03 Şubat 2016 04:56

Türk tipi!

Paylaş

Cumhurbaşkanına göre “Bugüne kadar kurulan” anayasaların hepsi ithal. Bu yüzden yeni anayasa milli ve Türk tipi olmalı. Aynı şeyleri başkanlık sistemi için de söylüyor. 

Yerli, milli ve Türk tipi olan bir anayasanın nasıl kurgulandığı, şimdiye kadarki AKP icraatına bakılarak çıkarılırsa, bunun zaten demokratik bir süreç olmayacağı açık. Hükümet sayesinde, 14 yıldır kanun hükmünde kararnamelerin, torba yasaların, duruma göre alelacele çıkarılan yasaların zemini oldu parlamento. Yasama organı AKP’nin istediği yasaları çıkarmak için çalıştı. Buna rağmen Erdoğan yasama organının hız kesici olduğunu düşünüyor.  

Oysa bu tek taraflı yasa çıkarıcılığının geldiği nokta hukukun iptal edildiği bir yer oldu sonuçta. Kaymakamlardan mevzuatın bir kenara bırakılmasının istendiği keyfiyet noktasındayız. Bir cihaz olarak devletin şimdiki yöneliminin en küçük mülki amire kadar yaygınlaştırıldığı; devlete karşı yurttaşın değil yurttaşa karşı devletin güçlendirildiği bir yer burası. Yasanın, mevzuatın belirleyiciliğinin iptal noktası. 
Adına milli, yerli Türk tipi... ne denirse densin, “tek adam”ın kontrolündeki yürütmenin yasanın önüne geçtiği düzen esasen küçümsenerek kullanılan ithal kavramıyla pekala uyar. Müstakbel anayasanın kurgusu bu fiiliyata göre yapılıyor işte... Fiili durumu yasalaştırmak için. 

Hak ve özgürlükleri kısıtlayan, kazanımları ortadan kaldırmaya teşne bir keyfiyete geniş alan açan anayasalar dünyanın her yerindeki baskıcı rejimlerin elinden çıkan anayasalardır. Dünya emekçileri bu hiç de yerli ve milli olmayan, birbirine benzer anayasalara maruz kalmışlardır hep. Öte yandan emekçilerin uzun mücadeleler sonucunda kazanımı haline gelmiş temel hak ve özgürlükler insanlığın evrensel değerleri haline gelmiştir ve bu demokratik değerler her ulustan emekçilerin kendi ve yerli malı gibi kullanabileceği değerlerdir. Demokrasi milli sınırlara sığmaz.  

Böyle bir birikimin eseri olan anayasalar bir Fransa yurttaşı için ne kadar yerli ve milliyse Türkiyeli yurttaş için de o kadar yerli ve millidir aynı zamanda.  

Kimse kimseyi kandırmasın; yerli ve milli olanın evrensel olanla çatıştığı; evrensel demokrasi normlarının ithal olduğu gerekçesiyle küçümsenmeye layık olduğu bir dünya olmadı hiç. Demokratik prensiplerin Misakımillisi yoktur ama despotluğun, faşizmin de. 

12 Eylül Anayasası değişmeli. Bundan 30 yıl önce darbeyle şekillendirilen üstelik ağır bir baskı ortamında oylamaya sunulan bu anayasa o günkü toplumsal ve siyasal ilişkileri sabitlemek üzere yazılmıştı. Üzerlerinden tank ve palet geçmiş başka halkların da maruz kaldığı anayasalar 12 Eylül Anayasasının çok benzeridir. Bu, öteki askeri darbe bölgelerinden ithal edilmiş faşist anayasayı bu topraklarda yaşayan emekçiler sürekli mücadele ederek birçok bakımdan geçersizleştirdiler. Doğrusu bir hayli yerli ve milli bir mücadele oldu bu. Arjantin’in, Şili’nin, Yunanistan’ın emekçileri de aynı şeyi yaptılar.

Hadi bunu geçelim, bir başka açıdan bakalım: Bunca yıllık kutuplaştırma politikalarının sonucunda birbirine diş bileyen bloklara bölünmüş bir toplumda, halisane milli ve yerli olan neye göre belirlenecek? AKP’ye oy veren kitle ile vermeyen kitle arasında oluşan devasa yarığı örtebilen bir milli ve yerli var mıdır? 
Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği tarafından yürütülen “Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması”nın sonuçlarına göre durum oldukça vahim...

Yurttaşların konuşurken kullandıkları “biz” kavramının son derece farklı değerleri içererek oluştuğu bir tablo bu. “Biz” kategorilerinde yer alanlar öteki “Biz”lerle komşuluk yapmayı, çalışmayı, çocuklarının onların çocuklarıyla  arkadaş olmasını istemiyor. Ülkenin bugünü ile geleceğini, mevcut ekonomik ve sosyal ilişkiler kapsamında kendisinin ve ailesinin şimdisini ve yarınını her “Biz” grubu diğerlerinden değişik tarif ediyor. Kaderde ve kıvançta birbirinden ayrışmış bir topluluktan süzülerek damıtılmış bir yerli ve milli yok bu bakımdan. 

AKP’ye oy verenlerin yerli ve milli olanı temsil ettiği düşünülüp geriye kalanlar ithal yurttaş muamelesine tabi tutulacaksa o başka! Bu durumda da herhangi bir anayasa hazırlanamaz. Meclisten, referandumdan geçse bile bir toplumsal mutabakata dayanmadığı için uzun ömürlü olamaz. Böyle bir anayasa, başka bir anayasanın çelişkilerini içinde barındırması kaçınılmaz olduğu için halka yeni bir yük olmaya adaydır daha şimdiden. 

Göreceğiz.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...