerini silikleştirmesinin en sağlam koşulunun halkın büyük parçalanmışlığı olduğunu bilir çünkü. 

* Alıntılar Marx’ın “Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i”sinden 

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...