Kapital


05 Haziran 2011 09:42

Son kriz Marx’ı bir kez daha gündemin ilk sıralarına yükseltirken, Marx’ın önemli yapıtı olan Kapital’e olan ilgiyi de artırmıştır. Ne hoş bir rastlantıdır ki, bu büyük eserin Türkçe çevirisi değerli akademisyen Nail Satlıgan tarafından gerçekleştirilerek kamuoyuna sunulmuş bulunmaktadır. Kapital’in basımını gerçekleştiren Yordam Yayınevi, bu vesile ile Kapital üzerine bir toplantı tertipleyerek, konu etrafında nitelikli bir fikir ortamı oluşmasını sağlamıştır. Bu toplantının izlediğim birinci oturumunda değerli hocamız Korkut Boratav yanında, Kapital’in çevirisini gerçekleştiren Nail Satlıgan, ve Marksizm üzerinde çalışmalar sürdüren Özgür Öztürk ve Ahmet Tonak yer alarak değerli fikirlerini katılımcılarla paylaştı.
Tarihsel maddecilik ve diyalektik konusunda bir konuşma yapan Boratav Hoca, toplumsal devinim sürecinde nedensellik ilişkisi bağlamında toplumsal dinamiklerin hangi etkileşim içinde oluştuğunun anlaşılmasının önemli olduğunu vurguladı. Toplumların ilerlemesi, nedensellik bağlamında gelişen etkileşimler sürecinde gerçekleştiğinden, istikrar kavramının toplumsal gelişmenin önündeki en önemli bir engel olduğu görüşünü geliştirdi. Seçime giden ülkemizde, iktidar partisinin elindeki en büyük koz olarak görülen “istikrar” vurgusunun, aslında toplumu gerileten ve dinamizmini engelleyen bir irade beyanı olduğu yorumuna yer verdi.
Bilimsel bir yaklaşım olarak Marksizm’in önemi, teorinin bir yandan tarihsel maddeciliğe ve diyalektiğe yer vermesi, diğer yandan da üretim ilişkilerinde gerçekleşen emek sömürüsünü açıklamasından kaynaklanmaktadır. Fakültelerimizde okutulan ana akım iktisat öğretisinin peçelediği ekonomik ilişkiler ve emek sömürüsü Marksizm’in ana çatısını oluşturmaktadır. Hal böyle olunca, üretim sürecinde toplumsal ilişkilerin ve sınıf çatışmalarının anlaşılması açısından başat iktisat öğretisinin Marksizm ile ikame edilmesi kaçınılmazdır.
Marksizm, genellikle sanıldığı gibi, sosyalist sistemin ekonomi politiği değildir. Tam tersine, Marksizm kapitalist sistemin işleyiş süreçlerini açıklayan ve bu süreçler üzerinde oluşan sosyal kurumları betimleyen bir öğretidir. Ekonomik krizlerin derinleşerek yaşandığı günümüz koşullarında Marksizm’in güncelleşerek öneminin artması, eserlerinde dağınık olarak serpiştirilmiş kriz görüşlerinin isabetinden kaynaklanmaktadır. Sistemin devinim süreçlerinde krizlerin yaşanmasının kaçınılmaz olduğu ileri sürülmüş olan Marksizm’in, bu konuda ana akım iktisat öğretisine üstünlüğü tartışılmazdır.
Ana akım iktisadın kapitalist üretim ilişkilerinin patolojik süreçlerle sömürü ve sınıflar arasında çatışmaya neden olan yönünü perdeleyerek, sistemin dengeye yönelik olduğu şeklindeki saptırıcı görüşleri, işleyiş derinlikleri ve etkileri ile sistemi anlamamızı engellemekte ve bu yaklaşımı ile bilimsel olmaktan uzaklaşmaktadır. Buna karşın, Marksizm ise, sistemin işleyişini çözümleme ve sonuçlarını gözlerimizin önüne serme yönü ile bilimsel niteliği açısından belirgin bir üstünlüğe sahip bulunmaktadır. Durum böyle olmakla beraber, standart iktisat öğretisinde Marksizm’in niçin dışlandığı, bunun yerine ana akım iktisadın ön plana çıkartıldığı anlaşılır gibi gözükmemektedir.
Sistemin işleyişini bilimsel olarak çözümleyen, hatta geleceğe ışık tutabilen Marksizm’in temel iktisat öğretisi olarak kabul edilmemesinin sırrı da, bizzat Marksizm’in sistemi yorumlama felsefesinde gizlidir. Şöyle ki, kapitalist sömürü yoluyla ekonomi ve onun üzerinde siyasal güç ve nüfuzunu artıran sınıfların, hakimiyetlerine dayanarak topluma yaydıkları ideolojik aygıtlar, toplumsal eğitim felsefesine de duhul ederek hakim sınıflar lehine şekillenmesini sağlamaktadır. Hal böyle olunca, sistem ideolojisini oluşturan ve topluma yayan başat sınıflar, çıkarlarına hizmet eden sistemin devamını sağlamak amacıyla kapitalizmin temel işleyişini simgeleyen güçler çatışmasının açığa çıkmasını istememekte, bu nedenle de gözlerimizin görüş bozukluğunun düzeltilmesini engellemektedir.

evrensel.net
www.evrensel.net