‘Akil Adamlar’, CHP ve samimiyet


05 Haziran 2011 10:23

Kürt sorununun çözümü konusunda, dünyadaki benzer sorunların çözüm deneyimlerinden yola çıkılarak çeşitli öneriler gündeme getiriliyor. Bunlardan biri de çatışmalı sürecin sona erdirilmesi ve çözüm koşullarının belirlenmesi için İrlanda ve Güney Afrika’da oluşturulan ‘Akil Adamlar Komisyonu’dur. 2007 sonlarında Öcalan tarafından dillendirilen bu öneri geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu tarafından yeniden gündeme getirildi. Hükümet ve yanlısı medya, bu öneriyi tartışmak yerine daha baştan “Öcalan’ın önerisini savunuyorlar” söylemlerine sarılarak ‘akil’ olmayan bir tutum içinde oldu. ‘Akil Adamlar Komisyonu’, toplum üzerinde saygınlığa sahip olan farklı çevrelerden tanınmış kişilerin bir araya gelerek sorunun çözüm koşullarını ve çözümün temel esaslarını tartışması/topluma tartıştırması anlayışına dayalı bir kurul olarak gündeme getirilmişti. Daha önce dünyanın farklı ülkelerinde oluşturulan benzer kurullar, çatışmaların sona erdirilmesi ve toplumun çözüm süreçlerine dâhil edilmesi konusunda ‘kolaylaştırıcı’ bir rol oynamışlardı. Bu tür kurullar toplumsal gerilim ve kamplaşmanın ortadan kaldırılmasında önemli bir rol oynayabiliyor. Ama AKP Hükümeti, bu öneriyi bile gerilim ve kamplaşmayı derinleştirmek için kullanıyor. Bu öneriyi savunanları “terörizmle işbirliği” yapmakla suçluyor.
CHP son zamanlarda yüzde on seçim barajının düşürülmesi, “özerklik”, ‘hakikat Komisyonu’nun kurulması ve en son ‘Akil Adamlar Komisyonu’ gibi sorunun çözümü bakımından önem taşıyan konuları gündeme getiriyor. Bu konuların Kürt ulusunun inkârına dayalı “tekçi cumhuriyet”in kurucusu olan ve bu nedenle de yıllardır Kürt sorununda şoven bir yaklaşım sergileyen CHP tarafından dillendirilmesi elbette emek ve demokrasi cephesindeki güçler bakımından çeşitli kaygı ve tereddütlerle karşılanmaktadır. Bunda anlaşılmaz bir şey de yoktur. Ama öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, eğer bu çözüm önerileri bugün CHP tarafından gündeme getiriliyorsa, bundan çıkarılması gereken ilk sonuç artık sorunun “cumhuriyetin kurucusu partinin” bile kaçamayacağı bir noktaya geldiğidir. Dolayısıyla samimiyet meselesinden önce altı çizilmesi ve sorunun demokratik çözümü için mücadele eden güçler tarafından önemsenmesi gereken yer, bu öneri ve tartışmaların sorunun toplumun geniş çevreleriyle tartışılmasına ve çözüm koşullarının oluşmasına hizmet etmesidir. O yüzden bu önerilerin CHP tarafından yapılmış olmasının, bu konudaki genel algının aksine emek ve demokrasi güçleri bakımından rahatsızlık yaratıcı bir tarafı yoktur.
Samimiyet meselesine gelince… AKP de, CHP de, MHP de egemen sınıfların çıkarlarını korumak, mevcut düzenin devamını sağlamak üzere kurulmuş düzen partileridir. Bu seçimlerde emek, barış ve demokrasi güçleri, bu düzen partilerinin karşına ‘Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’ ile çıkmaktadır. Kürt sorununun hak eşitliğine dayalı çözümü, toplumun tüm kesimlerinin kendilerini ifade etme koşullarını sağlayacak demokratik bir anayasa ve insanca yaşam için Kürt, Türk, Alevi, Sünni her milliyet ve inançtan halk güçleri blok ile ortak bir gelecek için güçlerini birleştirmiştir. Bu bakımdan CHP ya da AKP,  egemen sınıfları hükümet düzeyinde temsil edecek parti hangisi olacaksa olsun, bugün blok etrafında birleşmiş ve birleşebilecek halk güçlerinin değil, karşı tarafın temsilcisi olacaktır. Ve egemen sınıfların ve onların temsilcilerinin samimiyetinin ve adım atmalarının tek ölçütü, halk güçlerinin mücadele ve örgütlülük düzeyidir. Yani yapılması gereken ne CHP’yi desteklemek, ne de CHP samimi mi diye oturup beklemek değildir. Bu konuda geçmiş dönemde AKP’den benzer beklentiler içine girmenin ülkeyi getirdiği nokta ortadadır. Yapılması gereken bu taleplerin gerçekleşmesi için seçimde ve sonrasında blok etrafında daha güçlü ve daha fazla birleşik mücadeleyi örmektir. Yoksa CHP gibi TÜSİAD da, kendi sınıfsal çıkarlarının devamı için Kürt sorununda ve demokratikleşme konusunda mevcut politikalarda değişiklikler yapılmasını önermektedir.
Bugün AKP ve CHP arasında Kürt sorunu ve demokratikleşme konusunda yaşanan tartışma, halklarımızın eşit haklar temelinde ve insanca yaşayabileceği bir ülke kurma mücadelesinin olanaklarını arttırmaktadır. Bugün bu olanağı bir gerçekliğe dönüştürmenin yolu,  halklarımızın kendi seçeneklerini; ‘Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nu büyütmesinden  geçmektedir.

evrensel.net
www.evrensel.net