02 Mart 2016 04:12

Dünyanın en pahalı arsası

Paylaş

“Can Dündar’ın gazetecilik kimliğinden uzak bir şekilde hapse girdiğini” söylüyor Süleyman Soylu. Kendileri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olur. Devam ediyor: Böyle bir kişiden ne aydın çıkar, ne gazeteci ne de bu memlekete bir faydası olur. Erdoğan imzacı akademisyenler için aydın müsveddeleri dedikten sonra Bakanın lafında derin bir hikmet arayacak değiliz. Önemli olan, Bakanın bu laflarına eklediği şu cümle: “Dünyanın en pahalı arsasında yaşıyoruz, bu arsada herkesin gözü var.” İyi ama zaten Can Dündar ve Erdem Gül, Suriye sınırlarına TIR’larla sokulmaya çalışılan silahlarla ilgili görüntü kayıtlarını yayımlayarak kimin başkasının arsasında gözü olduğunu göstermemişler miydi? Zaten bunu faş ettikleri için hapiste tutulmadılar mı?

Geçen yaz, İncirlik hava üssü ile hava sahası ABD öncülüğündeki koalisyonun savaş uçaklarına açılırken de böyle bir arsa kaybı endişesi yoktu. Çünkü hem arsa hem siyaset spekülatörleri için bu ikram, faiziyle geri alınacak bir yatırım kıymetindeydi.  
Bir ara Suriye’ye beş dakikada girip çıkarız, gider Emevi Camii’nde namaz kılarız diye iri iri laflar söylerken şimdi bütün dünyanın aslında Türkiye’yi bölmeye hazır düşmanlardan ibaret olduğunu, arsanın elden gittiğini tespit eden sadece Soylu değil. Bir süredir Hükümet böyle bir haleti ruhiye içinde. Resmi gazetenin yazarları Türkiye’den girip Suudi Arabistan’daki kutsal topraklara kadar haritayı kesmek için elinde makasla bekleyen düşmanlardan bahsediyor. Demek ki Emevi Camii’yle simgelenen ata yadigarı topraklara sahip olma hayalindeki fatihin heyecanı, arsa spekülatörünün kaybetme hezeyanına dönüştü. Halbuki o fatih, Misakımilli sınırları içine sıkışmaktan ölesiye korkuyor, bölgedeki paylaşım savaşından en iri parçayı kapmaya, madem haritalar yeniden çiziliyor benim sınırlarım da genişlesin diye uğraşıyordu.

Paylaşım savaşının nüfuz elde etmek, hegemonik üstünlüğü ele geçirmek gibi daha soyut isteklerle değil, apaçık toprak talebiyle sürdüğü bir dönem bu. Bu yüzden halkın “yaşam alanım” dediği arazilere arsa muamelesi çekerek maden şirketlerine, HES rantiyelerine, AVM yatırımcılarına ve süper projelerin asalaklarına parsel parsel hibe edilmesinden elde edilen ve edilecek kâr gözü doyurmadı. Sur şehri toplarla dövülüp sakinleri göçe zorlanırken TOKİ krallığına bakir arsalar kazandırmanın getirisi de hayallere dar geldi. Sur’un ve Cerattepe’nin sakinleri bu rant hücumuna direndikçe onların isimleri de “Bu kıymetli arsada gözü olan” düşman hanesine yazıldı.

Sur ve Cerattepe’nin bir kentsel dönüşüm kavramını kullanırsak eğer,  “soylulaştırılması” projesinden doğrudan Süleyman Soylu sorumlu değil. O kendi sorumluluk alanında başka arsalar icat etmekle meşgul. Örneğin kıdem tazminatını kaldırmakla. Kıdem tazminatının kaldırılmasının ne kadar geniş istihdam alanı yaratacağına işçileri inandırmaya çalışmakla.
Kürt illerinde patlayan silah sesleri arasında gürültüye gidiyor ama emekçi sınıfları tamamen köleleştirecek kiralık işçi yasa tasarısı da komisyondan geçen hafta geçti. Kaşıkla verilmiş olan asgari ücret kepçeyle alınırken iki aydır ücret farkı için direnen Renault işçilerinin 15i işten atıldı. İşçilerin üstlerine kapısı kapatılan fabrikanın kapısına polis dayandı. Çalışma Bakanı arsa edebiyatı yaparken ve kıdem tazminatının kaldırılması hakkında güzellemeler yaparken oldu bunlar. O sırada Cumhurbaşkanı da Can Dündarları tahliye eden AYM kararını tanımadığını söylüyordu.

Arsacı spekülatör siyasetin elemanları bastıkları her karış toprağın parsellenebilme ihtimalini seviyor. Yürütmeyi kısıtlayan yasaları ve yasa kurumlarını da tanımıyor doğal olarak. Ama bu hastalıklı tutum sadece toprağa yönelmiş değil. Kürtlerin, işçilerin, emekçilerin, köylülerin, aydınların-gazetecilerin hayatlarının ve zihinlerinin her köşesi metaforik birer şantiye alanı. “Soylulaştırılıp” arsa haline getirilen sadece topraktan ibaret değildir bu bakımdan. Soylu’nun “pahalı arsa”sında dış düşmanların gözü var mıdır bu tartışılır ama onun dahil olduğu Hükümetin gözü, hayatımızda ve zihnimizin üzerindedir.
Bunları parsellemek ve arsalaştırma bedelini ödemek o kadar kolay değildir ama. Çünkü çok, çok pahalıdır!

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...