25 Aralık 2015 05:00

Demokrasi ve İslam: Zor zanaat

Paylaş

Demokratik İslam Kongresi’nin ikincisi gerçekleştirildi. Mezhepçilik, tarikatçılık eleştirilirken yine tarikatçılık mezhepçilik yapılmak zorunda kalınıyor. Sonuç bildirgesinin Emevilere yönelik eleştiri ile başlaması bile bu yönde emareler taşıyor: “Hz. Peygamber’den Hz. Ali’nin vefatına kadarki süreçte uygulanan demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi, sosyal adaletçi ve ekolojist bir İslam anlayışı hâkim iken; maalesef Emevilerle birlikte köleleştirici, cariyeleştirici, cinsiyetçi, sınıfsal ayrıştırıcı, kabileci, ırkçı ve saltanatçı bir anlayış ortaya çıkmıştır. Bu anlayış sadece Emeviler dönemiyle sınırlı kalmamıştır. Bilakis, bir yandan Haricilik-Neoselefilik-Vehabilik-IŞİD seyir çizgisiyle; bir yandan da Fars-İslam, Arap-İslam ve Türk-İslam gibi sentezlerle günümüzü de etkisi altına almıştır. Din adına yürütülen bu yönetim biçimleri Müslümanların coğrafyasına kan, gözyaşı ve yıkım dışında bir şey getirmemiştir. İşte, Demokratik İslam Kongresi böyle bir çarpık ve sapkın anlayışa dur deme ve “Medine Sözleşmesi”ni tekrar gündeme getirip güncelleme ihtiyacından ortaya çıkmıştır.”
Medine Sözleşmesinin önemli bir tarafı Yahudiler idi. Zaten Hz. Muhammet de defaatle kendini Hz. İbrahim’in milletine (dinine) bağlıyor. Burada esas soru, Yahudilik veya İslâm barış dini midir sorusudur. Ben bir yargıda bulunmak istemiyorum ancak hem Tevrat’tan hem de Kur’an’dan bazı ayetleri vermekle yetineceğim.
Tevrat (Eski Ahit), 3 Musa, [Tanrı’dan Uzaklaşmanın Cezası] Lev.26: 15-16 Kurallarımı çiğner, ilkelerimden nefret eder, buyruklarıma karşı çıkar, antlaşmamı bozarsanız, sizi şöyle cezalandıracağım: Üzerinize dehşet salacağım. Verem ve sıtma gözlerinizin ferini söndürecek, canınızı kemirecek. Boşa tohum ekeceksiniz, çünkü ürünlerinizi düşmanlarınız yiyecek(…) Lev.26: 18-19-20 “‘Bütün bunlara karşın beni dinlemezseniz, günahlarınıza karşılık cezanızı yedi kat artıracağım. İnatçı gururunuzu kıracağım. Gök demir, yer bakır olacak. Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.(…). Lev.26: 27-28-29 “Bütün bunlardan sonra yine beni dinlemez, bana karşı çıkarsanız, bu kez ben de öfkeyle size karşı çıkacağım ve günahlarınıza karşılık sizi yedi kat cezalandıracağım. Açlıktan çocuklarınızın etini yiyeceksiniz. (…) Lev.26: 36 “Düşman ülkelerinde sağ kalanlarınızın yüreğine öyle bir korku düşüreceğim ki, rüzgarın sürüklediği yaprakların sesinden bile kaçacaklar. (…) Lev.26: 41 -bu yüzden onlara karşı çıkıp kendilerini düşman ülkelerine sürmüştüm- inadı bırakıp alçakgönüllü olur, suçlarının bedelini öderlerse, (…) Lev.26: 45 Tanrıları olmak için öteki ulusların önünde Mısır’dan çıkardığım atalarıyla yaptığım antlaşmayı onlar için anımsayacağım. RAB benim.”
Elmalı Hamid Yazır Meali Nisa Suresi “O halde siz neye Münafıklar hakkında iki fırka oluyorsunuz? Allah onları kazandıkları vebal yüzünden terslerine döndürdüğü halde Allah’ın sapdırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Her kimi Allah sapdırırsa artık sen ona yol bulamazsın. ?88? Arzu ettiler ki kendilerinin küfre sapdıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız, onun için onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin, yok aldırmazlarsa o vakit bulduğunuz yerde kendilerini tutun ve öldürün, ve onlardan ne bir dost ne de bir yardımcı edinmeyin. ?89?” Tevbe Suresi “O kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde ne Allah’a ne Âhiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resulü’nün haram ettiğini haram tanımayan, ve hak dinini din edinmeyen kimselere küçülmüş oldukları halde elden cizye verecekleri hale kadar harbedin. ?29?” Ahzab Suresi “Hem de ehli kitaptan onlara muzaheret edenleri: kalblerine korku düşürerek kulelerinden indirdi, bir kısmını katlediyordınız bir kısmını esîr. ?26? Ve arazilerini ve yurtlarını ve mallarını size miras kıldı, bir de bir arzı ki daha ona ayak basmadınız, Allah her şeye kadîr bulunuyor. ?27?”
Kitaplarda bu mealde başka ayetler de var. Bizzat Hz. Muhammet’in döneminde savaşlar oldu, savaş ganimeti (savaş dulu veya ittifak amaçlı) onlarca kadını oldu, Hz. Ali onun kılıcı idi, onun da çok sayıda eşi/kadını oldu.
Sami Dinlerinin oluşum dönemlerinde demokrasi diye bir ölçüt yoktu. Kaygım o ki; İslâm’ın demokratikleştirilmesi arayışları, eğer İslâm özünden bir şey vermeyecekse, demokratların kaybından başka bir anlama gelmeyecektir. Dileğim o ki, demokrasi dine, Kürdün Türkün aydını da Nurcusuna dincisine kurban gitmesin.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa