06 Haziran 2015 14:14

Barajını da bombanı da al git!

Paylaş

“Nasılsa barajı geçemezler” rahatlığı, “ya geçerlerse” kaygısına, ordan da “eyvah geçiyorlar” korkusuna dönüşünce kasılmalar başladı…

İktidar, hegemonya ve ‘baraj’ aynı hizada şimdi, sıkıştıkları köşede, kontrgerilla bombalarından bile medet ummaktalar!

Diyarbakır’da patlatılan bombalardan yayılan sarsıntı, birbirine sığınmış bu zavallı ‘üçlü’nün kaybetme korkusuyla girdikleri titreme nöbetinden başka bir şey değil…

Zalim iktidarlar korktu mu böyle korkar işte…

Korkarlar ve korkutmaya çalışırlar.

İzbe sığınaklarda tezgâhladıkları kahpe tuzaklarda boğmak isterler, saltanatlarının yıkılma olasılıklarını.

Alabildiğince gözü karadırlar; enselerinde hissettiklerinde o kaybetme korkusunu, uğursuz ‘fıtratlarının’ kapsama alanına girmeyecek canavarlık, pislik yoktur.

Kontrgerillaya sığınmaları bundan…

Halkların boğazlaşmasını kurgulamaları bundan…

Barışçı bir gelecek düşüyle ayağa kalkmış bir halkı kriminalize ederek terörle, çatışmayla, şiddetle özdeşleştirmeye çalışmaları bundan…

Barışın savaştan daha zor olması da toplumun ayaklarına dolanan karanlık iktidar hesaplarından değil mi zaten?

Bugün, barışımıza nefes aldırma günüdür işte!

Önümüze kurdukları tuzakları, çevirdikleri dolapları, yaptıkları hesapları ayaklarına dolama vaktidir.

Başaracağız!

Ölümüne barış diyen bir halk, baş güvencemizdir.

Ölümüne barış, ölümüne savaş dersinden yüzünün akıyla geçmiş bir halkın işi olabilir ancak!

Kahpe bombalarla can verenlerin, kolu, bacağı kopanların işi…

Barış mücadelesinin, bombalı tuzaklarla tahkim edilmeye çalışılan o malûm barajı yıkmakla iç içe geçtiği gündür bugün.

Ha, bütün bu olup bitenin, “şeçim önemli değil” ezberiyle idare etmeye çalışan ve solcu geçinen bazı avanaklara anlatacağı şeyler de olmalı…

Muktedire, kontrgerillaya bakıp ders alsınlar bari!

Onları titreten ‘olasılık’ nasıl enterese etmez kendilerini?

Böylesi bir ‘bana ne’cilikle solculuk yapılmaz, ‘kaşarlık’ yapılır ancak!

Evet, herkes seçimini yapacak bugün:

Ya, ‘barajını da bombanı da al git’ diyeceğiz…

Ya da?

Kontrgerillaya muhtaç düşmüş, kokuşmuş bir devri saltanatın ağız kokusunu bir süre daha çekmeye devam edeceğiz…

Tarih önümüze güzel ve de gayet ‘pratik’ bir olasılık çıkardı.

Bu olasılığı olanağa çevirmek, tarihsel bir sorumluluk gerektiriyor.

Haydi!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa