17 Mart 2016 04:32

Terörün yeni tanımı

Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mart Tıp Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada terörün yeni tanımını yapmış. Medya konuşmayı böyle aktarıyor. Erdoğan, “Elinde silahı olan teröristle, unvanını ve kalemini teröre destek olma noktasında kullananların arasında fark yoktur. Unvanının milletvekili olması, gazeteci olması, STK yöneticisi olması, o kişinin aslında bir terörist olduğu gerçeğini değiştirmez” buyurmuş. Ve, yine Erdoğan bu düşünceleri doğrultusunda yasal bir düzenleme yapılması gerektiğini söylemiş
Erdoğan’ın söylediklerini okuyunca, bu yazının başlığı yanlış oluyor. Erdoğan terörün yeni tanımını yapmamış, doksanlarda Çiller-Ağar iktidarı tanımına geri dönmüş. Yani, “Beyaz Toroslar politikası”na geri dönmüş. Zaten altı aydır Kürt kentlerinde yapılanlara baktığımızda bunu görüyoruz.
Doksanlarda, Erdoğan’ın yapmak istediği düzenin yasal çerçevesi de yapılmıştı. 1992’de çıkarılan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu aynen Erdoğan’ın istediği gibi bir yasal düzenleme idi. O kanunu ihlalden kimler yargılanmadı ki bu memlekette. Bir kaçını sayalım. Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Ahmet Altan, Murat Belge, KESK, DİSK, TYS başkanları, içlerinde Evrensel gazetesi imtiyaz sahipleri, yazı işleri müdürleri, yazarları ve muhabirlerinin de bulunduğu yüzlerce yazar, gazeteci, vs...
Sonra ne oldu? Terörle Mücadele Kanunu birkaç defa değiştirildi. Bu yasayı ihlalden mahkum edilenlere bir kaç kez af (cezanın ertelenmesi vs.) çıkarıldı. Bu yasayı ihlalden mahkum olanlara AİHM kararları nedeniyle devlet tarafından paralar ödendi. T.C. devleti dünya çapında ifade ve basın özgürlüğünü ihlal eden birinci devlet olarak tanındı
AKP ve Tayyip Erdoğan daha önce yapılanların aynını yaparak farklı bir sonuç elde edeceğini sanıyor. Böyle düşünenler için bildik bir tanım var. Yazmaya gerek yok. Herkes anlamıştır.
Aslında, Erdoğan 14 Mart günü söylediklerini altı aydan fazla bir süredir yasal bir düzenlemesi olmadan (tıpkı fiili başkanlık gibi) uyguluyor. Sokağa çıkma yasakları, ordu birlikleri ile kentleri kuşatma ve yüzlerce ölüm, Kürtlerin yirmi sene sonra yine göç yollarına düşmesi vs. vs
“Silahı olanla olmayan aynıdır” pratiğini ise en son ve en bariz bir şekilde aydın ve akademisyenlere açılan soruşturmalar, üniversitelerden atılmalar, önceki gün İstanbul’da üç akademisyenin tutuklanması ve en son dün avukatların da tutuklanması vb. şeklinde yaşıyoruz
Ama, yukarıda belirttiğimiz gibi, bütün bu tedbirler yeni değildir. Doksanlarda uygulandı. Doksanlardan önce de çok uygulandı. Hepsinin sonucu aynı idi. Çok sayıda ölüm. Ekonomik yıkım. Unutulması imkansız acılar ve biriken kin. Ve tabii ki, ülkenin tümü için demokratik bütün hak ve özgürlüklerin askıya alınması. İşçi sınıfı başta olmak üzere halkın bütün kesimlerinin hak arama mücadelesinin zorla bastırılması vs. vs.
AKP ve Erdoğan’a “Beyaz Toros Konsepti” hayırlı olsun!
Olur mu, olmaz mı; onlar da bir süre sonra kendilerinden öncekiler gibi görecek.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...